ALTIN 473,84
DOLAR 7,8261
EURO 9,1376
BIST 1.121
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 30 °C
Parçalı Bulutlu

Geriatri ve Etik Burcu Akpınar

05.02.2012
447
A+
A-
Reklam

Yaşlanan nüfus ve ahlak
Geriatri insan yaşamının 65 yaş ve üstü dönemindeki sağlık sorunlarıyla ilgilenen disiplinler arası bir alandır ve çağımızda giderek daha çok önem kazanan bir tıp dalı konumuna gelmeye başlamıştır. Yaklaşık 20 yıl önce geriatri kliniklerinin açılmaya başlanması ve klinik tıp kitaplarında geriatri ile ilgili ayrı bölümlere yer verilmesi dikkati çekmektedir (Pelin ve Arda 1998). Dikkat edilmesi gereken en temel noktalardan biri yaşlılığın ve yaşlanmanın bir hastalık olup olmadığıdır. Nasıl, hamilelik ve doğum temelde fizyolojik düzeyde gerçekleşen ve kimi zaman patolojik değişikliklerin de görülebildiği bir süreç ise, yaşlılığı da benzer bir tablo olarak tanımlamak mümkündür.

Etik boyut; klinik koşularda o anda ne yapılması gerektiği ve tıbbi tercihle ilgili olarak hastaya yardım edilmesi konusunda pratikteki kararlardır. Geriatride etik kavramı, sağlık alanındaki etik uygulamalardan farklı değildir. Etik prensiplerinin ve teorisinin anlaşılması geriatride ahlaki karar verme sürecinde yer alan değerlerin incelenmesinde bir çerçeve oluşturabilir. Ahlak, Purtilo tarafından ”toplumun dokusunu korumak amacıyla oluşturulmuş kurallar” olarak tanımlanmıştır. Etik ise ”ahlağın analizi ve sistematik düşünce” olarak tanımlanabilir (Kutsal 2006).
Etik açıdan geriatriye bakıldığında çok farklı boyutlarda incelemek mümkündür. Bunlar yaşlılara verilecek sağlık hizmetleri ve triaj, özerklik ve aydınlatılmış onam, yaşamın sonu, mahremiyet, sağlık politikalarıyla ilgili düzenlemelerde yaşlılık, yaşlı nüfusun hasta hakları, yaşlılar açısından istismar ve ihmal diye sıralanabilmektedir.

