ALTIN 472,38
DOLAR 7,6058
EURO 8,9636
BIST 1.105
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 29 °C
Parçalı Bulutlu

Fikirleri Gölgelenen Lider – Saim Uysal

29.04.2012
2.488
A+
A-

 

2009 Ağustos ayında yayınlanan Yaşar Nuri Öztürk’ün Arapçılığa karşı akılcılığın öncüsü İmamı Azam Ebu Hanife (Esas Fikirleri Gölgelenen Önder)isimli yeni kitabı 549 sayfadan oluşmaktadır.

Kitap, İmamı Azam Ebu Hanife hakkında bu mezhep (Hanifi) mensuplarınca bile tam olarak bilinmeyen bir çok hususu dile getirmektedir. Kitap Ağustos 2009 da yayınlanmasına rağmen kitapla ilgili olarak ciddi eleştiriler henüz gelememiştir. Bu kitapta kaynak gösterilerek yapılan tespitler özellikle önem taşımaktadır.

Bu tespitlerden hareketle yapılan değerlendirmelerin ayrı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Ancak, kaynak gösterilerek yapılan tespitleri de doğruya varmada “sorgulama” gerçeğinin önemini göz önünde tutarak özetlemenin yararlı olacağı kanaatindeyim.

Kitabın “ÖNSÖZ” bölümünde “İmamı Azamı Farklı Kılan Değerler” başlığı altında bir nevi kitabın özeti sayılabilecek maddeler sıralanmaktadır. Bunlar sırasıyla aşağıya çıkarılmıştır.

1.      Kuranda emredilen “aklın işletilmesi” ve “aklın egemenliği” hususlarını dini yorumlarda öne çıkardı.

2.      Zulüm yönetimlerine karşı isyan etmenin dinin talebi olduğunu belirlerdi.

3.      Arapçılık güden Emevi ve Abbasi yönetimlerine karşı kılıç kullanılmasına fetva vermiş ve bu konuda maddi destek sağlamıştır.

4.      Her Müslüman kendi anadiliyle  ibadet edebilir. Kuranın tercümesiyle namaz kılınabilir.

5.      Uydurma hadisleri reddetmiş ve sahih hadis kriterinin kurana ve akla uygun olup olmadığı hususu olduğunu belirtmiştir.

6.      Hz. Muhammed dışında eleştirilemez kişi ve Kuranı Kerim dışında eleştirilemez kitap kabul etmemiştir.

7.      Din ile şeriat eşitlenemez. İbadet, İmanın olmazsa olmaz parçası değildir.

8.      Kavga ve savaşların nedeni dini gerekçe olamaz.

9.      Ehlibeyti sevmek ve savunmak bir mezhep meselesi olamaz.

10.  Hukuk alanında temel olan bireyin özgürlüğüdür.

11.  Kadının evlenmesinde kimsenin velayet ve vasiyet hakkı yoktur. Bu hüküm, geleneksel fıkhın temel kabullerinden birini yıkmıştır.

12.  Din uleması geçimini dine bağlayamaz. Din hizmeti rızk amacı olamaz. Kendisi de geçimini ticaret yaparak kazanmıştır.

13.  Alkollü içkilere geleneksel anlayıştan çok farklı bakmıştır. Şarap dışındaki içkilerin haram olmasını sarhoş olacak kadar içme kaydına bağlamıştır.

14.  İslam Fıkhında hüküm kaynaklarından kıyas konusu, “Re’y” başlığı altında ele alınmalıdır. Re’y de kıyas da son tahlilde aklın işletilmesinin ürünüdür. Aklın çalıştırılmasını Kuran ayetlerinin yorumlamasında kullanmıştır. Gerek re’y gerekse kıyas istihsam ve örfü hüküm kaynağı olarak gösterirken başlıca iki gerçeği göz önünde tutmuştur.

Bunlar;

–         Maslahat (kamu yararı, insan hayatının gerektirdikleri )

–         Din hayatında zorluğun bertaraf edilmesi

15.  Dini nasları ikiye ayırmıştır.

–         İbadete ilişkin naslar ki bunların neden ve niçinlerinden bahsolunamaz. Örn.: Teyennüm ve Haccın kuralları hakkındaki naslar bu türdendir. Bu naslarda kıyas istemez. Neden, niçin aranmaz. Çünkü Allah’a ve Peygamber’e imanı olan kimse bunların insanın hayrı ve yararı için meşru kılındığına inanır.

