ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27 °C
Parçalı Bulutlu

YOLCULUK – Nevcihan Oktar –

06.03.2013
1.689
A+
A-

YOLCULUK
Hasan Ali Toptaş’ın Bin Hüzünlü Haz’ı
Romanın çıkışındaki temel metafor yolculuktur. Bu yolculukta yazar ve okur tam anlamıyla bir yoldaştır. Hasan Ali Toptaş ile Alaaddin ‘in olduğu gibi.
Cervantes’in de düşlediği bu değil miydi? Onun düşlediği metindeki bütün incelikleri anlayacak , yorumlayacak ve değerlendirecek akıllı ve duyarlı bir okur .Bütün okurların yazarlaşması, bütün yazarların da okurlaşması ve sonunda zeki ve yaratıcı okurla bu oyuncu kurgunun yazarının buluşabilmesi için bir tür okur eğitimine davet değil midir bu?Don Kişot’un Dulcinea’ya , burada anlatıcının Alladdin’e duyduğu arzu aynı değil mi?
Gerçek okur ancak gerçek yazara, o okuru düşlediği ölçüde yaklaşabilir. Peki ya gerçek okur? O gerçek yazara ne kadar yaklaşabilir? Ancak yazarın kendisine yaklaşabildiği kadar, belki bundan da az.Bunu kaç yazar başarabilir bilmiyorum ama, Hasan Ali Toptaş okurla yazarın özdeşleştiği anı yakalayan ender bir yazar.
Kitap orman metaforu ile roman yolculuğunun bir serüveni yaşatıyor bize. Kırmızı Başlıklı Kız’dan, 40 Haramilere, Ali Baba’dan Binbir Gece Masallarına, Alladdin’in Lambasından, Don Kişot’a, Kafka’dan günümüze bir serüvene davet ediyor bizi.
Okurken saatin zamanından koparıyor bizi. Okumak bir çeşit zamandan kurtulmak değil mi zaten. Zaman birdenbire kuşlara dönüşüyor, ya da bir dağ olarak çıkıyor , ya deli bir yağmur, ya da bembeyaz kar.
“Bir bakıma zaman, zaman üstünde oldu böylece, zaman zaman altında oldu. Zaman zaman yanında, zaman zaman önünde, zaman zaman sonunda.Zaman zaman peşinde, zaman zaman içinde” derken bir Borges, bir Tanpınar tadına varıyorsunuz kitapla ya da Mevlana ile karşılaşıyorsunuz.”Yolcu kalbe yürü orada seyret, orada gez dolaş Ağaçlar orada Akarsular orada “
Ya da “Ya da ,bir çift gözdü bakan binlerce çift göz, bir çift kulağa hizmet eden binlerce çift kulak gerekiyordu” derken
“İnsan gözden ibarettir Geri kalanıysa bir deri Ama dostu gören göze “göz” derlerdi” yi anımsarsınız.
Ya da “Aslı bulan tefferruattan kurtulur”la
Romanda yaptığınız bu yolculuk aslında insanoğlunun tarihine ya da içine yaptığı yolculuk değil midir?
Nevcihan Oktar

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.