ALTIN 768,80
DOLAR 13,4511
EURO 15,3077
BIST 1.857
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 19 °C
Hafif Sağanak

Hoşgörü Ve Tahammül… Zeki KIVRAK

04.02.2015
1.291
A+
A-

Yaradan farklı olsun istemiş, herşeyi, hepimizi farklı farklı yaratmış.
Bu yüzdendir kimimizin boynu uzun kimimizin aklı kısa. Kimimizde kepçe kulak, kimimizde mangal yürek. Aynı başta iki göz, biri ela bir şaşı. Sadece beşer mi? Aynı dalda iki elma, biri mayhoş biri tatlı. Nebatatı var katmer katlı, hayvanatı var gümüş kanatlı. Bu farklılık, bu zenginlik değil midir Yüce Rabbimizin kadrini kudretini kıymetini gösteren.
Uçsuz bucaksız kainat, binbir renk, binbir tat. Her türden beşer, nebatat ve hayvanat ile tüm tabiat.
Beşer dışında ne nebatatın ne de hayvanatın bu farklılığa itirazı var. Derya içre balıklar “ne dilin farklı” der “ne rengin”, yaşar gider ilahi adalet içinde. Ormanda binbir ağaç, binbir bir fidan, yaşar gider tek ve hür, ve de kardeşçesine.
Peki beşerin zoru ne?
Habil ile Kabil’den bu yana, hep kavga, hep ihtilaf, hep savaş: “Rengin farklı, dilin farklı, dinin farklı.”
Kimi zaman etnik köken. Kimi zaman dil. Ama çoğu zaman da dini farklı diye kırmış insanoğlu birbirini. Alın size bir örnek: Papa’nın adı Masum ama koymamış İstanbul da taş üştünde taş. Kılıçtan geçirmiş, ayırmamış kardeş, dememiş dindaş. (Papa Innocent; 4. Haçlı Seferi, 1204)
Külliyen bahane, koca bir mazeret; temel neden, mülk kavgası, bu besbelli.
İyi de mülk kimin? Hani bunun ilk sahibi? İnsanlık tarihi korkunç acılarla bezeli. Tümünde de hoşgörü, tahammül yoksunu beşerin kanlı eli.
Sonra hoşgörü ve barış dini İslamiyet yetişmiş imdada ama beşerin mayası kötü, ne kavga bitmiş, ne yorgan gitmiş, kavga çatışma sürüp gitmekte. Dünya’nın pek çok yeri, özellikle de güzel ülkemizin olduğu coğrafya bir cehennem, etrafımız alev alev. Türkiye bu alevlerin ortasında ışıl ışıl bir cennet, gören görüyor, kıymetini bilen biliyor.
Hoşgörü ve tahammül, beşerin ve toplumun temel direği.
Ama çatışma kültürü, o kültürden sebeplenenlerin ekmeği.
Dedik ya, insanlar çeşit çeşit. Sadece görünüş değil, huyları da öyle.
Beşer var yan gelir yatar, beşer var her türlü taklayı atar. Emek asalaklarını saymaya gerek yok, ama önemlice bir kısmının terinden kan damlar.
İşte bu yüzden ayırımı iyi yapmak gerek, ortam gerginliğinden nemalananlarla, terinden kan damlayanları iyi bilmek gerek. Bilmek gerek ki, kan ter içinde, çoluk çocuğuna ekmek parası, nafaka için, sabah çıkıp akşama kadar azgın boğayı iki boynuzundan tutup yere yatırmaya çalışanları ne pahasına olursa olsun kazanmak gerek.
Gerilimden nemalananlar için yapacak bir şey yok ama galiba Türkiye’nin yeni bir açılıma ihtiyacı var. Tıpkı Kürt açılımı, tıpkı Roman açılımı gibi Hoşgörü ve Tahammül açılımına ihtiyacı var.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.