ALTIN 469,19
DOLAR 7,7793
EURO 9,0774
BIST 1.121
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33 °C
Az Bulutlu

Zeytinyağı Fabrikası için çalışan Doktor

26.02.2012
347
A+
A-
Reklam

Urla Sefaköy de  oturan Doç. Dr. Levent Köstem,  zeytinyağı müzesini Urla’ya kuruyor. yeniasır haberine göre ” 3 bin yıldan bugüne zeytinyağı üretimindeki gelişmelerin sergileneceği müze için Alsancak’taki evini bile satan Köstem, 5 milyon dolarlık yatırımla hiçbir devlet desteği almadan müze inşaatını sürdürüyor. Urla Zeytinler’de 5 bin metrekare kapalı alana sahip eski bir fabrika binasını satın alan Köstem, zeytinyağı müzesi, restoran, organik ürünlerin satılacağı mağazalar, seramik atölyeleri ve son sistem zeytinyağı fabrikasının yer alacağı kompleksle ekolojik turizme hizmet etmek istiyor.

KÖYLERİ GEZDİ

Müzenin geleceğe taşınması içinde, Köstem Vakfı’nı kurma hazırlıklarını da sürdüren Köstem, müzesinin açılışını önümüzdeki yıl gerçekleştirecek. Zeytinyağı müzesi kurmak için 10 yıldır araştırma yaptığını ve zeytinyağı üretimi ile ilgili makine ve ekipman topladığını belirten Doç. Dr. Levent Köstem, dünyanın en büyüğü olacak müze ile zeytinyağı üretiminin ana yurdu olan bu toprakları dünyaya tanıtmayı amaçladığını söyledi. Köstem, dünyanın en büyük zeytinyağı müzesinin kuruluş öyküsünü bizimle paylaştı.
– Asıl mesleğiniz spor hekimliği. Zeytinyağı ile ilginiz nasıl başladı? 
– Biz Bucalız. Benim dedem zeytinyağı fabrikalarında çalışmış. Çocukluğum Buca’da bağ bahçe içinde geçti. Bu nedenle doğaya çok meraklıyım. Zeytinyağı müzesi projesi önce zeytin ağacı dikimi ile başladı. Kazandıklarımı hep doğaya yatırdım. Aldığım yerlere bugüne kadar 10 bin zeytin ağacı diktim. 7 yıl önce de daha önce zeytinyağı ve mobilya fabrikası olan 5 bin metrekare kapalı alana sahip tesisi aldım.
– Hobileriniz arasında ahşap oymacılığı da var değil mi? 
– Evet, evimde küçük bir ahşap atölyem var. Burada uzun yıllardır kuş evleri ve rölyef oyma yapıyorum. İş dışındaki zamamlarımı atölyemde geçiriyorum.
– Zeytinyağı müzesini kurmak için bugüne kadar neler yaptınız? 
– Ege’yi 6 yıldır köy köy geziyorum. Hafta sonları köyleri ziyaret edip, Altay maçına doktor olarak çıktıktan sonra evime geliyordum. Benim için yorucu oluyordu ama çok keyif alıyordum. Bu şekilde, müzede kullanacağım eski teknolojileri içeren eski fabrikaların makine, ekipman ve malzemelerini satın aldım. Bunlar bazen köylerde bazen de antikacılarda buldum. Konuya meraklı olduğumu bilen hastalarım da bana çok yardımcı oldu.

YILLIK AĞAÇ
– Müze yeri için neden Urla’yı tercih ettiniz?

– Müzenin tarzını projelendirirken belli bir tarihi takip ederek, belli bir hikayesi olmasına özen gösterdim. Dünyada bilinen ilk zeytinyağı üretimi, halen kazıları süren Klozamenai’de yapılmış. Yani dünyanın ilk işliği Urla’da yer alıyor. Bu nedenle müze için en uygun yer burasıydı.
Müzenin başlangıcı, Klazomenai’ye dayanmalıydı. Çünkü uzun yıllar yurtdışı yayınlarda Klazomenai’ye şiddetle karşı çıkılmış ve arkasından kabul edilmek zorunda kalınmıştı. Urla ve çevresi milattan önce de zeytin ve şarapçılık bakımından önemliydi. Dünyada 26 zeytinyağı müzesi var. Kimisini bizzat, kimisini internet üzerinden gezdim. Şu anda en kapsamlı müzeler Yunanistan’da. Ama bende o müzelerin 10 katı kadar materyal var. Benim kurduğum müze dünyanın büyüğü olacak.
– Müzede neler olacak? 
– Müze 5 bin metrekarelik bir alan üzerinde kuruluyor. Çalışmalara geçen yıl başladık. Önümüzdeki ilkbahar aylarında müzeyi açmayı planlıyoruz. Müzede Klozamanai’den yani 3 bin yıl öncesinden bugüne bütün zeytinyağı üretim teknolojileri olacak. Hepsi birebir olarak müzede yer alacak. Sabun müzesi de olacak. İnsan ve hayvan gücünden üretilen zeytinyağından son sistem tesise kadar müzede hepsi yer alacak. Bunun yanında Klozamanai işliğinin de birebir kopyası müzede bulunacak. Zeytin ve zeytinin tarihi, dini kaynaklardaki yeri ve sağlığa etkileri gibi her türlü bilgi de yer alacak. Zeytinyağının dünyadaki yolculuğu harita ile anlatılacak. Müzenin girişinde ise bin yıllık zeytin ağacı olacak.

