ALTIN 458,90
DOLAR 7,8892
EURO 9,4034
BIST 1.342
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17 °C
Parçalı Bulutlu

Vatikan’ın Ek Yeri: İKONOKLAZM …Zeki KIVRAK

27.12.2014
1.281
A+
A-

Bilebildiğim kadarı ile Kuran-ı Kerim’de, müzik, resim veya heykeli yasaklayan bir ifade yok. Olması mümkün de değil. Çünkü yüce dinimiz güzel şeyleri özendiren bir din.
Sanıyorum, zaman zaman kimi mezheplerde tümden bir yasağa yolaçan arayışların temeli İKONOKLAZM ‘a, yani ibadet yerlerinin her türlü simgeden temizlenmesi anlayışına dayanıyor.
İkonoklastik anlayış, İslamiyet, hatta Hristiyanlık öncesine kadar uzanan bir kavram. Yahudilik’te, Kudüs’teki Hz. Süleyman Tapınağı’nın şekillerden ve resimlerden arındırıldığı ama sonrasında bu karardan geri dönülmüş olduğu Tevrat ‘ta (Kralların İkinci Kitabı) yazılıdır.
Sonraki dönemlerde Hristiyanlık ‘ta da benzer arayışlara gidilmiş, MS 300 yıllarında İspanya’da, sonraları da 600 lü yıllarda İstanbul ve İznik ‘te başarısız kampanyalar yürütülmüş. Ama ne yazık ki Hristiyanlık Alemi’nin bugün geldiği hazin nokta, kilise ve katedrallerin ibadet yerlerinden daha çok resim ve heykel müzelerine dönüşmüş olmasıdır.
Evvelsi gün, Noel arifesinde, Vatikan’da, Katolik liğin dünya merkezi olan müthiş katedrali gezerken aklıma geliveren ilk şey bu oldu.
Aslında gezdiğim her kilisede benzeri duyguları yaşamakla birlikte, görkemlerinden olsa gerek, ilk defa resimlerin ve heykellerin “Yaradan” ile Yaratılan” arasında aslında ne kadar da ciddi engel oluşturabileceklerini düşündüm. İnsanlar sanki yaradana değil de önünde eğildikleri heykel veya resimlere tapınıyor gibiydiler.
Titus Burckhardt, 1908 de Floransa ‘da doğmuş, sonradan islamiyeti seçmiş, onlarca kitap yazmış bir düşünür. İslam dininin ikonoklastik yapısı ile ilgili olarak şunları söyler: “İslamiyette simgelerin olmamasının görsel sanatlardaki negatif etkisinin yanısıra, olumlu bir rolü de vardır. Yaradan ile yaratılan arasında hiç bir şey yoktur. Dünyadan, dünyevi tutku ve algılardan eser yoktur. Menzil dengedir, huzurdur, barıştır.”
Sanat’ın, güçlülerin koruyucu kanatları altında palazlandığına inanırım. Ve “Kilise”, ağır bir bedel karşılığı Rönesans’a kadar, bu koruyucu kanatları, müzik, resim ve heykel sanatçılarına sağlamıştır. Bu bedel, “sanat ürünlerinin sadece dini içerikli olması” gibi özgür düşüncenin önüne çekilen ciddi bir engeldir ki, bu koşul pek çok sanatçının hayatına mal olmuştur.
Roma, herhalde heykel sanatının başşehri. Tarih ve Hristiyanlık öncesine uzanan kalıntılar, Roma İmparatorluğu dönemine ait heykelcilik okul ve atölyeleri ve bunlara ait sayısız eser, aslında kilisenin koruyucu kanatları olmasa da bu sanatın serpilebileceğinin en belirgin kanıtları.
Koyu katolik baskı hem düşünce hem de sanat dünyasında hep varolmuş, kendisini hep hissettirmiş, bunu kiliselerde rahatça görebiliyorsunuz. İkonoklastik zorlamalar ve Rönesans gibi bu baskının kırıldığı dönemler olmuş ama bunlar hep geçici olmuş.

Kilise ve katedrallerin resim ve heykel müzelerine dönüşmesi kötü bir şey mi? Emin değilim. Aslında akçalı bir iş olduğu kesin. Vatikan’ın turizm gelirleri her türlü tahminlerinizin ötesinde, ancak bunun din ve tanrı adına yapılıyor olması ne kadar ahlaki, işte bunu bilmiyorum.
Toplumsal dokuda yapısal bozukluklara yol açan ahlaki zemin kayması belki bu anlamda sorgulanmalı. Katolik cemaattan tahsil edilen % 10 luk ağır vergiye ek olarak, müthiş turizm gelirleri ile oluşturulan şaşaa, ne yazık ki rahiplerin sapkın çocuk eğilimleri ile zaten sarsılmış dokuyu daha ne kadar bir arada tutmaya devam eder, zaman gösterecektir.
Bildiğim, Batı Dünyası’nın hem ekonomik hem de sosyal olarak en ağır kriz dönemlerinden birine girmek üzere olduğudur. Türkiye ise daha şanslı. Kendine özgü toplumsal dokusu, özgün aile kavramı belirgin avantajları. Avrupa ile gelişmişlik farkı da her geçen gün daha çok kapanıyor.
Her türlü tarihsel zenginliğine rağmen, Roma, İstanbul ve İzmir’den daha güzel veya daha modern bir şehir değil. Ya da tersinden söyleyelim, artık pek çok şehrimiz gelişmişlik açısından pek çok Avrupa şehrini yakalamış veya geçmiştir. Bir Avrupa başkentine yolculuk yapmış gibi hissettiğimi söyleyemem.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.