ALTIN 468,10
DOLAR 7,6763
EURO 9,0194
BIST 1.151
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27 °C
Az Bulutlu

MİTOS’TAN LOGOS’A THALES

ENGİN YILMAZ 18-02-1974 İzmir doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde okudum. Mezun olduğumdan itibaren özel kurumlarda felsefe öğretmeni ve rehberlik-psikolojik danışman olarak çalıştım. Halen İzmir’de özel bir okulda felsefe öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Önceden yayınlanmış bir kitabım daha vardır. SİSTEM Yayıncılık tarafından 2004 tarihinde “ÖĞRENCİLER VE ÖĞRETMENLER İÇİN NLP” adlı kitabım 6.ayda 2.baskı yapıp beklenenin üzerinde ilgi görmüştür. İKİNCİ KİTABIM METİN ÇÖZÜMLEMELERLE FİLOZOF ATATÜRK yayınlamıştır. Eğitim camiasına felsefe öğretmeni olarak hizmet etmekle beraber, ulusal ve uluslararası projelerde çalışmalarda yer almaktayım. 1 erkek çocuk babasıyım. Atatürk’ün İzinde sonsuza kadar gitmeye and içmiş bir kişi olarak, ülkemize ve toplumumuza hizmet etmekten şeref duyuyorum. Mail: kartezyen2006@gmail.com
02.06.2020
258
A+
A-


İnsan olmanın en önemli vasıflarından biri “soru sormasıdır”.

İnsan olmanın en önemli vasıflarından biri “soru sormasıdır”. Bu sorulara her ne yolla olursa olsun “cevap bulmak” arayışı içerisindeyiz. Düşünme-İnanma şeklinde iki değişik yol hep karşımıza çıkmıştır. İşin kolayı “inanmak” olsa da “düşünme” eylemi hep tazeliğini korur.

Şüphe” etmek, biraz daha üst düzey yaklaşımdır bu “anlam” arayışında.

Mitoslarla başlayan “açıklama” sürecinde insanlar bu sorulara yanıt bulmuşlardır. Bu süreçte insan için kolay olan da verilmiş yanıtlarla yetinmektir. Bu aşamada yapılan tek eylem ise “bir bilene danışmak” şeklinde olmuştur. “Geçmiş-Bugün-Gelecek” hakkında “bir bilenden” sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu dönemin en popüler insanları ise tahmin edebileceğiniz gibi “kahinler” olmuştur.

Evrende olup bitene karşı olan ”merak”  duygusu bu şekilde doyurulmaya çalışıldı. “Onlar” ne derse o!

Var olana ilişkin anlam arayışında ilk kez bir takım “deliler!” ortaya çıkarak “düşünmeye” olan bağlılıklarını çılgınca göstermişlerdir. “Bir şeyler oluyorsa bunların doğal bir nedeni olmalı!” Ve olup bitenler, olup bitenlerle açıklama getirilmeye çalışıldı. Kimdi bu çılgınlar? “Felsefe” yapmak niyetiyle doğruyu-gerçeği aramaya çıkan bu kişilerin ilk kez Milet bölgesinde ortaya çıktığını görüyoruz.

Bu yapılan işin “babası” olarak kabul edilen Thales, ilk kez felsefe mührüne damgasını vuran kişi oldu. “İnanç bağlamında” ele alınan konular “akıl” boyutunda ele alınmalı dedi büyük adam! Tüm mitolojik açıklamaları bir yana bırakma cesaretiyle tarihte ön sıralardaki yerini almayı başardı Thales.

Artık “Logos” vardı! Söz, akıl, ana neden.. Ne derseniz deyin. “Akıl”a hak ettiği değeri vererek “var olanlar” bu çerçevede ele alınmaya başlandı. Bugünkü Didim-Balat köyünde başlayan bu “bilimsel” çalışmalar, yüzyıllar boyu etkisini tüm toplumlarda “ayrım gözetmeksizin” gösterdi. Çünkü tüm insanlarda ortak olan tek bir şey vardı: Akıl!

