ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27 °C
Parçalı Bulutlu

Urla Adaları, Yassıca Ada, “Alman Adası”

11.09.2012
4.637
A+
A-

Urla adalarını anlattığınız, 31 Ağustos 2012  tarihli köşe yazınızı okudum.

Sayenizde bir çok anım yeniden canlandı. Bendeniz hem doğma büyüme Karşıyakalı, hem de eski bir yelkenci ve yatçı olarak Urla adalarıyla ilgili güzel hatıralara sahibim. Kendisini rahmetle andığım,  Karşıyaka yelken kulübü ve Türkiye yelken camiasının önde gelen simalarından olan baba,  merhum  Av. Ahmet İsfendiyaroğlu gerçek bir Urla adaları tutkunuydu diyebilirim. Babam ve şimdi çoğu ebediyete intikal etmiş olan yelken sevdalısı arkadaşları ve aileleriyle beraber, o zamanın en popüler yarış sınıfı tekneleri olan “Dragon”larla, özellikle resmi yarış yapılmayan hafta sonlarında adalara gidilirdi.

O yıllarda Cumartesi yarım gün mesai olduğu için, ancak öğleden sonra yola çıkılır, sadece yelkenle ve rüzgara karşı seyir yapıldığı için, örneğin Yassıca Ada’ya yaklaşık üç saatte varılırdı. Pazar öğleden sonra da dönülür; dönüş, rüzgar arkadan alındığı için (pupa) daha kısa sürerdi. Pazar sabahları gazete, ekmek vs.almak için en az bir tekne, tabii ki yelken seyri yaparak, adadan Urla iskelesine gider gelirdi. Bu seyahatlerde en çok gidilen ada Yassıca, ancak hava çok rüzgarlı ise Pırnarlı Ada olurdu. Nitekim Urla adaları incelendiğinde, içlerinde kumu en güzel ve derinlik açısından demirlemek için en uygun plajı olanın Yassıca Ada olduğu görülür. Sizin de değindiğiniz gibi, bu adalarda zengin bir doğal yaşam vardı. Özellikle Uzun Ada’ yı takiben ikinci büyük ada olan Hekim’de tavşan ve keklik boldu. Yassıca Ada’da ise, daha önce bırakılıp zamanla yabanileşmiş keçi sürüsünü net olarak hatırlıyorum.

Yassıca Ada’ya neden Alman Adası dendiğine gelince: Yukarıdaki anılar 60’lı yılların ikinci yarısı ve 70’lerin başına ait. O yıllarda Büyük Efes Oteli yeni yapılmıştı. Otelin yabancı müdürü Alman Herr Max Billig, Türk olanı ise merhum Fuat Gürün beydi. Herr Billig’in Yassıca Ada’da Casino ve ilave eğlence tesisleri kurma gibi iddialı bir projesi vardı. Burayı otelin bir aktivite merkezi yapmak istiyordu. O yıllarda otelde konaklayan yabancı turistler için Yassıca Ada’ya günübirlik ve hatta gece kalmalı geziler düzenlenmeye başladı. Bu amaçla ada plajında, denize uzanan tahta kazıklar üzerinde şirin bungalovların yanı sıra, kıyıda da mutfak, depo,yatakhane vb. bölümlerin bulunduğu bir hizmet binası inşasına başlandı. Ayrıca mutfağa yakın yere tandır kuyuları yapıldı. Otelin aşçıları tarafından servis edilen kuyu tandırın tadını hiç unutamam. Turistlere yemekle beraber o zaman çok ünlü olan Ege Üniversitesi. Ziraat Fakültesi Çiftlik Şarabı ikram edilirdi. Diğer taraftan, o yıllarda NATO personeli için de adaya hafta sonu turları düzenlediğini hatırlıyorum. Adaya gidiş gelişlerde, sürekli Alaybey tersanesi önünde demirli duran,gezi teknesi, lacivert boyalı “Holiday” kullanılırdı. Önceleri küçük ve ahşap olan bu teknenin yerine, daha sonra yaklaşık 25 m boyda, saçtan yapılmış yeni versiyonu Amerika’dan getirilmişti. Oteldeki turistlerin de bu tekneyle adaya gidip geldiklerini anımsıyorum. Pazar dönüşlerinde hava sert ise, Babamın annemle ikimizi de “Holiday”e transfer ettiğini hatırlarım.

Herr Billig’in Yassıca Ada projesi, ne yazık ki tamamlanamadı. Nedenini tam hatırlamıyorum. Ancak yarım kalan hizmet binasının kalıntıları daha sonraki yıllarda ada ile ilgili haber fotoğraflarında hep karşımıza çıktı. Buraya yakıştırılan Alman sıfatının Herr Billig ve adadaki projelerine dayandığı kanısındayım. Urla adaları ne yazık ki hiçbir zaman turistik bir çekim merkezi olamadı. Bunun birden çok nedeni olduğunu düşünüyorum. Ancak bizlerin uzun yol yelken seyri tutkumuzun zamanla şiddetlenerek yatçılığa terfi etmemizde, Urla adalarının önemli etkisi olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla

Doç. Dr. Murat İSFENDİYAROĞLU

E.Ü. Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi

http://www.yarimada.org/urla-adalari.html

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.