ALTIN 455,31
DOLAR 7,5981
EURO 8,8509
BIST 1.132
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 29 °C
Parçalı Bulutlu

Urla Yarımada’sında yenilenebilir Enerji- Armağan Fenerci

02.12.2012
3.818
A+
A-

GİRİŞ:
Kömür ve petrol ürünleri çevreyi kirleten fosil kaynaklı enerji kaynaklarıdır. Nükleer enerji konusunda da tartışmalar devam etmektedir. İsveç ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler yeni nükleer santral yapımını durdurmuşlar ve ekonomik ömürleri dolduğunda mevcut olanları da kapatacaklardır. Buna karşılık rüzgâr, güneş, jeotermal, hidrolik ve biyokütleden enerji üretimi ise yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Bu yazıda Urla-Çeşme yarımadasında yenilenebilir enerji kaynakları konusunu incelemeye çalıştım.
Rüzgâr Enerjisi;
Rüzgâr enerjisi, rüzgârı oluşturan hava akımının sahip olduğu hareket (kinetik) enerjisidir. Bu enerjinin bir bölümü yararlı olan mekanik veya elektrik enerjisine dönüştürülebilir.
Rüzgârın gücünden yararlanılmaya başlanması çok eski dönemlere dayanır. Rüzgâr gücünden ilk yararlanma şekli olarak yelkenli gemiler ve yel değirmenleri gösterilebilir. Buna örnek Alaçatı’daki yel değirmenleridir. Daha sonra tahıl öğütme, su pompalama, ağaç kesme işleri için de rüzgâr gücünden yararlanılmıştır. Günümüzde daha çok elektrik üretmek amacıyla kullanılmaktadır. Rüzgâr enerjisi yenilenebilir bir enerjidir, yarattığı tek kirlilik gürültüdür. Pervanelerin dönerken çıkardığı sesler de günümüzde büyük ölçüde azaltılmıştır. Kuşların göç yolları üzerinde yapılmasına da bazı itirazlar olmaktadır. Yine ekonomik olarak sadece rüzgâr olduğunda kullanılabiliyor olmasından dolayı rüzgâr gücü düzensizdir.
Rüzgâr türbinleri, rüzgârdaki kinetik enerjiyi önce mekanik enerjiye daha sonra da elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Bir rüzgâr türbini genel olarak kule, jeneratör, hız dönüştürücüleri (dişli kutusu), elektrik-elektronik elemanlar ve pervaneden oluşur. Rüzgârın kinetik enerjisi rotorda mekanik enerjiye çevrilir. Pervane milinin devir hareketi hızlandırılarak gövdedeki jeneratöre aktarılır. Jeneratörden elde edilen elektrik enerjisi aküler vasıtasıyla depolanarak veya doğrudan alıcılara ulaştırılır.