Peki bu çılgınların temel sorusu neydi? “Arkhe”. Yani “ilk neden”. “Tüm var olanların özü nedir?” Thales’in bu soruya yanıtı “Su” oldu. Su olmazsa hiçbir şey de var olamazdı O’na göre. Burada önemli olan verilen yanıtın ne olduğundan öte, işletilmeye başlanılan “akıl”dır. Neleri elde etmedik ki biz bu yaklaşımla? Mantık, Bilim, Düşünme..

Biz çözüm bulmaya çalıştığımız bir soruya veya soruna yanıt ararken neler elde ettiğimizin farkına varamayız bazen. Felsefeye gerçek anlamını veren bu “yolda olmak”tır. “Su” diyerek yanıt vermek tabi ki yeterli olmayacaktır. “Neden” sorusu burada “altın anahtar” olmakta. Bir konuya açıklama getiriliyorsa neden bu açıklama getirildiği mutlaka araştırılmalıdır ki inandırıcılık olsun. Yoksa “inanç” çerçevesinde verilen çokça yanıtla karşılaşmaktayız zaten.

  • En zor olan nedir? Kendini bilmek.
  • En kolay olan? Başkalarına öğüt vermek der Thales.

Kolaya kaçmak varken “Thales olmayı” başardı Milet’li hemşerimiz. Yöntem oluşturulması gerekiyordu, geometriye adını verdi! “Kendini bilmek” istiyordu, “Yedi bilgeden” biri oldu üstad. Ve insanlık O’nun adını “Felsefenin babası” diyerek yüceltti! “Logos” yolunda bir “ilk adım” oldu filozofumuz. “Hakkını” elde etmesinde işte bu “inanç süzgecinden” sıyrılarak “logos patikasını” ana yol eylemesi oldu.

M.Ö. 6.yüzyıl. Söze bakar mısınız: “Su, hareketiyle ruhu, her şekle girebilmesiyle de toprak, taşın ve hayvandan ibaret olan dört öğeyi oluşturur.” Bir devrim! Var olanın var olanla açıklanması. “Olmayan”, ana neden değil artık! Yeni moda “logos” ile birlikte “kavramlar” havada uçuşmaya başladı. “Zihin şenliği başlamıştır!” Kullanın kullanabildiğiniz kadar! “Elde olana hakkını verin artık” sözlerinin değerli adımıydı atılan.

“İşin kolayına kaçma” lüksünden uzak duran bu ilk filozoflarımızın “açılışını yaptığı bilim” günümüzde yükseklerde uçmaktadır artık. Buna inanan, bu yolda atılan kritik adımlar ile “bir”e, yani “akla-mantığa” uygun yaşayışlar bizi “yanlış”tan uzaklaştıracaktır mutlaka. Zaten tarihe baktığımızda bunun pek çok örneklerini görebiliriz. Bu yoldan uzak durup sadece “his-inanç” vs ile hareket edenler bir tarafta; “akıl” ile hareket edenler “en değerli tahtta” kendilerine yer edinmişlerdir.

Saded: “Bu adam haftalardır neden bunlardan bahsediyor acaba?” Kendimce hepimizde var olan “akıl”a güvenip, onu düzgün bir şekilde işletmek temel kaygım. Onu, Aristoteles’in nitelendirdiği şekliyle bir “araç-alet” olarak görün. Bir taşıttır o. Sürücü ne kadar iyi olursa o derece doğru yola götürecektir. “Ehliyet” bize doğuştan verildi. Ama iyi bir sürüş için tek başına ehliyet yeterli olmayacaktır kuşkusuz. Kötü bir sürücü olmamak bizim elimizde! Kazaya karışmak istemiyorsak “aracımızı” yetkin bir şekilde kullanmamız gerek. “Hedefine odaklanmış biri için dünya bir yana çekilecektir!”

Bugün 1 Haziran. Güzel günlerin başlangıcı olsun. “Akılla”, “Akılla”…

ENGİN YILMAZ 01.06.2020 URLA

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.