ALTIN 460,33
DOLAR 7,6684
EURO 8,9233
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 29 °C
Parçalı Bulutlu

Kuzuyu Taşıyan Adam…İbrahim Topal

18.07.2012
1.736
A+
A-

 

 

 

Onu, serin bir Kasım akşamı yeni doğmuş assı kuzuyu Evine muhtemelen evindeki ahıra götürürken görmüştüm… Adam ayaklarını yere sürüyerek yürürken elinde tuttuğu yeni doğmuş kuzu bir öne bir arkaya sallanıyordu.

Kuzunun şaşkın bakışları, ana rahmindeki yaşamından sonra yeni geldiği başka bir dünyadaki ürkek ama güvenli bakışları, Kasım ayının serin akşamında, içimi burkmuştu…

 

Belli ki, uzun sayılabilecek bir yol yürümüşlerdi… Birliktelikleri bu uzun

Yol yürüyüşünün öncesinden başlamıştı mutlaka… Serin bir Kasım gününün ilk ışıklarında, güneş doğmadan yatağından kalkan adam. Birkaç lokma bir şey yedikten belki sadece bir bardak süt içtikten sonra…

 

Bağ evlerine yakın, etrafı eski ahşap çitle çevrili ağılının, menteşeleri şambrel lastiği ve telle bağlanmış ahşap kapısını açarak kırk-elli koyun ve koçtan oluşan sakız cinsi sürüyü kurumuş zerzevat köklerinin bulunduğu tarlaya salmış… Etrafta yazlıkçıların olmamasının verdiği rahatlıkla sürüyü otlarken bırakıp, tek gözlü içinde mutfağı, odun sobası, yatak olarak kullandığı divanının olduğu bağ evine dönmüş, öğlen için kumanyasını hazırlamıştır…

 

Heybesini sırtına asmış, sürüyü dağa doğru sürmüştür. Yabani bir sakız çalısı gürünün siperine uzanmış belki gözlerini kapattığı poşusunun altında uykuya dalmıştır. Memleketten, balkanlardan, balkanların sert iklimli bölgelerinden gelen babasını düşünmüştür. Babasının çobanlık yapan kalabalık ailesinin fertlerinden biridir belki o…

 

Yayılan sürünün içinde ilk doğumunu yapacak sancıları tutmuş genç anne adayı sakız koyununun ayakları kesilmiş bir taşın dibine aniden çökmek zorunda kalmıştır. Zorlanarak ve bağırarak önce ilk sonra ikinci dişi yavrusunu ardından üçüncüsü olan erkek sakız kuzusunu doğurmuş,  doğumun sona erdiği anlamına gelen ve rahminden düşen son’u ile birlikte kuzularının vücudundaki kanı, rahim suyunu iyice yalamış ve işini bitirdikten sonra yoluna devam etmiştir.

 

İlk doğan iki dişi yavru da sürüye ayak uydurmuş anne sakız koyununu takip edebilmiştir. Üçüzlerin sonuncusu, daha cılız olan erkek sakız kuzusu da ayağa kalkmış, birkaç adımdan sonra tökezlemiştir. Tekrar ayağa kalkmış adım atmış ama yürüyememiştir… Sürüden ayrı kalan, cılız erkek sakız kuzusu meleyerek yardım istemiştir.

 

Yabani sakız çalısı siperinde, poşusunu yüzü ile kapatıp uykuya dalan adam önce rüya gördüğünü zannederek acı acı meleyerek yardım isteyen erkek kuzunun sesini duyduğu halde uyanmamış, ses daha da yükselip feryada dönünce telaşla uyanıp sesin geldiği yere gitmiş, yardım isteyen erkek cılız kuzuyu heybesine koymuştur…

 

Akşam olunca, alaca karanlık çökünce sürüyü ağıla kapatmış, önceden doğmuş ve ağılda bekleyen birkaç sakız kuzusunu da üçüzlerle birlikte annelerinin yanına salmış annelerini emerek karınlarının doymalarını sağlamıştır. Erkek cılız sakız kuzusu için annesinin bir memesini sağmış. Diğer kardeşlerinden sıra kalmayan kuzunun sütünü bir şişeye koymuş heybesinin içine yerleştirmiştir. Şişenin ucuna takacağı emziği arayıp bulamamıştır.

 

Kuzuyu kucağına alıp bir tıpa ile kapattığı süt şişesini de bir torba içinde omzuna asarak yaya olarak kucakta kuzu, Alaçatı’nın yolunu tutmuştur. Kasabadaki evin ahırının küçük taş dolap raflarındaki emziği şişenin ağzına takarak kuzunun karnını evin ahırında doyurma hayali kurmuştur…

 

Yağmur çiseleyen Kasım ayı akşamının alaca karanlığında, ter içinde kalmış, ayaklarını sürüyerek yürüyen adamın kucağında, adam yürürken öne arkaya sallanan kucaktaki erkek cılız sakız kuzusu ile köşede karşılaşmış bir an göz göze gelmiştim. O an’ın bana kurdurduğu hayali; dün akşam elinde kuzu olmayan, sallana sallana yürüyen adamı gördükten sonra hatırladım…

 

 

 

17 Temmuz 2012

 

 

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.