ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33 °C
Az Bulutlu

Minik Yokoluş Öyküsü- Mahmut Tolon

07.07.2012
1.932
A+
A-

2010 yılına kadar bahçemin yanında  bir dere vardı ve hayvan yuvaları olan çok sık bir makilik içinden akıp gidiyordu kış aylarında. Yüzlerce hayvana barınak olan bir dere yatağına sahiptik yöre olarak. Ekolojik bir yaşam adası. Oksijen üretim merkezi ve su tutma havzası. Artık yok.

 

Yandaki komşu inşaat  2010 19  mayıs tatilinde başladı . Kocaman bir kepçe ile ve 100 kadar kamyon toprak vs ile birlikte dere ve yatağı yokoldu. Bilemiyorum kaçta kaçı kamu malı içinde, kaçta kaçı komşunun tapulu arazisinde, ama biz bu dere yatağının tabiat varlığı olarak     korunması için 2009 yılında  bir dilekçe vermiştik. Hem Belediye hem de İzsu’ya.

 

 

 

Dilekçe’de örneğin çevre bilinciyle tanınan Selami Gürgüç’ün de, Bertuğ Ösen’in de imzası vardı. Benim de ilişkim Belediye ile iyi. Belediye Başkanını dostum sayarım. Ama 19 Mayıs’ta aradığım Belediye yetkililerinden bugüne dek bir yanıt gelmedi, hakeza İzsu’dan da. Bir süre sonra komşuya bir protesto çektiklerini öğrendim.  Yarımada.org olayı 3 gün haber yaptı ve dere bu arada yok oldu. Bu, yaklaşık 2 dönümlük bir makiliğin yokoluşu ve herkesin kendince son derece önemli işleri var, belki de bir bölümü komşunun hudutları arasında. Kanunen o bölüm için söylenebilecek bir laf zaten yok. Minnacık bir çevre yokoluşu.

 

Benim buraya yerleşmeme neden olan şeylerden biriydi o dere, o da benim şahsi sorunum. Sadece benim vatanımın değil, dünyanın da minicik bir bölümü yok oldu. Önlenebilir miydi? Muhtemelen evet. Bu tür işleri takiple görevli, gelirleri olan veya gönüllü aktif bir ekip olsaydı ve ilk dilekçeyi verdiğimizden beri haftada bir gün toplantı yaparak makamların kapıları aşındırılarak gereken kamusal düzenlemelerin yapılması sağlanabilseydi. Ama bu mümkün değil. Belediye bir kaç yüzbin dönüm içinde 2-3 dönüme yetişemez, İzsu muhtemelen sadece İzmir sınırları içinde yüz küsur km dere yatağı içinde bu beşyüz metreye yetişemez. Ben de yetişemedim. Ama tüm hayvanların ve de bitkilerin vatanından yaklaşık iki bin metrekare kayboldu. Beton oldu. Beton olunca yağmur suyu doğrudan denize akacak yeraltı suyuna karışmak yerine.

 

Olmaması için son tahlilde vatandaşın örgütlenmesi ve sorumluluk alıp çalışması gerekecek. Çok çalışması. Bu yok oluşların tümünün neticede bizim türümüzün yokoluşuna yol açacağını anlayınca da çok çalışacağız. Ama ne zaman bunu anlayacağız, bu bilinç düzeyine erişeceğiz?

 

Şimdiden kestirmek güç. Şimdilik bu konuları anlamak dönemindeyiz galiba. “Yalan dünya!” deyip gülümsemek en iyisi

 

2012 yılı yazında dereden kalan yüzden fazla kamyon verimli toprak taşındıktan sonra betonlanmış hali

 

Bir de Sokak köpekleri ve kedileri konusu var.  Torun ziyaretine geldiğim New Jersey de bir tek sokak kedisi veya köpeği göremedim. Evcil hayvan deyince hissiyatlar yumak yumak ortada oluyorlar. Milyar dolar mertebesinde ekonomik önemi olan bir konu. Soyut boyutta fikirleşmek güçleşiyor, zaten genel alışkanlığımızla tartışmalar suçlamalara, kişisel saldırılara dönüşüveriyor anında. Halbuki ülkenin en göze batan tartışma konularından biri ve ortak akıl yaratıp saf tutmamız gerekiyor. Haftaya Bu konuya değineceğim.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Merih Yücel dedi ki:

    Mahmut bey, bu doğa talanlarını her yerde görmek mümkün. İnsanın inanası gelmiyor. Benim bildiğim, çocukluğumdan beri şırıl şırıl akan bir derenin üzerini kapatıp da arsasına katanlar var. Allahtan dere yine akıyor da betonun altından, yolun altından denize kavuşuyor. İnsanlar dereyi göremeyince kurudu zannediyorlar. Derenin başladığı sulak alanlar yapılaşmaya açıldı, toprakla örttüler bahçeleri, Evlerin alt katları su emiyor, rutubet içinde, alanlar bin pişman. Bizdeki çevre bilinci ne yazık ki böyle. İnsanlar bile bile, rant için, arsa kazanmak için doğanın canına okuyorlar. Ama değişen iklimlerle, değişen, hiç tanımadığımız meteorolojik olaylarla dereler yataklarını tekrar geri alıyor ve bu da pek çok günahsız insanın canına mal oluyor.