Yaşlılara Verilecek Sağlık Hizmetleri ve Triaj: Toplumun yaşlanması ve sağlık hizmetlerinin pahalılaşmasının sonucu olarak önemi her geçen gün artmaktadır. Yapılan bir çalışmada hekimler % 9.9 (n=52) oranında yaş açısından hasta seçtiklerini, tercihlerini genç hastalara kullanacaklarını belirtmişlerdir. Bu seçimin de temel gerekçeleri olarak; yatak sayısı, yatak işgal süresi, hastada başka hastalıkların bulunup bulunmaması gibi ölçütler olarak gösterilmiştir. Bu başlık altında “adalet” kavramı etik açıdan değerlendirilebilir.
Özerklik ve Aydınlatılmış Onam: Bireylerin yaşlanması ile değişen yeterliliklerdeki azalmanın yansıması olarak özerkliğin korunmaması ve sunulan hizmetlerdeki aydınlatma ve onam ölçütlerinin ihmal edilebilirliği nedeniyle önemli bir başlıktır. Bireylerin özerkliğine saygı göstermek yasal olduğu kadar etik bir zorunluluktur. Özerklik; bireyin özgür ve herhangi bir dış baskı altında kalmadan, bağımsız olarak kendi başına düşünebilme, kendi hakkında karar verebilme ve bu karara dayanan bir eylemde bulunabilme akli yeterliliği içerisindedir. Yaşlılık döneminde Alzheimer, demans gibi, akli yeterliliği gösterir yetilerin sağlam olmaması halinde yaşlıyı temsil eden kişinin (vekil) tayini gerekir. Potansiyel vekiller; eş, çocukları veya hekimdir. Klinisyenlerin göz önünde bulundurması gereken önemli bir nokta şudur: Hasta tercihi ile vekil tercihleri arasında ciddi farklılıklar olabilir. Tıbbi vasiyetin büyük önemi vardır. Yeterlilik kaybı önceden görülebilmeli, vekil tayini ihmal edilmemelidir.
Eğer hasta, hekim ve hasta yakını arasında görüş farklılıkları oluşur ise hastane etik kuruluna başvurulması önerilmektedir. Etik açıdan Hipokratik bir gelenek olan; yararlılık ve zarar vermeme ilkeleri yanında çağdaş dünyanın getirisi olan; hasta özerkliğine saygı ve adalet ilkelerini göz önünde bulundurmak gerekir.
Etik bir karara varma, hastanın kendi kimliği, ilişkileri ve geçmiş/gelecek hakkındaki düşünceleri ve amaçları hakkında bir miktar bilgi sahibi olunmasını gerektirir. Elbette doktor hasta hakkındaki her şeyi bilemez, ancak hastanın değer yargıları, amaçları ve tarzı konusunda bir fikrinin olması etik kararlar için gereklidir. Duygular oldukça bireyseldir, özellikle doktorlar bazı durumlarda hastalardan farklı duygulara sahip olabilirler. Geleneksel tıp etiğinin hastanın iyilik yararını birincil değer olarak görmesi, hekimin yararlılık ilkesine uygun davranışı olarak açıklanabilir. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak hekim hastasının sağlığıyla ilgili kararları tek başına almakta ve daha ileri noktalarda da “paternalizm” (babacıl tutum) olarak tanımlanabilen hekimin otoriter konumu ortaya çıkmaktadır. Hekimin hastası üzerinde belli bir otorite konumunda olması sonucu, hasta kendisine yapılan müdahaleler hakkında hiçbir bilgi talebinde bulunmamakta ve karar vermemekte, büyük bir inanç ve güvenle kendisini hekimine teslim etmektedir. Yaşlı hastanın kendisine anlatılan bilgiyi anlaması ve karar vermesi aşamasında hekime büyük sorumluluk düşmektedir. (Kutsal 2006).
Yaşamın Sonu: Huzurevi, hospice kavramları ve bakım için bu kurumların tercih edilip edilmemesi, boşuna tedavi, DNR “Do Not Resuscitate” (canlandırma uygulamayınız), ötanazi kavramlarının özellikle geriatri açısından irdelenebileceği bir başlıktır. “Yaşam destek sistemleri ile ilgili olarak; DNR, diyalizin kesilmesi veya suni beslenmenin-sıvı desteğinin sonlandırılması aşamalarındaki kararlar son derece kritik kararlardır.

Mahremiyet: Kültürel, sosyal ve etik açıdan yaşlı grup açısından mahremiyet ve bu gruba sağlık hizmeti verenler açısından bu gruba ilişkin mahremiyet kavramının nasıl değerlendirildiği, yaşlı hizmetlerinde kültürel öğelerin belirleyiciliğinin ne olduğu, sağlık hizmetlerinin ve araştırma süreçlerinin yürütülmesinde nasıl gözetileceği bu bağlamda tartışılmaktadır.
Sağlık Politikalarıyla İlgili Düzenlemelerde Yaşlılık: Ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Projesinin yaşlı nüfusun sağlık sorunlarına etkisinin nasıl olacağı; genel olarak dünyada küreselleşme bağlamında yaşlı nüfusun sağlık sorunları; sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, yargı kurumlarının..vb.nin ürettiklerinin; sağlık ve sosyal hizmet politikalarının yaşlılar bağlamında etik açıdan değerlendirilmesi mümkün görülmektedir.

