ALTIN 464,08
DOLAR 7,9991
EURO 9,5083
BIST 1.321
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17 °C
Parçalı Bulutlu

Şimdi Zeytin Zamanı – Aliye Bozkurt

13.12.2013
1.674
A+
A-

Zeytin ve Zeytin ağacının hikayesi taa antik çağlardan başlar ve Zeytin’in öyküsü,göklerden Akdeniz’e uzatılan bir dalla başlar…
Mitolojik anlatımlar değişken olsa da,en bilineni ise;Tanrıça Athena’nın,Atina Akropolüne diktiği bir dal fidan,ağaç olur ve Zeytin verir…
Nuh’un salıverdiği bir çift Güvercin zeytin yaprağıyla döner gemiye,mucize olur,hayat haberi verir…
Apollo’nun oğulları sıkıştırır meyvecikleri,damla olur,yağ verir…
Zeytinyağı da yüzyıllardır böyleydi;hem Akdenizlinin aşına girdi hem de Akdeniz kültürünün ayrılmaz bir parçasıydı.Acı bir meyveden elde edilmesine rağmen,güzel ve aydınlık şeyleri simgeledi.
Antik çağlarda ve günümüzde de en önemli temel ticari mallar arasında oluşu kim bilir daha kaç bin yıl daha var olacağını ve değişik kültürlerde yaşayacağını gösteriyor.
Zeytinyağı yemeklik yağ olarak,aydınlatma yakıtı olarak,merhem yapılmakta,ilaç olarak da kullanılıyor ve eskilerin dinsel törenler arasında destekleyici bir ilişkisi olduğu görülüyor.Museviliğin erken dönemlerinde Tapınaklarda kullanılan yağın,”ezilmiş zeytinlerin arı yağı” olması ve İsrail’de antik dünyanın siteleri olan(Tel Dan) birinde üretilen yağ, diğer merkezlerden farklı olarak ticari amaçlı değildi, üretimin ana nedeni yağın yanıcı özelliğiydi.Tapınaklarda ve kutsal günlerde evlerin aydınlatmasında kullanılan yağın standardını da din adamları belirliyordu.
Akdenizli için yemeklik yağ olarak kullanılması çok yaygındı,Süt ve Tereyağı Akdeniz ikliminde çabucak acılaştığı için az kullanılırdı,Yunanlılar ve Romalılar barbarlardan söz ederken “süt içenler” diyorlardı.
Herodotos,bir Kafkas halkını şöyle tanıtıyor “Toprağı ekip biçmezler;sürü hayvanlarıyla ve Araks Irmağı’nın balıklarıyla geçinirler,içkileri süttür “ anlamına gelen Galaktopodes sözcüğü ile anlatmaktadır.
Tabii günümüzde yaşanan hikayeler böyle değil,bin bir emekle ve tek tek toplanarak yağ olmayı izleyen süreç ve tuzlamalık,kırma çekiçte,ekşili,biberli ve Hurma gibi çeşitleri ile tamamen damak tadına dönük çalışmalar ile ve her türlü sofralık yağ çeşitleri ile baş tacı bir konumdadır.
Aydınlatmada ise başka enerji kaynakları olması nedeniyle kullanılmayan ve gıda amaçlı kullanılan zeytinyağı’nın az ve kıymetli oluşu yüksek fiyatlarla piyasaya sunulmasına neden olmaktadır.
Oldukça fazla bir alana yayılması ve üretiminin çok olması ve bölgemizin de tam anlamı ile bir Zeytin ve zeytinyağı bölgesi oluşu nedeni ile bu günlerde oldukça fazla bir hareketlilik var ve yağlık zeytinlerin teker teker toplanmasına başlandı bile.
Ağaç diplerinin temizlenip açılması,daha sonra da kızıl kuru tabir edilen eski meyvelerin toplanması(Yağ kalitesi bozulmasın diye ayrı toplanıyor) ve daha sonra da dallardaki yeşil zeytinlerin toplanıp sofralık olarak hazırlanması,ve ilerleyen günlerde de kararan taneciklerin yağlık olarak toplanmaya başlanması süreci devam edecek ve havaların kışa dönmesi ve ayazların başlamasına kadar devam edecektir.Artık dallarda dökülen zeytinlerin azalmasıyla da sopalar ile çırpılarak dökülenler toplanacaktır.Oysa bu kadar faydalı olan ve nimet ağacı da denen ağaçlara daha şefkatli davranılmalıdır..
Bizim ülkemize has olan ve ağacı adeta döverek yapılan zeytin hasatı,başka Akdeniz ülkelerinde yoktur,başka yöntemler ile veya bu iş için kullanılan makinelerle yapılır ve her yıl ürün alınır.Oysa bizim ülkemizde vurularak yapılan hasatın ertesi yılı ürün alınmaz ve onun içindir ki “var yılı-yok yılı” diye adlandırılır,yani çok ürünün ertesi yılı zedelenen ağaçlar,ertesi yıl ürün vermez ancak bir sene sonraya ürünü bollaşır.
Bölgemiz ağaçlarına has olan “Hurma” zeytini de ayrı bir lezzet taşır ve değeri de kıymetlidir.
Ayvalık ve Edremit bölgelerinde Hurma zeytine çürük zeytin derler ve yağlıkların arasına karıştırılarak yağ olur.
Ülkemizin her yeri ayrı bir cennet,ayrı bir özellik taşıyor,ve çeşitli ürünlerle bezeli, her bölgenin kendine has tadı var ve bunları özelliklerini kaybetmeden ve tadını değiştirmeden doğal yollarla üretmeli ve gelecek nesillere taşımalıyız.
Zeytin deyip de geçmemeli,kaç bin yıllık tarihi ile birlikte emeğin ve sabrın ,üretkenlik ve anaçlığın simgesi olmanın yanı sıra barışın da simgesidir,Zeytin dalı.
Meyvelerinin yanı sıra yapraklarının da şifalı olduğu bilinen bir gerçektir ve kuruyan dalları ile evlerde yakacak olarak da iş gören Zeytin ağacı Tanrı’nın insanlığa bahşettiği ilâhi bir Nimettir.
Kıymetini iyi bilmek gerekir.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.