DESTEK BULAMADI
– Müze için ne kadar yatırım yapacaksınız? Bu süreçte hiç devlet desteği alabildiniz mi? 

– Zeytinyağı Müzesi için toplam yatırım tutarı 5 milyon doları bulacak. Ben bugüne kadarki birikimlerimi bu müze için kullanıyorum. Alsancak’taki evimi bile müze için sattım. Yunanistan’da kurulan müzeler AB fonlarından yararlanmış. Biz yararlanamadık. İzmir Kalkınma Ajansı için proje başvurusu yaptık. Ama projeyi desteklemeye değer bulmadılar. Bu projeyi engellemek isteyenler de oldu. Ama Urla Kaymakamı Şehmus Günaydın bize büyük destek oluyor. Kendisine de çok teşekkür ediyorum.

“Osmanlı işliği çok etkiledi”
– Peki müzeden beklentileriniz nelerdir? Müze bölgeye ne gibi katkılar sağlayacak sizce? 

– Ben müzeyi kendi adıma hiç bir beklentim olmadan kuruyorum. Köstem Vakfı’nın kuruluş hazırlıkları sürüyor. Vakıf, müzenin kendi ayakları üzerinde durması için restoran ve diğer alanlardaki gelirleri değerlendirecek. Vakıf aracılığıyla öğrencilere burs vermeyi de planlıyoruz. Dünyada ekolojik turizmin pastası sürekli büyüyor. Bu müze, ekolojik turizm için her türlü doğal imkana sahip olan bölgede bir katma değer yaratacak. Dünyanın çok farklı ülkelerinden bu müzeyi ziyarete gelecekler. Şimdiden turizmciler beni aramaya başladılar. Müzeyi tur programına alacaklar.
– Sizi en çok etkileyen ne oldu? 
– Ben hepsinden büyük heyecan duyuyorum ama beni en çok etkileyenlerden biri Osmanlı işliği… Osmanlı çağı boyunca, şehzadelerin doğumlarını, sultan kızlarının ve daha sıklıkla şehzadelerin sünnetlerini kutlamak üzere büyük saray şenlikleri düzenlenirmiş. 1582 de 3. Murad’ın oğlu Şehzade Mehmed’in 52 gün süren sünnet şenliğinde kullanılan zeytin ezme taşı ve sistemi beni çok etkiledi. Müzede, kullanılabilir ölçekte 1.5 yıl önce ahşaptan yaptığımız bu Osmanlı işliği de yer alacak. Müzede görülmeye değer en büyük eserlerden biri de bu.

MÜBAREK MEYVE
– Biraz da zeytinin tarihçesinden bahseder misiniz? 

– Zeytin ağacının geçmişi bundan yaklaşık 39 bin yıl öncesine, Ege Denizi’ndeki Santorini adasında yapılan arkeolojik kazılara uzanıyor. Burada 39 bin yıllık zeytin yaprağı fosilleri bulunmuş. M.Ö. 12 bin yılına ait zeytin ağacı bulguları ise Kuzey Afrika’dan Sahra Bölgesi’nden gelmekte. Kur’an ve İncil’de zeytin sözcüğü birçok kez geçmektedir. Kuranı Kerim’de zeytinin incirle birlikte Tanrı’nın insanlara bir hediyesi olarak Sina Dağı’na cennetten indirildiği yazmaktadır. Yine Kuranı Kerim’de birçok defa zeytin üzerine yemin edildiği görülmektedir ve zeytin mübarek bir meyvedir. Hiçbir yere ait değildir. Ne doğuya ne de batıya…

Nostaljik dükkanlar projeye renk katacak
– Müzede ne gibi etkinlikler yapılacak? 
– Seramik atölyeleri olacak. Seramik kursları verilecek ve sergiler açılacak. Ayrıca ahşap atölyemi buraya taşıyacağım. Burada da çocuklar için ahşap oyuncaklar yapılarak satılacak. Çömlek atölyesi de olacak. Müzenin ön tarafında bir restoran açılacak. Ayrıca bu bölgedeki kadınların ürettikleri el işleri ile zeytinyağları, konserveler gibi organik ürünlerin satılacağı standlar bulunacak. Köy kadınlarına da bu sayede gelir imkanı yaratılacak. Ayrıca kaybolan mesleklerle ilgili olarak da, Buca’da yıkılan Kadri dayının kahvesi, babamın kaporta dükkanı, yokolan bir bakkal dükkanının birebir kopyası da müze içinde yer alacak. Ayrıca doğadan uzakta olan çocuklar için de küçük hayvanat bahçesi ile model araba pisti ve model tekne havuzu da kuracağız.

kaynak:yeniasir.com.tr

Reklam
Yasemin Tutal
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.