ALTIN 448,82
DOLAR 7,8175
EURO 9,3509
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 18 °C
Parçalı Bulutlu

Memleketimin Hali- Ahmet İnam

29.02.2012
233
A+
A-
Reklam

Ülkem ilginç gelişmeler yaşıyor. İktidar seçimlerde kazandığı başarıya dayanarak oluşturduğu kadrolar ve işbirliği yaptığı farklı dünya görüşlerinden inanç gruplarıyla devletin kadrolarına yavaş yavaş egemen olarak, geçmişte rahatsız olduğu vesayetçi anlayışa ve ‘çetelere’ karşı savaş açtı. Rahatsız olduğu bir kısım muhalifi halkın seçtiği iktidarı devirmek isteyen terör örgütü mensubu olarak damgalayıp, ‘ileri demokrasinin’ yolunu açmaya başladı. Geçmişte laiklik için tehdit olarak görülen şimdiki iktidar, özel yetkili mahkemeler eliyle geçmişte kendini suçlayanları demokrasi düşmanları olarak suçladı. Bu arada yılların kanayan yarasına bir türlü başarılı olamayan çözümler arandı. Dağdakilerle yapılan savaşta dağdakilere demokrasi düşmanlarının da yardım ettiği savı ortaya atıldı.

Bir zamanların irtica yanlıları olarak damgalananlar, laiklik elden gidiyor diye feryat edenleri demokrasi düşmanı olarak ilan ettiler. Bu demokrasi düşmanları arasında darbe planları yapan güçler, bunu laik Türkiye adına yaptıklarını söylüyorlardı. Ülkede mürteci-laik çatışması, askeri darbelerde yaşanan haksızlıklar, yanlışlıklar, zulümlerle farklı bir görüntü kazanmaya başladı. Özal sonrası oluşan ortamda yıllardır kendilerini devlet kadroları için hazırlayan, eğitimli, dünyaya bakış ufku geniş, muhafazakar gençler yetişti. Bu arada ‘sol’ muhalefet hep güçsüz kaldı. İktidarı ele alan muhafazakar kesim, seksen sonrası kendilerine yapılan zulmün intikamını adım adım almaya başladı. (Yakın tarihten söz ediyoruz: Yoksa Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet’in başlarındaki çatışmaları ilgi alanımızın dışına atıyoruz bu yazımızda!) Geçmişin güçlü medyasını zayıflatırken, kendi medyalarını, okullarını, kültür alanlarını oluşturdular. Artık ‘vesayetçi, baskıcı’ kesim ve onun destekçileri yavaş yavaş ortadan kaldırılmaya başlanıyordu. Bir kısım soldan ve liberal kesimden aldıkları destekle ‘özgürlüğe ve demokrasiye’ doğru gittiklerini söyleyerek, her türlü muhalifle darbecileri aynı kefeye koydular. Şimdi hala muhaliflerin başlarının yeterince kırılmadığını düşündükleri için hiçbir etkin muhalifin tahliyesine izin verilmiyor. (‘Su uyur Ergenekon uyumazmış’, korkuları biteceğe benzemiyor.)

***

 

Ülkenin Ergenekoncu olan ve olmayan olarak neredeyse ikiye bölündüğü ortamda hukuk büyük ölçüde iktidarın denetimi altındadır. Demokrasi iktidar için kendi güçlerine hizmet ettiği sürece anlamlıdır. Sıkıştıklarında en büyük dayanakları halktır. İnsanları bizi destekleyenler ve desteklemeyenler olarak ikiye ayırmışlardır. Onlara muhalif olma Ergenekoncu olma anlamına gelmektedir. Herhalde muhalif olduğum için beni de ne olduğunu bir türlü anlayamadığım Ergenekoncu sayıyorlardır. Hukuk ve demokrasi güçlünün hizmetindedir, ülkemizde. Sevgili Platon Amcam, Sokrates Dayım boşuna tartışmışlar. Thrasymachos haklıymış. Adalet güçlü olanın dediğiymiş belki yüzyıllardan beri. İçerdekilerin dışarı çıkıp intikam almasından korkanlarla, onları içeri atanların intikam çığlıklarının yarattığı toz duman altında ülkede hukuk ve demokrasi oyunu oynanmaktadır. Kalkan toz bulutunda ne hukuk ne demokrasi seçilebiliyor.

 

İlginçtir, herkesin kendi hukuku var. ‘Benim hukukum senin hukukunu döver’ deniyor. Elbette karşıt güçlerin demokrasi anlayışları çatışıyor, yine çocukların mahalle kavgalarındaki havayla bir gürültü yükseliyor ülkemin topraklarından: ‘Benim demokrasim senin demokrasini döver!’

***

Başbakanımız, dindar gençlik yetiştireceğiz diyor. Devlet eliyle yapılırsa laiklik ilkesine aykırıdır. Elbette bir ülke gençliği dinini öğrenmek, yaşamak isteyebilir. Dindarlık güzel insanların oluşumuna katkıda bulunabilir. Buradaki temel sorun din değil, dindarlığın nasıl yaşanacağı sorunudur. Modern dindar gençlerin kılavuzu hala yalnızca Necip Fazıl üstat mıdır? Şu anki muhafazakar gençlerin önlerinde dinlerini doya doya yaşamasında üstadın söylediği gibi büyük engeller mi vardır? Yeni dindar gençlerin yeni şairlere ihtiyacı vardır. Yoksa üstadın kimi duyguları geçmişte kalmıştır. Yeni dindarlar, yeni fikirlerden beslenmek, ruhlarını yeni şiirlere açmak durumundadırlar. Evet, nasıl bir dindar? Karşıtı tinerci olan bir dindar değil.

Dinsizleri aşağılayan, onlara gönül kapılarını kapamış, mutlak hakikati bulmanın kibriyle saldırgan, öfkeli biri nasıl dindar olabilir?

***

Yazık, dinsiz zavallı, ona yardım edeyim diyen mi yoksa yok edeyim diyen mi? Dinsiz olanın ahlaksız olacağını sanan kendini ve yaratıcısının mesajını anlamayan biri mi? Maneviyatın yalnızca dinle kazanılacağını sanmak, bir dar görüşlülüktür. Kendinden farklı hayat tarzlarını anlamaya kapalı, farklı dinlerin ufkuyla kendi dinin ufkuna açılım sağlayamamış, sevgiden, merhametten, anlayıştan yoksun insanlar, yalnızca belli ritüelleri yerine getirdi diye dindar olabilirler mi? Özerk bireyler olarak, kendi inanç topluluğunun gönül gözünü açabilen, kendisi gibi düşünmeyen, inanmayanlarla bile manevi alemi paylaşabilen; donanımlı, eleştirel düşünebilen, ötekine kapıları açık, güzel dindar gençlere selam ederim.

Reklam
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.