ALTIN 499,73
DOLAR 8,3250
EURO 9,7257
BIST 1.127
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 21 °C
Gök Gürültülü

Eski ve Yeni Urla’lılar-Birgül Türkel

23.05.2012
3.419
A+
A-

ESKİ VE YENİ URLALILAR

İnsanlarla ilişkilerimde nereli olduklarının bir önemi yoktur. Şuranın insanı iyidir, şuranın insanı kötüdür, diyerek insanları memleketlerine göre bir ayrıma tabi tutmam. Her türlü ayrımcılığa da karşıyım. Ancak ben “Nerelisin?” dendiğinde sesimdeki vurguyla altını çizerek, “URLALIYIM” diyorum. Urlalı olduğumdan mutluyum, gururluyum. Bu topraklarda doğduğum için kendimi şanslı görüyorum. Bir yandan ayrımcılığa karşıyım deyip, ardından kendi memleketinle böbürlenmek. Bu bir çelişki mi?
Bunlar bugünkü duygularım. Oysa çocukluğum da, lise yıllarım da Urla’da yaşadığım için şanslı olduğumun pek farkında değildim. Sizlere biraz o zaman ki duygularımı, benim anılarımda ki eski Urla’yı anlatayım.
Urla eskiden tam bir “ kasaba”idi. Bizlerde kasabalı. Kasabalı olmak zordur. Hele kasabanın kızı olmak, iki kere zordur. Her hareketin gözetim altındadır. Böyle devamlı gözleniyorum duygusu, insanı boğar, soluk aldırmaz ve kaçmak istersin. Bu nedenle üniversite sınavında birinci tercihim ODTÜ’idi.
Kasabalılar hiç unutmaz ve belleklerde anılar hep tazedir. Eğer bir kişi komşusunu bıçakladıysa, aradan 30 sene geçse de; o kişiden bahsedilirken mutlaka komşusunu bıçakladığının altı çizilir.
O zamanlar Urla’da insanların adımlarını atışı bile ağır çekimde gibiydi. Hayat telaşsız ve yavaş akıyordu. Erkekler sandalyeye ters oturur, saatlerce yoldan geçenleri seyrederlerdi. Huşu karışık bu durgunluk beni boğuyordu.
Babamın işyerinin telefon numarası “82”idi. O zamandan hatırladığım en büyük telefon numarası ise 135. İlk numaraların kaymakamlık, adliye gibi kurumlara ait olduğunu düşünürsek, Urla’nın o yıllardaki iletişim araçları seviyesini siz tahmin edin.
O yıllarda Urla’nın Anadolu’nun herhangi bir kasabasından farkı yoktu. Yıllar geçiyor ama Urla değişmiyordu. İzmir’den gelen konuklarımız Urla’nın hep aynı kaldığını hiç gelişmediğini söyler, bizde biraz mahcup bu tespite hak verirdik. Oysa İzmir’i, her gidişimizde biraz daha değişmiş buluyor, yükselen apartmanları hayranlıkla seyrediyorduk.
Doğduğum ev bahçe içinde, iki katlı müstakil bugünün deyimiyle “dubleks villa” idi. Ama devir apartman devri idi ve o zamanlar apartman medeniyetti, modernlikti.1965 yılında 5 yaşında iki katlı ama alt katta başkası oturduğu için, bana göre apartman olan eve taşındık. İlkokul eğitimim boyunca evimizin adresini yazarken hep “kat 2” dedim. Çünkü ikinci katta oturmak modernlikti.
Biz, Urla’daki genel yapıya göre daha iyi bir hayat yaşıyorduk. Özel arabamız vardı, tatile gidebiliyorduk. Ama yinede kasabalıydık. Düğünlerde kız kıza dans eder, selamlaşmak için erkekleri yanaklarından öpmezdik.
O zaman ki Urla 12.500 nüfusluydu. Herkes herkesi tanıyordu. Tabi ki bu durumun iyi yanları da vardı. Kapıyı kilitlemeden gönül rahatlığı ile uyuyabiliyor, gece yarısına kadar sokakta oynayabiliyorduk.
Babamın işyerinde veresiye defteri vardı. Herkes bir sene borç yazdırır, tütünü sattı mı, borcunu öderdi. İmza, senet yok. Sadece koyu mavi renkli, ıslandığında dağılan kalemle yazılmış bir defter. Bu kadar basit.
Urla o zamanlar Anadolu’dan hiç göç almıyordu. Sadece tütün zamanı “davazlı” dediğimiz tütün işçileri gelir, Yıldız parkın orada ki çamlığa çadır kurar, tütün tarlalarında çalışırlar, işleri bitince de geride hiç iz bırakmadan giderlerdi.
Urla da herhangi bir ayrımcılık, din, dil kavgası yoktu. Ülkede Alevi – Sünni, Kürt-Türk sorunu olduğunu ben üniversitede öğrendim. Urla’da mübadele ile gelen çok fazla göçmen (Arnavut, Boşnak, Pomak, Giritli vs) vardı. Çaktırmadan yerliler, yerli olmanın havasını atsalar da; bu hiçbir zaman bu ayrımcılık boyutunda değildi.