Kullanımdaki rüzgâr türbinleri boyut ve tip olarak çeşitlilik gösterse de, genelde dönme eksenine göre sınıflandırılır. Rüzgâr türbinleri dönme eksenine göre “Yatay Eksenli Rüzgâr Türbinleri” (YERT) ve “Düşey Eksenli Rüzgâr Türbinleri” (DERT) olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Ülkemizde yaygın uygulama YERT sınıfıdır. Her geçen gün santrallerde kullanılan YERT türbinlerin çapları birim türbinden daha fazla enerji üretmek için büyümektedir. Bunu Alaçatı’daki ilk santraldeki türbinler ile daha sonra yapılanlara kıyaslayarak baktığımız zaman bile görebiliriz.
Urla-Çeşme yarımadası rüzgâr enerjisi açısından ülkemizin en şanslı bölgelerinden biridir. Alttaki Türkiye Rüzgâr Potansiyeli Atlasına göre yarımada 7,5-10,0 m/s gibi yıllık rüzgâr hız dağıtımına sahiptir.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Potansiyeli Atlas-(REPA)
Ülkemizdeki ilk ticari rüzgâr enerjisi uygulaması da yarımadada yapılmıştır. İlk rüzgâr santralı Demirer Holding tarafından Çeşme Germiyan’da yaparak 1998 Şubat ayında devreye aldığı Alize Germiyan rüzgâr santralıdır. 3 adet türbinden oluşan bu tesisin kurulu gücü 1,5 MW’dır. Yine aynı sene Alaçatı’da ARES (Alaçatı Rüzgâr Enerji Santralı) A.Ş. tarafından 12 adet türbinden oluşan 7,2 MW kurulu gücü olan rüzgâr santralı yapılmış ve 1998 Kasım ayında devreye alınmıştır. Daha sonra da Mare A.Ş. tarafından 49 adet türbinden oluşan 2006 yılında Manastır’da yapılan ve devreye alınan 39,2 MW gücü olan rüzgar santralı vardır. Halen yarımadanın Mordoğan Karaburun tarafı dâhil olmak üzere Urla ve Seferihisar’da inşaatı devam eden yeni rüzgâr santrallerini görüyoruz. Ayrıca kurulması için müsaade alınmış 20 den fazla rüzgâr santral vardır. Bunların bir kısmı inşa halindedir. EPDK’ya göre yarımada da 2012 sonu itibariyle işletmede olan lisanslı rüzgâr santralleri şunlardır;
Çeşme-Germiyan (Alez Enerji Üretim A.Ş.) 1,5 MW
Çeşme-Alaçatı (Alez Alaçatı Rüzgâr Enerjisi Sant. San. ve Tic. A.Ş.) 7,2 MW
Çeşme-Manastır (Mare Manastır Rüzgâr Enerjisi Sant. San. ve Tic. A.Ş.) 39,2 MW
Çeşme-Mazı-3 (Mazı-3 Rüzgâr Enerjisi Santralı Elektrik Üretim A.Ş.) 30 MW
Urla-Kocadağ (Kores Kocadağ Rüzgâr Enerjisi Santralı Üretim A.Ş.) 15 MW

