ALTIN 474,05
DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
BIST 1.112
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28 °C
Parçalı Bulutlu

ÜLKEMİZDE İLKEL YÖNTEMLERLE YAPILAN VAHŞİ MADENCİLİK -Merih A.Yücel-

09.03.2013
2.493
A+
A-

Ülkemizde siyanür liçiyle yapılan altın ve gümüş madeni işletmeciliği, gelişmiş pek çok ülkede yasaklanmıştır. En son Avrupa Parlemento’su 10 mayıs 2010’da siyanür kullanılarak maden çıkarılmasını yasakladı.
Çünkü, yaşamı tehdit edip, zarar vermektedir. Nasıl mı?

Önce madenin bulunduğu yer uydu aracılığıyla tesbit edilmekte, sonra bu bölgenin üzerinde her ne var ise temizlenmektedir. Orman varsa, Orman, çalı varsa , çalı, hepsi yok edilmektedir. “Orman içinde kurulan geçici tesislerde, orman kanunu hükümleri uygulanır.” Dense de. Madencilikle orman kanununun nasıl birlikte olacağı bir başka sorundur.
image
Sonra toprağı ağır makinalarla kazma işlemi başlatılmakta, dev kuyular, derinliği 400 metreyi bulan kuyular açılmakta, buradan çıkarılan taşlar makinalarla kırılmakta ve yığınlar (liç) elde edilmektedir. Oyulan, öğütülen kayalar, yığılarak dağlar yapılmaktadır. Yer oyularak tersine çevrilmektedir.

Daha sonra bu yığınların üzerinden açık havada sodyum siyanür denilen bir kimyasal püskürtülmektedir. Bu kimyasalın, ortamın PH derecesi 10 -12 ise zararı yoktur. PH derecesi ortamın asitlik, bazlık derecesi demektir. Eğer yığın liçinin PH değeri değişirse, asite kayarsa (ki yağmur yağınca bu oluyor) havaya , acı badem kokusunda, çok zehirli hidrojen siyanür ( HCN ) gazı yayılmakta ve soluyan her canlıyı zehirlemektedir.

Siyanürün kendini yarılayacağı söz konusudur ama, Uşak Eşme’de Kışladağ madeninde 2006 yılında böyle bir hidrojen siyanür çıkışından zehirlenen İnaylı köylülerin kanlarında iki gün sonra yarılanmış hali olarak, normalin 40 misli siyanür bulunmuştu.

Yığındaki kayalarda bulunan altın, gümüş sodyum siyanüre yapışmakta ve yığın içinden süzülüp
siyanürlü, altınlı curuf aşağıda toplanmakta ve altın veya gümüş siyanürden alınarak, siyanürlü atıklar atık havuzlarında toplanmaktadır.

Bazen de atık havuzlarında çökmeler, sızıntılar olmakta, siyanür yer üstünde ve yer altında akan sulara karışmaktadır.

Ülkemizde 6500 tonluk altın rezervinin olduğu saptanmıştır. Altın bu, birileri çıkarıp, zengin olmazmı hiç? Ya ormanlarımız, zeytinliklerimiz, fıstık çamlarımız, çalılarımız, çayırlarımız, havamız, suyumuz , toprağımız ve bu alanlarda yaşayan milyonlarca canlımız yani bizim, altından daha önemli olan ekolojik değerlerimiz …

Bergama, Kozak, Çanakkale Kazdağları, Uşak Kışladağ, İzmir Efemcukuru, İzmir Karşıyaka Yamanlar dağı vahşi madenciliğe kurban edilen batı bölgelerimiz. Yeni ruhsat alınan yerlerde ağaçlar devrildi bile. Yemyeşil dağlarımız yer yer doğrandı

Efemçukuru madeni çalişmaya başladı. İzmir Büyük Şehir Belediyesinin mühürlediği galeri ağızları işletmeye açıldı. Artık yeni yasalara göre maden ocakları İl Özel İdaresi’nin denetimi altında çalışıyor. Toprak yapısı arsenopiritli. Çok masum bir şekilde toprakta birlikte bulunan bu metallerin, yapılan maden eldesi çalışmalarıyla, birbirinden ayrılarak arseniğin, İzmir, Güzelbahçe, Seferihisar ve Urla’nın yeraltı sularına karışacağını söylüyor uzmanlar. Ayrıca İzmir’in suyunu sağlayan Tahtalı barajı havzasına da çok yakın mesafede oluyor çalışmalar.