Yerliler esmer, kısa boylu, genelde esnaftılar. Göçmenler ise sarışın, uzun boylu ve genelde tütün dikerek geçimlerini sağlarlardı. O zamanlar aileler rıza göstermediğin de kaçarak evlenmek çok yaygındı. Çok yerli kızı yüreğinin sesini dinleyip, aşık olduğu Arnavut gence kaçtı. Aileler önce biraz küsüştüler, sonra gençleri af edip barıştılar. Kaçarak evlenen gençlerin, güzel güzel Urlalı çocukları oldu.
Eskiden Urla’yı kimse tanımazdı. Ankara’da öğrenci iken; “Urlalıyım” dediğimde pek anlamazlar, ben de hemen “Çeşme’nin yanında” diye açıklardım. Ama şimdi böyle tariflere gerek yok. Herkes Urla’yı tanıyor.
Urla’ya yeniden dönme, Urla’da oturma fikrine önce çok muhalefet ettim. Eşimin ve oğlumun ısrarı ile Urla’ya taşındık. Ama artık Urla eski Urla, ben eski ben olmadığımdan Urla’da yaşamak bana büyük mutluluk veriyor.
Gençken insan, köklerinden uzaklaştıkça özgürleşeceğini sanıyor. Yaş ilerleyip olgunlaştıkça; bir yere ait olma, aidiyet duygusunun, orada bir geçmişinin olmasının ne kadar önemli olduğunu fark ediyor ve köklerine abartılı bir şekilde sahip çıkmaya başlıyorsun. Cadde kıyısındaki bir ağacın kırk sen önceki halini hatırlamak, karşılaştığım eski komşularımın benin önlüklü halimi bildiklerini bilmek, bana büyük haz veriyor. Yıllar önce ölen babamdan hala sevgi ile söz edilmesinden duygulanıyorum. İstanbul’da duruşma beklerken, İstanbullu bir avukat arkadaşım, Urla’da yemek yediği bir restorandan övgüyle bahsedince“o restoranın sahibi benim çocukluk arkadaşım.” demekten gurur duyuyorum.
79’da babam genç yaşta öldü, ardından 12 Eylül ve bizim aile için çok zor yıllar! Bizim aile, o zor yılları komşularla birlikte atlattı. O sorgusuz, sevgi dolu destek, bağları öyle güçlendirdi ki; uzun süre görüşmemiş olsak bile, karşılaştığımızda sanki hiç ayrılmamış gibi sıcacık sevgi ile birbirimize sarılabiliyoruz.
Bugün Urlalı olmaktan çok mutluyum. Bu topraklarda doğmuş olmaktan, buranın geçmişine ait anılarımın olmasından gururluyum. Yaşadığımız bu topraklarda 3000 sene önce de insanların yaşadığını bilmek beni heyecanlandırıyor.
Buraya kadar eski Urla’yı eski Urlalıları yazdım. Sonra;
Urla’nın her daim toprağı bereketli, iklimi ılıman, Anadolu’nun pek çok yerine göre yaşaması kolay bir yerdi. Askerlik gibi değişik nedenlerle Urla’ya gelip Urla’nın bu özelliklerini fark edenler, zamanla Urla’ya yerleşmeye başladılar. Sonra akrabalarını getirdiler. Böylece Kuşçular Ova’da “Ordulular”, İskele’de “Çorumlular” mahalleleri oluştu. Artık Urla kozmopolit bir yerdi.
Bu gelenler Urla’da yaşamayı Urla’nın doğal güzellikleri için değil, ekonomik nedenlerle seçmişler, çalışmaya, para kazanmaya gelmişlerdi. Hırslıydılar. Önce işçiydiler, sonra bazıları yarıcı, daha sonra toprak sahibi oldular.Bir daha da geriye memleketlerine dönmediler.
Son 20 yıldır Urla’ya her geçen gün artarak devam eden yeni bir göç dalgası var. Hem göç edenlerin yapısı, hem göçme amaçları öncekilerden çok farklı. Şimdi de, bu yeni Urlalılardan bahsedeceğim.
Bu yeni Urlalıların genel özellikleri; eğitimli, ekonomik sorunlarını büyük oranda çözmüş, artık daha mutlu, daha insanca yaşamak istediklerinden, Urla’yı doğal güzellikleri kültürel zenginlikleri için seçmiş kişiler. Hepsini tanımıyorum. Ama benim tanıdıklarım;
Urla’nın bu özelliklerin kesinlikle korunması gerektiğinin bilincinde olan, entelektüel birikime sahip, çağdaş, güzel insanlar. Urla’yı seviyorlar. Üzerinde yaşadığı toprağı sömürmek değil , güzelleştirmek istiyorlar.Hepsi de Urla’nın güzelliklerini yaşayarak, yaşatarak bu topraklarda yaşamaya ve Urlalı olmaya kararlılar. HOŞGELDİNİZ yeni hemşerilerimiz. 30.04.2012

BİRGÜL (MERDOL) TÜRKEL

NOT : Resimlerde Urla’nın sevilen siması Avukat Birgül Türkel,yine Urla’nın sevilen öğretmenlerinden Ahmet bey ile “Bağ Bozumu” şenliklerinde.
Diğer resimde ise Birgül hanım Bağ Bozumu şenliklerinde Urla’nın ünlü “ Külür Ekmeği”ni tanıtıp servis ederken..

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.