–         Diğer naslar. Bu nasların kaynağı hangi hükmi gerekçelerden kaynaklanmıştır. Bilinmesi gerekir. Nedenlerine göre benzeri alanlardan kıyaslar yapılır. Bu tür nasların zahirlerinde (lafızlarında) durulmamalı derinliğine inilmelidir.   Hükme esas teşkil eden hikmet ve gerekçe anlaşılmalıdır.

16.  Ebu Hanife fıkhında beşinci delil olan istihsan; hayatın yeni zorunluluklarına, icaplarına, şartlarına cevap vermek için devreye sokulan “kıyas”’ın daha ileri bir kullanımıdır. Kıyas’ta hükmün dayanağı olan bir genel ilke – Nass olmalıdır. “İstihsan”’da ise dinsel delil üzerinden değil, kamu yararı (maslahat) üzerinden hüküm verilmektedir. İmamı Azamın İstihzan ilke ve yöntemi, sadece mezhepler hukukundaki gelişmeyi etkilemekle kalmamış fıkhın evrensel hukukla kucaklaşmasını da sağlamıştır.

17.  Ebu Hanife (İmam-ı Azam)’nin fıkıhta usulü, halkın ihtiyaçlarını göz önünde tutarak işlerin barış ve iyilik üzerine gitmesine dikkat etmektir. İşler, öncelikle kıyas üzerine yürütülür, kıyas uygun düşmez ise. İstihzana gidilir. İstihzan da sonra getirmez ise, toplumun geçerli uygulamaları esas alınacaktır. Buna da genel olarak “ÖRF” diyoruz. Burada karşımıza “Maslahat” veya kamu yararı ilkesi  çıkıyor. İmamı Azam, dini anlama ve uygulamada “kamu yararı” ilkesini fıkhı sisteminin omurgasına oturtmaktadır. Bu bakış açısıyla gelecek zamanlar için büyük bir ufuk açmakta ve büyüklüğü bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Günlük hayatın “muamelat” denilen faaliyetlerinin tümü vahyin temel ilkeleri korunmak şartıyla maslahata göre çözülecektir.  Tazir denilen devlet reisinin belirlemelerinin tümü örf kaynaklıdır. Kuranı Kerimin Araf suresinin 199.Ayeti “Örf ile emret” bu konuda temel ilkedir. Örf sabit bir şey değildir. Zamanla sürekli değişir. Evrensel bir örfe “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” güzel bir örnektir. (Ne ilginçtir ki bu evrensel maruflar belgesinin altında tek bir İslam ülkesinin imzası vardır. Türkiye.)

18.  Yazar Yaşar Nuri Öztürk kitabında İslam tarihinde 3 büyük yozlaşma olduğunu iddia etmektedir.

a-      Yahudi yozlaştırması: Öncüsü Siyonist haham Ka’b tır. Önleyicisi Haz.Ömer olmuştur. Bu önleyişin bedelini de hayatıyla ödemiştir.

b-     Arap – Emevi yozlaştırması: Öncüsü Muaviyedir. Buna karşı çıkan İmam-ı Azamdır. Hz. Ömer gibi o da hayatını vererek bu yozlaşmayı önlemiştir.

c-      Ilımlı İslam yozlaştırması: Günümüzde bu yozlaşmanın halen yaşamakta olduğunu iddia ediyor yazar. Yahudi Hıristiyan karması bir güdümün yozlaştırmasıdır. Bu süreç yazara göre halen devam etmektedir.

19.  Kitapta İmamı Azam – ı farklı kılan değerlerden diğerleri ile ilgili hususlar aşağıda açıklanmıştır.

–         İnsanı Rableştirmeye karşı çıkmıştır. “Bütün sahabiler udüldür yani günahsızdır” şeklindeki geleneksel Arapçı tabusuna kesin muhalefet etmiştir.

–         Din ile şeriatın farklılaştırılmasını ön görmüştür. “El Alimü vel Müteallim” adlı eserinde “Allah’ın dininde değişme yoktur. Din ne değiştirilir ne de başka şekle sokulur. Ama şeriatlar değiştirilir. Allah bir toplumu için helal kıldığını daha sonra başka bir toplum için haram kılabilir. Nitekim öyle olmuştur. Şeriatlar çoktur ancak din tektir.”diyerek bu konudaki görüşünü özetlemiştir.

–         İbadeti İmanın parçası sayan görüşe karşı çıkmıştır.  Büyük İmama göre “bir insan inanıyorsa hiçbir ameli olmasa da günahları çok olsa da mümindir. Onun cehennemlik olduğuna hükmedemeyiz. Karşındakini kafir ilan etmek için bahane arayan ondan önce kendisi kafir olur. Kuranı Kerimi tevfir veya tevil ederek hükümler çıkaran yahut Hz. Peygambere nispet edilen hadislere dayalı bazı itikadı hususları benimsemeyen kimse kafir ilan edilemez.”