Yaşlı Nüfusun Hasta Hakları: Günlük tıp uygulamasında ya da araştırma sürecinde yaşlı grubun durumu, genel olarak hasta hakkı olarak tanımlanmış düzenlemelerden yararlanabilme olanakları tartışılmaktadır.
Yaşlılar Açısından İstismar ve İhmal: Fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik açılardan yaşlının istismara uğraması, ya da ihmal edilmesi; bu durumun yaratacağı sonuçlar, uluslar arası düzeyde alınması gerektiği belirtilen önlemlerin neler olduğu, kamu adına yerine getirilmesi gereken sorumlulukların neler olduğu bu başlıkta tartışılabilmektedir (Arda 2010).
Yapılan bir çalışmada 524 hekime 16 soruluk bir etik tercihler anketi kullanılarak, hasta-hekim ilişkilerine etki edebilecek birkaç değişkenin (hastaların cinsiyeti, ekonomik düzeyleri, dinsel inançları ve yaşları) etkisi araştırılmıştır (Pelin ve Arda 1998). Çalışma grubunda yaş faktörünün hekim-hasta ilişkisinde belirleyici olmaması düşüncesi egemendir (%90.1, n= 472). Ancak çalışmaya katılan grubun %9.9’u (n=52) hekimin hastalarına karşı davranışında hasta yaşının önemli bir faktör olduğunu düşünmektedir. Bu grupta birinci sırada (f= 34) silahlı çatışma durumları gibi olağanüstü durumlarda yaşın gençler lehine kullanılabilecek bir öğe olacağı; ikinci sırada (f= 19) yatak sayısının kısıtlı olduğu durumlarda genç hastaların tercih edilebileceği; üçüncü sırada (f= 16) genç hastaların tedaviye daha çabuk yanıt vermeleri nedeniyle sağlık hizmetinden yararlanacak insan sayısını arttırma kaygısıyla genç hastalara öncelik verilebileceğini belirtmişlerdir. Bu grupta dördüncü sırada (f= 13) “yaşlı hastaların birbirine eşlik eden başka hastalıklara da yakalanmış olabilecekleri” ve “yatak işgal sürelerinin yaşlılarda daha fazla olması” nedeniyle genç hastaların tercih edilebileceği belirtilmiştir (Pelin ve Arda 1998). Oran düşük olsa da yinede bu veriler dikkat çekici ve düşündürücüdür. Etik bir olay değerlendirilirken doktor bir karara varmak için yaşı temel almadan önce dikkatlice düşünmelidir. Genel olarak etik problemleri çözümde yaklaşım yaşlı bireylerle gençler arasında farklılık göstermez. Ancak yaşlı bireyler fizyolojik, psikolojik ve sosyal rezervlerindeki farklılıklar nedeniyle istenmeyen etkiler açısından daha büyük risk taşırlar. Belirli bazı durumlarda yaş, karar vermek için gerçek nedenin yerine kullanılabilir. Örneğin; 80 yaş üzerindeki bireyler daha yüksek oranlarda çoklu özürlülüğe sahiptir, birden fazla özürlülüğe sahip bireyler genellikle cerrahi girişimler için kötü adaylardır. Bu nedenle 80 yaş üzerinde cerrahi girişimler sınırlandırılmalıdır. Yani cerrahi girişimlerin sınırlandırılmasının nedeni yaş değil, bireyin fıziksel ve fonksiyonel durumudur. Ancak fizyolojik, psikolojik ve sosyal rezervleri yeterli olan ve cerrahi girişimden fayda görebilecek 80 yaşındaki bir hasta sadece yaşı nedeniyle reddedilmemelidir. Tam tersine sağlık durumu daha kötü olan 80 yaşındaki bir bireye cerrahi önermemek için geçerli nedenler olabilir. Bu nedenler hastaya anlatılmalıdır (Kutsal 2006).
Toplumun sınırlı kaynaklarını sağlık alanında nasıl paylaştıracağı gündeme gelirken, birçok kez tercihin hangi ölçütlere göre yapılacağı, önceliğin neye göre belirleneceği üzerinde durulmaktadır. Nüfus yapılanması ve sağlık ilişkileri içerisinde yaşadığımız ülkeyi değerlendirdiğimizde, bir yandan yaşlı nüfusun artmaya başladığını söylerken, öte yandan genç nüfusun çoğunlukta olduğunu da vurgulamak gerekecektir. Kuşkusuz, burada, eldeki sınırlı sağlık kaynaklarının yaşlı nüfus için mi, yoksa bebek ve çocuk ölüm hızının hala çok yüksek olduğu düşünülerek ikinci grup için mi kullanılmasının daha “doğru” olacağı bu konudaki temel tartışmalar arasında görülebilir. Bu noktada soruna “adalet” ilkesi çerçevesinde yaklaşılması tartışmaya bir açıklık getirebilir (Pelin ve Arda 1998).