Türkiye’de 1999 yılında 8,7 MW olan rüzgâr enerjisi kurulu gücü 2012 yılı sonuna kadar eklenen yeni kapasiteler ile 2130,95 MW olmuştur. Yıllık kurulu güç artış oranı ise Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi ‘ne göre 1999-2010 yılları arasında ortalama % 57,8 olmuştur.
Yine 2010 yılsonu itibariyle Türkiye’deki enerji kompozisyonundaki kurulu güç açısından rüzgâr enerjisinin payı %2 seviyesindedir. Urla-Çeşme yarımadası Türkiye’de rüzgâr enerjisinin kullanımı açısından Türkiye’de önemli bir merkez durumuna gelmiştir.
Jeotermal Enerji;
Ülkemizde jeotermal sahalar daha çok Batı Anadolu’da yer almaktadır. Jeotermal sahaların %05 ‘i orta ve düşük enerjili sahalar olduğundan dolayı doğrudan kullanıma yani bölgesel konut ısıtması, seracılık ve kaplıca turizmine uygundur.
Ülkemizde ilk jeotermal arama çalışmaları 1961 yılında MTA tarafından İzmir-Balçova’da başlatılmış, ilk jeotermal ısıtma istemi 1983 yılında 9 Eylül Üniversitesi yerleşkesinde işletmeye alınmıştır.
Ülkemiz jeotermal bölgesel konut ısıtmasında bilgi, deneyim ve uygulama açısından Dünya’da önde gelen ülkeler arasındadır.
Yarımadadaki Narlıdere (Balçova) jeotermal Bölgesel Isıtma sistemi 1996 sensinde işletmeye alınmış ve ısıtılan konut sayısı 1500’e ulaşmıştır.
Yine Seferihisar’da 153 °C yüksek enerjili bir jeotermal saha bulunmakta olup 10 MW bir enerji santralının kurulması proje aşamasındadır.
Jeotermal kaynaklar ucuz, temiz ve ekonomik olmaları nedeniyle bulundukları bölgedeki ana enerji kaynağı olarak kullanılmalıdır. Bir bölgedeki jeotermal enerji kullanımına en büyük köstek o bölgeye doğal gaz getirilmesidir. Balçova için de bunun olmamasını beklemek gerekir.
Güneş Enerjisi;
Güneş enerjisi Güneş ışığından enerji elde edilmesine dayalı bir teknolojidir. Güneşin yaydığı ve Dünya’mıza da ulaşan enerjiden yaralanma çalışmaları özellikle 1970’lerden sonra hız kazanmıştır.
Güneş enerji sistemleri teknolojik olarak ilerleme gösterirken maliyet bakımından da düşme göstermiştir. Bu konuda pek çok teknoloji geliştirilmiştir. Bunlardan düzlemsel güneş kolektörleri ülkemizde de çok yaygın olarak evlerde sıcak su elde etmede kullanılan sistemlerdir. Yine bazı ülkelerde (ABD, İspanya vb.) Tek Odaklı Güneş enerjisi santralleri vardır. Bunlarda, doğrusal, çanak şeklinde ya da merkezi bir odağa yönlendirilmiş dev aynalar kullanılarak, odak noktasında çok yüksek sıcaklıkta ısı elde edilir. Genellikle elektrik üretiminde kullanılır. Ancak henüz bir yaygınlık kazanamamışlardır.
Güneş pilleri ya da fotovoltaik piller diye anılan cihazlar, yarıiletkenlerin fotovoltaik etki özelliğini kullanarak, Güneş ışığından elektrik enerjisi üretirler. Güneş pilleri, kurulan sisteme bağlı olarak bir kaç kW’dan birkaç MW’a kadar elektrik üretebilir. Yüksek üretim maliyetleri nedeniyle, yakın zamana kadar oldukça az kullanılmıştır. 1956’lerden bu yana uzayda uydularda, 1970’li yıllarda, elektrik hattından uzak yerlerde, yol kenarlarındaki acil telefon cihazları ya da uzaktan algılama gibi uygulamaların enerji gereksiniminin karşılanmasında kullanılmıştır. Son yıllarda, evlerde elektrik şebekesi ile birlikte çalışan sistemler de yaygınlaşmıştır.
Gelişmiş ülkelerin, güneş pillerinin evsel amaçlı kullanımına verdiği teşvikler nedeniyle, önümüzdeki yıllarda kullanımında ciddi artış göstermesi beklenmektedir. Gerek kullanımdaki artış, gerekse teknolojik gelişmeler nedeniyle güneş pillerinin üretim maliyetinde her yıl azalış görülmektedir. Teşviklerle güneş pillerinin yatırım maliyetinin 5 ile 10 yıl arasında geri dönebilmesini sağlamaktadır. Evsel amaçlı kullanılan güneş pilleri bir inverter aracılığı ile elektrik şebekesine bağlanmakta, böylece üretilen elektriğin akülerde depolanmasından tasarruf edilmektedir. Ülkemizde fotovoltaik güneş enerjisi kullanım miktarı 2009 verilerine göre 4MW değerine ulaşmış bulunmaktadır.

