ALTIN 476,82
DOLAR 7,8257
EURO 9,2019
BIST 1.123
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28 °C
Az Bulutlu

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar – Seçil Fidan

06.08.2012
2.383
A+
A-

 

    

            

Genetik müdahale yöntemleriyle genetik yapısına bitki, bakteri, virüs vb. herhangi bir başka canlıdan alınan gen ve ya genlerin aktarılmasıyla elde edilen genetik değişikliğe uğratılmış organizmalardır. Ayrıca; doğal yollarla çözülemeyecek sorunları çözmek ve genel ticari başarı kazanmak amacı ile üretilirler.

İlk genetiği değiştirilmiş organizma(GDO) 1970’lerde elde edilmiş olsa da insanlık tarihinde genlerin değiştirilmesi ile ilgili belgeler milattan öncelere kadar uzanmaktadır. Asurluların MÖ870 yılında hurmada yapay tozlaşma yaptıklarını gösteren tablet bulunmuştur.

Tarımda ekimi en yaygın genetiği değiştirilmiş bitkiler soya, mısır, pamuk ve kanoladır. Tarımda genetik değiştirme çalışmaları; zararlılara dayanıklılık, yabani ot ilaçlarına dayanıklılık, viral bitki hastalıklarına dayanıklılık, bitkisel yağ kalitesinin artırılması, olgunlaşma ve aromanın artırılmasına yönelik olarak kullanılıyor.

GDO’ların pek çok olumsuz etkileri vardır. Örneğin, 1999 yılında İngiliz basınında yayınlanan Rowett Enstitüsü’nden bilim adamı Dr.Arpad Puzstai’nin yaptığı detaylı araştırma genetiği değiştirilmiş patateslerin zararlarını ortaya koymuştur. Bir viral protomer olan Cauliflower Mosaic Virus(CaMv) kullanılarak genetik yapısı değiştirilmiş patateslerin memeliler için zehirli olduğu tespit edilmiştir. GDO’ların toksik etkisinin yanı sıra kansere neden olma riski de bulunmaktadır.

GDO’lardan kültür bitkilerin yabani akrabalarına gen kaçışı ve GDO geni içeren akrabaların baskın yabani ota dönüşmesi, GDO’ların insektisit( böcekleri öldürme özelliği ) olarak kullanımı, tarımda genetik çeşitliliğin azalması diğer olumsuz sonuçlardır. Yabancı DNA sindirimi, GDO kökenli yiyecek alerjileri, gıdalardaki toksin birikimi endişesi, tüketicilerdeki metabolizma değişikliği ise sağlık açısından olumsuz etkilerdir. Bu olumsuz etkilerin net sonuçları da gelecek nesillerde GDO’lu yiyecek tüketenlerde görülecektir.

Cartagena Biyogüvenlik Protokolü; 1992’de dünyada yürürlüğe girmiştir. Protokolün temel konusu biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımıdır. Ülkemiz ise sözleşmeye imza açıldığı tarihte imza atmış, taraf olma sürecini 1996’da tamamlayarak, 1997’den itibaren sözleşmeye tam taraf olmuştur.

Ülkelerin GDO’lara bakış açısında; Batı Avustralya 2008’de yasağı kaldırdı. Tazmanya Kasım 2014’e kadar yasağı uzattı. Queensland Eyaleti 1995’ten beri transgenik bitki yetiştirmesine izin vermektedir. ABD’de bazı eyaletlerde yasaklar getirildi. Kanada transgenik kanolaların en fazla üretildiği ülkelerden biridir. Brezilya’da GDO içeren ürünlerde, GDO oranı %1’in üzerinde ise etiketlenmesi zorunlu. Fransa’da Monsanto’nun MON810 mısırının kullanımı Fransız hükümeti tarafından 2008’de yasaklandı. Arjantin’de ise GDO içeren ürünlerin etiketlenmesi ise isteğe bağlıdır.

Birçok ülkede GDO’lar için yasal düzenlemeler ve biyogüvenlik sistemleri vardır. Örneğin ABD’de, genetiği değiştirilmiş ürünler USDA, FDA ve EPA tarafından farklı testler uygulanarak inceleme yapılmaktadır.

Türkiye’de ise; Mayıs 1998’de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nca “Transgenik Bitkilerin Alan Denemeleri Hakkında Talimat” hazırlanmıştır. Türkiye Cartagena Protokolü’ne imza koyan ülkelerden biri olsa da, bu protokol  2003 tarihinde TBMM den onay almış olup vakit kaybı yaşanmıştır. 8. beş yıllık kalkınma planı içerisinde de biyogüvenlik ile ilgili çalışmalar hız kazanmıştır ve bu çerçevede “Biyogüvenlik Kanun Taslağı” hazırlanmıştır.

Genetiği değiştirilmiş organizmalar dünyada ve ülkemizde büyük tartışmalara yol açmaktadır. Ülkemizde ayrıca biyogüvenlik ile ilgili tüm yasal oluşumların tamamlanması gereklidir.

Kaynaklar: Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar-ODTÜ Yayıncılık, Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği Semineri(Arzu Özyol) (2010), www.wikipedia.org, İstanbul Ünv. (GMO, Genetik olarak Değiştirilmiş Bitki ve Bitki Kökenli Gıdaların Tanımlanmasında Kullanılan Yöntemler),www.targem.gov.tr

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. merve dedi ki:

    Secil hanim,
    GDO lu urunlerin zararlari simdi kendini cok fazla gostermesede ileride insan sagligini olumsuz yonde etkileyebilcegine deginmissiniz ve son olarak sizinde belirtiginiz gibi ulkemizdeki biyoguvenlik yasal olusumlarin tamamlanmasi gerektigine ben de destek veriyorum.Onumuzdeki yillara isik tutan bir yazi olmus.Tesekkur ederim.Kolay gelsin.