Geriatri derneği yaşlı bireylerin sağlık sorunlarına çözüm önerileri üretebilmek için önemli çalışmalar sürdürmektedir bunlardan bir tanesi de Ankara’da (2008) Türk Biyoetik Derneği ile ortak olarak yapmış oldukları “Geriatri ve Etik Kursu”dur (www.geriatri.org). Kurs 5. Tıp Etiği kongresi öncesinde gerçekleştirilmiştir. Bu kurs geriatri ve etik konusunda dikkatin artmasını sağlamıştır. Bunlara ek olarak yaşlanan dünyada geriatri eğitimine önem verilmesi ile de geriatri alanında etik açıdan önemli yol alınması sağlanacaktır. Geriatri eğitim programlarında yaşlanmanın fizyolojisi, yaşlı insanlarda sık karşılaşılan rahatsızlıkların patofizyolojisi, hastalıkların atipik prezentasyonları, fonksiyonel değerlendirme, kognitif statü ve efektif değerlendirme, akut ve uzun dönem bakımda yaklaşım ve tedavi kavramları üzerinde durmalı, ayrıca tıbbi yaklaşımı etkileyebilecek, hastalığın davranışsal yönüne, sosyoekonomik faktörlere, etik ve yasal konulara da değinilmelidir (Aydın 1999). Ülkemizde pek çok Tıp Fakültesi bünyesinde geriatri anabilim dalı yer almaktadır. Ayrıca pek çok üniversitede hemşirelik programlarında “geriatri” lisans ve yüksek lisans eğitimlerinde yer almaktadır (Akdemir 2009). Henüz çok yeni olan “Yaşlı Hizmetleri Bakımı” programında ders içeriklerine bakıldığında Deontoloji dersi içerisinde “Geriatri ve Etik” konusu yer almaktadır (Akdeniz SHMYO).
Sonuç olarak sağlık çalışanlarından beklenen en önemli şeylerden biri, yaşlılığın tek başına bir ayrımcılık öğesi yapılmamasıdır. Tıbbın genel olarak sergilemek durumunda olduğu özen borcu yaşlı hastalar için de hiç kuşkusuz geçerlidir.
“Yaşlanmak yüksek bir tepeye çıkmaya benzer, tırmandıkça soluğunuz kesilir, yorulursunuz, fakat görüş açınız genişler”.
Ingmar Bergman
Kaynaklar
Kutsal Y. Yaşlanan Dünya. Türk Fiz Tıp Rehab Derg 2006; 52 (Özel Ek A):A6-A11 erişim adresi: http://www.ftrdergisi.com/yazilar.asp?yaziid=409&sayiid= (erişim tarihi: 8.5.2010).
Akdeniz Üniversitesi, SHMYO ders içerikleri. Erişim adresi: http://shmyo.akdeniz.edu.tr/ders-icerikleri-19d (erişim tarihi: 8.5.2010).
Pelin S. Arda B. Etik Açıdan Yaşlılık ve Hekim-Hasta İlişkileri. Geriatri 1998, 1 (1) 39-42.
Aydın ZD. Yaşlanan Dünya ve Geriatri Eğitimi. Geriatri 1999, 2 (4) 179-187.
Erişim adresi: www.geriatri.org (erişim tarihi: 5.5.2010).
Akdemir N. Geriatri Hemşireliği Eğitimi. İzmir 2. İleri Yaş Sempozyumu 19-20 Mart 2009. İzmir, 44-49
Arda B. Yaşlıya Yaklaşımın Etik Boyutu. 4. Ulusal Yaşlı Sağlığı Kongresi 1-4 Nisan 2010. İzmir, 244-247.
http://www.freakingnews.com/images/app_images/old-people.jpg

Reklam
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.