–         Azmışlarla savaşın azmışlık ithamıyla yapılabileceğini kafirlik ithamıyla yapılamayacağını belirtmiştir.

–         Alkollü içkilere farklı bakmıştır. İmamı Azam, (ekolü olan Hanefilik) şarap dışındaki alkollü içkileri (Nebizgiller) sarhoş olmayacak miktarda içmeyi haram saymamaktadır.  İmamı Azam’ın bu davranışına, Hocası Hammad ve Osmanlı Şeyhülislamları da katılmışlardır. Nebiz, hurma, elma, susam, arpa ve buğday gibi meyve ve tahıllardan yapılmaktadır. Yaşar Nuri Öztürk’e göre Hanefi fıkıhçıların bu fetvası dikkate alındığında şarap dışındaki tüm içkiler (rakı, likör, viski) nebizdir. Hanefi fıkıhçılarına göre sarhoş edecek kadar içilmedikleri sürece haram hükmüne dahil olmazlar. 1692 yılında ölen Osmanlı Şeyhülislamı Çatalcalı Ali Efendi ünlü eseri “Fetava” da Şeyhülislamlık adına şu fetvayı vermiştir. “Vişnab diye bilinen sarhoş edici içkinin sarhoş etmeyecek kadarını eğlence kastı olmaksızın içmek haram mıdır?  Cevap: “İmamı Azam ve İmam Ebu Yusufa göre haram değildir. İmam Muhammed’e göre haramdır. Zamanımızda İmam Muhammed’in görüşüyle fetva vermek tercih edilmiştir.”

–         Kadın Özgürlüğüne öncülük etmiştir. Evlenmede kadına tam hürriyet tanıyan tek fakih Ebu Hanifedir. Erkek sadece buluğa ermekle kendi kendine evlenme hakkına sahip olurken kadın bu hakka neden sahip olmasın? Kadınla erkek arasında mal veya velayet konusunda (Tasarruf haklarıyla ilgili olarak) hiçbir fark söz konusu edilemez.

–         Ehlibeytin haklarını savunmada özgün bir tavır sergilemiştir.

–         İmamı Azam’ın en büyük fıkıh devrimi Kuranın tercümesiyle ibadete fetva vermesidir. İmam Azama göre kıraat (Namazda kurandan bir bölümün okunması) zait bir rükündür. Arapça bilinmemesi halinde fatiha okunmadan da namaz kılınabilir. Arapça bilmeyen veya okuyamayan Fatiha’yı başka bir dildeki çevirisinden okur ve namazı geçerli olur. Malikilere göre ise böyle birinin Arapçayı öğrenmesi gerekir. Bunu yapamazsa bilen birine uyarak namaz kılar. Bunu da yapamaz ise ruki ile kıyam arasını bir miktar zikir ile açarak namazını yerine getirir. İmam Azam’ın bu görüşü (anadilde ibadet) kendisinden sonraki mezheplerin hemen hemen tümünü etkilemiştir. Arap dilini bilen ve güzel telaffuzla okuyabilenler de dahil olmak üzere Fatihayı tercümesinden okuyan herkesin namazı geçerlidir. Bu konuda İmam Azam daha da ileri giderek; Namaz kılanlar Tevrat, İncil ve Zebur’dan bir parça okursa ve bu parça tahrif edilmemiş bir parça ise Namaz yine geçerli olur demiştir. Okuduğunu anlamadan namaz kılmak da caiz değildir. Namaz bir salat yani duadır. Onda meşru her dua, her dilde yapılabilir. Evrensel dinin namazı da  zaten başka türlü olamaz.

 

Kitabın son bölümlerinde   İmamı Azam ve Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili benzerlik ve karşılaştırmalar da bulunmaktadır. Bu bölümle ilgili hususlar yukarıdaki derlemeye dahil edilmemiştir. Yazara göre İmamı Azam İslam dünyasının Sokrates’idir. Gerek İmamı Azam ve gerekse Sokrates her ikisi de idealleri ve düşüncelerinden taviz vermediklerinden öldürülmüşlerdir. Bu bakımdan iki anıt ismin kaderi aynıdır. Tek fark, Batı Sokrates’i gerektiği gibi yaşattığı halde Müslüman Doğu İmamı Azama olması gereken yere getirmemektedir.

 

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.