Turgutlu Çaldağ’ında, sülrürik asit liçiyle nikel çıkarmak istiyor bir İngiliz şirketi, halkın tepkisine rağmen pilot tesisi kurdu ve işletmeye başladı. Hedef bölge 35 yıl önce, erozyonu önlesin diye ağaçlandırılan Çaldağ bölgesi. Buradaki ağaçları ki sayıları küçük çaptakilerle birlikte milyon ağacı buluyor. Toprak gevşek ( lateritik ) erozyona uğramaya hazır bir toprak. Turgutlu TEMA’nın olayı Merkez TEMA Vakfı’na iletmesi sonucunda, toplanan Bilim Kurulu’nun hazırladığı raporla birlikte devam etmekte olan TURÇEP’in(Turgutlu Çevre Platformu) açtığı mahkemeye dahil olunarak dava kazanıldı ve Maden Şirketi Sardes’e orman tahsisini engellendi. Ve kesilecek olan kocaman ormanlık bölge kurtarıldı. Bilim Kurulu’nun raporuna göre: Liç üzerine açık havada yılda 1 100 000 tonluk sülfürik asit boşaltılmasına ve bu olayın 15 – 16 yıl devam etmesi durumunda, asit
yağmurlarıyla yıkanacak olan bütün Gediz havzasının, o verimli toprakların çölleşeceği ve devamlı kullanılan Gediz suyunun kuruyacağı, yer altı sularının maden için kirletilip, tüketileceği gerçeği dile getiriliyordu. İngiliz şirketi Sardes’in Filipinler’e gideceği basın yoluyla açıklandı. Ancak giderken tesisin akibetinin ne olacağı bilinmiyor. Bir türk şirketine satılması söz konusu. Ama çevre halkı kararlı. Kim işletirse işletsin, “Vahşi madenciliğe hayır.” Diyorlar.

75 yıl önce, Balıkesir Balya’da işletilip, terkedilmiş kurşun madeninin o zaman gömülüp, bırakılan atıkları, bu gün erozyonla ortaya çıktı, su ve toprağı zehirleyerek, yaşamı tehdit etmeye başladı. Geçen yıl bir sürüden 70 koyun öldü ve 85’i kısırlaştı. Veteriner hekim, ölümlerin kurşun zehirlenmesinden kaynaklandığını bildirdi. Zira hayvanların karaciğerlerinden alınan örneklerde:17,5 mikrogram/kg ( PPM ) kurşun bulundu.

Yurdun her yerinde, 48.000 adet ruhsatla yeraltı kaynaklarımız vahşi madencilikle talan ediliyor. Ve bunun yanı sıra işletmelerin kullandıkları kimyasallarla su, toprak ve hava zehir kusuyor. Bu zehirler yaşamın içine kadar rahatlıkla giriyorlar. Soluduğumuz hava , içtiğimiz, kullandığımız su ve ürünlerini yediğimiz toprağın içine kadar girerek tüm yaşamı tehtit ediyor. Toprak içinde yıllardır uyuyan ağır metaller hareketlenip, masum kılıflarından çıkarak, yaşama ulaşıp öldürücü olabiliyorlar.

Yeraltı kaynaklarımızı çıkarıp, değerlendirelim. Onlara ekonomik anlamda çok gereksinimiz var. Ama doğaya zarar vermeyecek dost bir teknoloji ile madenlerimiz çıkarılsın. Ne pahasına olursa olsun. Yeterki yaşam korunsun. Demir, çelik, nikel, bakır, gümüş, altın , vs. Yaşamı kolaylaştıracağına ,YAŞAMI BİTİRİYORSA, Bu durumu hangi akıllı kabullenir? Madenlerimiz yaşam dostu teknolojiler işleme girene kadar dursun. Milyonlarca yıldır durdukları yerde. Onlar gelecek nesillerimizin doğal kaynakları.
Merih Yücel

imageMadenden kalan topraklar, başka bir gezegeni andırıyor. Balya’daki kurşun madeni kapandıktan 75 yıl sonra hâlâ ölüm kusuyor. Maden yakınında otlayan 70 koyun öldü, 85’i kısırlaştı. Rapor: Ölüm nedeni, aşırı kurşun..

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.