Ege Bölgesi ülkemizin Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bazı yerlerden sonra en çok güneş enerjisi alan bölgesidir. Güneş enerjisi yaygın olarak konut ve işyerlerinde sıcak su hazırlama kolektörlerinde yaklaşık 30 senedir kullanılmaktadır. Ancak önümüzdeki senelerde tüm Dünya’da kullanımı yaygınlaşan bu Güneş pilleri uygulamalarına yarımadanın ev, alışveriş mağazalarının çatılarında ve özellikle verimsiz tarlaların bulunduğu yerlerde göreceğiz.

Hidrolik Enerjisi;
Bol su kaynaklarının ve arazinin müsait olduğu yerlerde kurulan barajlarla temiz enerji üretimi olmasına rağmen bilindiği gibi yarımadanın buna uygun su kaynağı olmadığı gibi ileriki yıllarda su problemleri ile karşılaşacaktır.

Biyokütle Enerjisi;
Tarım atıkları, orman atıkları, hayvansal atıklar ve benzerleri olarak adlandırılan biyokütle kaynaklarının geniş kullanım alanları vardır. Bu atıklar hayvansal gübre, ormancılık ve orman endüstrisinden ağaç atıkları, gıda ve kâğıt endüstrisi kalıntıları, belediyelerin yeşil kalıntıları, kanalizasyon çamuru, yıllık kısa rotasyonlu ağaçlıklar okaliptüs, kavak, söğüt vb.), çayır, şeker bitkileri (şeker kamışı, pancar vb.) nişasta mahsulleri (mısır, buğday) ve yağlı mahsuller (soya, ayçiçeği vb.) olarak sınıflandırılabilir. Biyokütle tabanlı malzemeler, hem doğrudan hem de biyoyakıt olarak enerji üretiminde kullanılmaktadır.
Yarımadanın bu enerji kaynağı bakımından fakir olduğu belirgin olmasına rağmen özellikle yarımadada mevcut ve gelişecek zeytin tarımını dikkate alırsak zeytin prinasında yapılan pelet şeklinde yakıt malzemesinin kullanımı yaygınlaşabilir. Yine yukarıda bahsedilen atıklardan hayvansal gübre ve kanalizasyon çamurunun değerlendirilebileceğini tahmin edebiliriz.
Sonuç;
Jeotermal ve rüzgâr enerjisinde ülkemizde ilk tesislerin kurulduğu Urla-Çeşme yarımadası bu iki temiz enerji dalında tüm kapasitesini kullanmakta olup bu konuda örnek hale gelecektir. Yarımadanın bu gayretlerini yüksek bir kapasitesi olduğu güneş enerjisi konusunda da göstermesini ve küçük ve büyük kapasiteli güneş enerjisi santrallerinin kurularak yenilenebilir enerji kullanımının daha üst seviyelere gelmesini bekliyoruz.

Kaynak: 1- Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi –Enerji Raporu 2011
2- EPDK (Enerji Piyasası Denetleme Kurulu) Yayınları
3- Wikipedia, Özgür Ansiklopedi Yayınları

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Muammer dedi ki:

    Armağan kardeşimizin eline sağlık. Gerçekten de Ülkemizde hem Jeotermal enerji ile konut ısıtma, hem de Rüzgar enerjisinden elektrik üretme uygulamalarının ilk defa Yarımada bölgesinde gerçekleşmiş olduğunu bu yazı ile öğrendik.

    Her biri ayrı yazı konusu edilebilecek doğa ve çevre dostu yenilenen enerji türlerinin tamamını böyle tek yazıda anlatınca, yazının uzun olması çok doğal.

    Bu fırsatla bir iki konuyu değineceğim;
    * Yarımada’ nın hayli şanslı olduğu güneş enerjisinde son teknik gelişmeler ve yeni yasal düzenlemelerle güneş toplayıcılarından doğrudan elektrik enerjisi elde ederek, bir evirici (invertör) ile evde kullanmak ve fazla enerjiyi 0,133 $/kWh bedelle şebekeye satmak mümkün.

    * Jeotermalle ısınma mutluluğunu yaşayan Balçovalı abone sayısı yaklaşık 16 000 dolayında. Yeni yatırımlarla 4 300 abone daha jeotermal enerji alma fırsatına erişecek.

    * Rüzgar zengini Yarımada’ da Rüzgar Enerjisi katledilmek üzere. Yaklaşık 200 MW dolayında rüzgar türbini tesisi mümkün olan Urla-Çeşme-Karaburun bölgesine, tam 570 MW rüzgar enerji üretim lisansı verilerek, Rüzgar enerjisinin yaşanabilecek olumsuzluklarına (elektrik kalitesinin bozulması, ekosistemin yara alması vb..) çanak açılıyor. Altın yumurtlayan tavuğu keserek daha çok altına HEMEN kavuşma beklentisi ile yapılan bu teknik cahillik, 40 km yarıçaplı bir alanda üç adat 380 kV tarfo merkezi tesisi ile sürdürülüyor. Lisanslı 17 şirket yetkilileri de ateşe atlamak için trafo merkezlerinin bitmesini bekliyor. Bu çabalar ayni Rize bölgesinde, güzelim Fırtına Vadisi çevresinde yapılmak istenen yüze yakın HES projelerini hatırlatıyor.
    Sağlıcakla kalın..

  2. mine topçu dedi ki:

    Bundan sonra sürekli gündemde olacak ve Yarımada’da yaşayanların yatırım, üretim, dağıtım ve maliyetlerini titizlikle takip etmesi gereken “Temiz Enerji” hakkındaki bu derli toplu bilgiden sonra da hem değerli Yazar, hem de Muammer Bey gibi ilgi ve bilgisini esirgemeyen dostların bizi bilgilendirmeye devam etmeleri beklentisi ile kendi adıma teşekkür ediyorum. Elinize sağlık.

    Mine Topçu