ALTIN 474,05
DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
BIST 1.112
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28 °C
Parçalı Bulutlu

Seçim ve Gönül – Ahmet İnam-

16.05.2013
1.438
A+
A-

SEÇİM VE GÖNÜL

Son zamanlarda sık sık “gönül” üzerine konuşuyorum. Yıllardır “aklım sıra”, gönlümce devşirdiğim deneyimlerimi aktarmağa çabalıyorum, beni dinlemek isteyenlere. Neyi ne kadar aktarabiliyorum, kim ne anlıyor bilmiyorum. “Gönül” çetrefil bir kavram. Uzuyor ne tarafa çekseniz. Ben yine “aklım sıra” ölmeden, felsefece değeri olabilen bir şeyler söyleyeyim gönül üstüne diyorum.
Belki de boş. Belki de girdiğim kuyuda hiç su yok. Açtığım sandık boş. Herkes bu “gönül”den, kendi gönlünce bir şeyler anlamış durmuş. Sözün derin bir tasavvufî boyutu var. Ben onu daha bu dünyaya çekerek anlamaya çalışıyorum.
Kimileri doğru dürüst felsefe yapamadığım için kendimi “gönül”e kaptırdığımı söylüyor. Onlar için doğru dürüst felsefe gönülsüz yapılan felsefe olsa gerek diyorum aklım sıra böyle diyenlerle dalga geçerek.
Benimki bir yolculuk. Arayanın yolculuğu. Belâya doğru. Olsun.Arayışımın boş çıkması bile öğretici olabilir ardımdan gelenlere.
Bu konuşmalarımdan birinde, pek âdetim değildir ama, Türkiye’de siyasete savunanlara verdim veriştirdim. Aklım sıra aydın olarak görevimi yapacağım ya!
Bu ülkenin hikmetinde yüzlerce yıldan beri yaşayan derinliklerden neden nasibimizi alamamışız? Neden siyasal kavgalarımız sığ? Kör? Çağın tez elden yaşayan insanının etki yaratma, sonuç elde etme taktiklerine uygun. “Ya nasıl olacaktı?” diyebilirsiniz. Bir dinleyicim de öyle söylemişti: “Hangi Amerikalı siyasetçi seçim konuşmalarında kendi kültürünün özelliklerinden, derinliklerinden söz ediyor ki? Siz neden siyasetçilerimize gönlümüzün değerini bilmiyorlar diye kızıyorsunuz? Yüzyıllar boyu yaşadığımız hayat deneyiminden süzdüğümüz düşünce derinliğimizin, bakış güzelliğimizin farkında değiller diye eleştiriyorsunuz onları. Ama dünyada siyaset, sizin dediğiniz gibi yapılmıyor ki! Amaç seçim kazanmak. Maneviyat çalışması yapmak değil. Üstelik hikmetimizin derinliklerine inme işi, siyasetçinin işi değil. Onlar seçim kazanmak istiyorlar… Bütün dünyada böyle bu.”
Dedim ki yanıtlayıp arkadaşımı:”Onlar seçim kazanmak istiyorlar, gönül değil. Gönül şairlerin, halk ozanlarının, müzisyenlerin, sanatçıların işi. Aşıkların.Üç beş aşırı duygusal insanın.
Seçim ayrı, gönül ayrı. Gönül kazanmak, ikna etmek, giderek kandırmak anlamına geliyor, çoğunlukla çağımızda. Gönül kazanmak yerine para kazanmak…”
Gönül dinin hikmet temelli çok önemli bir kavramı olduğu halde, bir kısım dindar dini bir “hesap işi” olarak gördüğü için, gönlü de “sevap kazanıp cenneti garanti etmeye yarayan” bir kavram gibi anlıyor. “Gönül kazan” buyrulmuştur. Gönül kazanılacaktır. Ama kimin gönlü? Herhalde kâfirin değil. Bizim gibi inananın. Bizden olanın. Gönül kazanmak bir hayır işidir, işlenecektir. Mükâfatı vardır. O mükâfatı kazanmak için gönül kazanılacaktır. Öbür dünya ile ilgili hesaplarımız, çıkar hesabı olmaz diye düşünülüyor.
Dinin, ister bu dünya ister öbür dünya için, hesap konusu yapılmasının onun gönül boyutunu zayıflattığı kanısındayım.
Gönül, gönüllü olarak, içtenlikle, çıkar beklentisi, mükâfat umudu olmadan yaşanır.
Siyasetçinin gönülden uzak oluşu, çıkarsızlıktan uzak oluşudur, bir anlamda.
Seçimi yitirsen de gönlümüzü kazanabilirsin kardeşim. Gönül nasıl kazanılır? Kendi gönlünü duyarak, onu içtenliğinle, dürüstlüğünle yaşayarak.
Seçim bir savaş. Böyle düşünürsen, savaşta gönlün yeri ne diye sorabilirsin.
Hayat bir savaş. Savaşta gönlün yeri ne?
Belki asıl savaşta önem kazanır, gönlün yeri. Daha insana yakışan, daha yaratıcı, daha anlama gücüne sahip, değerlendiren, öğrenen, öğreten savaşlar için.
Kalbimiz arızalananca doktora başvuruyoruz. Ruh dünyamızda bozulma olunca doktora. Gönlümüz nerede? Gönlümüz nerede? Bu toprakların, Anadolu’nun insanı; liberali, laik olanı, dincisi, dindarı, muhafazakârı, ateisti, gönlünüz nerede? Seçimi kazanan neden gönlümü kazanamıyor? Gönlüm olmadığı için mi?
Yoksa gönlüm hep seçimi kazananın yanında mı?
Bu topraklarda gönül, garibin gönlünden çiçek açar.
Gariplik yitti galiba. Her şeye alışır olduk. Garibe yoksul dedik. Karnını doyurunca gönlünü duyuracağımızı sandık.
Gönüller aç. Gönlü olanların gönülleri.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.