ALTIN 483,30
DOLAR 7,8441
EURO 9,2938
BIST 1.221
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 24 °C
Gök Gürültülü

Kasabanın Delileri – Mine Topçu

22.11.2012
2.612
A+
A-

-Psikologdun sen di mi? -Hayır.
-Bazılarını tedavi etmişsin? -Artık etmiyorum.
-Yardım etmişsin ama? -Artık onu da yapmıyorum 
-Karımla biraz sorunlarım var, anlatabilir miyim? – …
Küçük, tam da “kimsenin bilmediği bir yerde yeniden başlasam” diyenlerin cazip bulacağı dinginlikte bir kasaba. Herkes birbirini tanıyor pek bilmese de.
Kasabalıların çoğunun genç, yakışıklı, nazik, ciddi, zeki ve güvenilir buldukları bir psikoloğun gelişiyle birlikte herkes, kronik yorgunluk, depresyon, uyumsuzluk, umutsuzluk, tatminsizlik, çaresizlik, yalnızlık ve daha nelerle hasta olduğunu fark ediyor birden ve birer ikişer ziyaret ediyorlar doktoru.
Doktor onlarla, sırt üstü uzandıkları bir divanı da olan terapi odasında ya da dışarda görüşebiliyor. Sözgelimi izci kampına gidebilsin diye işini üstlendiği komşu çocuğun yerine gazete dağıtırken ya da günlük yürüyüşü sırasında kendisine eşlik eden hastalarına terapi yapabiliyor. Kimse şaşırmıyor, kimse itiraz etmiyor, herkes durmadan anlatıyor.
Başlangıçta merak ya da kuşkuyla yaklaşmış olanlar dâhil hastalar birkaç seanstan sonra iyileşmeye başladıklarını da düşünüyorlar. Kasabanın tek psikiyatristi bile, aynı zamanda sevgilisi olan ve birlikte çalıştığı diğer terapist ile işgüzar avukatın karalamalarına aldırmadan, duyduklarından ve ilk karşılaşmalarından etkilenmiş olarak psikoloğumuza içini dökmekten kendini alamıyor.
Bir zaman sonra bir gün, bir sırrını paylaşmakta tereddüt eden hastasını rahatlatmaya çalışırken, doktorumuz beklenmedik bir şekilde kendi sırrını-beklenmeyecek hikâyesini paylaşıyor.
Psikolog değildir, eğitimini bile almamıştır.
İşinde çok iyi bir vergi müfettişi iken yoldan çıkmış, uyuşturucuya başlamış, en yakın arkadaşının karısıyla beraber olmuş, sonunda para için üstüne gittikleri bir iş adamı fazlasıyla strese girerek intihar edince günahlarından kaçarak uzaklara gitmiş, uzun zaman kaybolmuştur.
Zorlu bir süreçten sonra uyuşturucuyu bıraktığında ”ikinci bir şansı hak ettiği” ne inanarak gelmiştir kasabaya. Duymuşsunuzdur, bazı masal ülkelerinde insanlar suçları kanıtlanıncaya kadar masum kabul edildikleri gibi kim olduklarını söylüyorlar ise o kabul ediliyorlar. Zeki, yetenekli ve eğitimli bir adamın lisans ve kayıt işlerini halletmek işin sıkıcı yanı.
Talihsizlik, üç kişinin bildiğinin “sır” kalamamasındadır. Doktor kendini mahkemede bulur. Yine kimse şaşırmamış, yargıç dışında kimse de yargılamamıştır. O da, lehte onca tanıkla ancak birkaç ay hapis cezası verebilmiştir.
Yukardaki diyalog mu? Son karede kahramanımız ile onu hapishaneye götüren şişman polis memuru arasında geçiyor.
Sizce Doktor, müthiş bir sahtekâr olduğu için mi, işinde çok iyi olduğu için mi başarılı olmuştur?
İşini nasıl yaptığını görmediğiniz için özetlemeliyim. Kendi deneyimlerinden öğrendiği için insanlara neyin çok iyi geldiğini çok iyi bilmektedir. İlgiyle, içtenlikle, yargılamadan dinlenilmek… Herkes zaten sıkıntılarını da çıkış yollarını da biliyor, bazen fark etmek ya da netlikle görmek için sesli düşünmeye ihtiyaçları var o kadar.
Bakmayın siz “akıl akıldan üstündür” ya da “söz gümüşse sükût altındır” atasözlerimize, anlatmayı ve aklımızı seviyoruz. İnsanca işte. Dinleyenleriniz eksik olmasın.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Belgin kirpikçi dedi ki:

    Bu çok güzel görüş ve düşünceleriniz, toplumumuzun genelinin onayladığı, kabul ettiği, örf adet ve geleneklerimize ve hem de bugünkü batı toplumlarının da kabul ettiği insanlık onuruna yakışır düzeydedir. Tebrikler……