ALTIN 457,46
DOLAR 7,6275
EURO 8,9107
BIST 1.120
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 30 °C
Parçalı Bulutlu

En Yaygın Soyadının “Yılmaz” Olduğu Bir Ülkede “Yılmazlık”

Öğrenme İştahı Kabarık ve Meraklı Biri, İnsan Kaynakları ve Organizasyonel Gelişim Lideri, İzmir Kahkaha Kulübü Kurucusu, Kıvırcık Gurme Blog Yazarı


Çünkü duygular, dinlemeye değer sinyallerdir.

Yoğun rekabet, durağan olmayan ekonomik ve ekolojik şartlar altında hem iş hem de sosyal hayatımız hızlı bir değişim süreci yaşıyor. Bu dalgalı, belirsiz ve karmaşık dünyada bireyleri ve kurumları ayakta tutabilecek, tüm potansiyellerini hayata geçirebilmeleri için ivme kazandıracak en önemli kavramlardan birinin “yılmazlık” olduğunu birçok farklı kaynaktan öğrenebiliriz. Bu kavram, yine son zamanlarda sıkça üzerinde durulan psikolojik sermaye kavramının da dört bileşeninden biri.

“Yılmazlık” kavramı bu denli önem kazanmış ve geliştirilmesi önerilirken, şu anki yılmazlık durumumuzun öz değerlendirmesini yapmadan ilerleyemeyiz diye düşünüyorum.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre Türkiye’deki en yaygın soyadının Yılmaz olduğunu görüyoruz. En yaygın soyadının ne olduğu ve ne ifade ettiği ülkeden ülkeye değişiyor. Türkiye’deki Yılmaz soyadına bakarsak, bize karakter özelliğiyle ilgili bir yansıma sunduğunu söyleyebiliriz. Önce gelin bu işin dayanağı nedir, bir sırrı var mıdır, oradan başlayalım.

Tarih boyunca Türkler’de isim koymak çok önemli bir gelenek olmuş. Bu adetlerde ismi veren kim olursa olsun, esas nokta isim seçiminin bir nedene dayanması olarak gözlemlenmiş. Türkler, tarihleri boyunca hep dayanıklı olmak, göçebe bir yaşam sürdükleri için uzun yollar kat etmek zorunda kalmışlar. Zorlu hava koşullarıyla boğuştukları kadar yiyeceksiz, çadırsız kaldıkları dönemler de olmuş. Bu sebeple güçlü olmanın yanı sıra sağlamlık, dayanıklılık Türkler için önemli kavramlardır.


soyadı almayanlara ceza uygulama kararı alınmış.

Gelelim daha yakın tarihe, 21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu’nun çıkarıldığı zamana. Derlenen haberlere göre, o dönemde resmi işlemi olmayan hiç kimsenin soyadı almaya gitmediğini, durum böyle olunca soyadı başvuruları sayısı sınırlı kaldığını söyleyebiliriz. Halkın çoğunun köylerde yaşadığı, illere görece daha önemli işleri düştüğünde gittiklerini de unutmamak gerekir. Gidişat pek iç açıcı olmayınca soyadı almayanlara ceza uygulama kararı alınmış. Bu karar ilan edilince de halk soyadı almak için harekete geçmiş. Tam bu noktada beklenmeyen bir durum oluşmuş, vatandaş ne soyadı alacağına karar verememiş. Devlet bu duruma el koyup, 22 Kasım 1934’te tüm illere bir Halkın Alabileceği Soyadları Listesi göndermiş. Daha sonraları birkaç liste daha hazırlansa da en yaygın kullanılan hep ilk liste olmuş. İlk gönderilen bu liste, Türk tarihinde önemli olan ve dayanıklılık belirten kelimelerden oluşuyormuş: Yılmaz, Kaya, Demir, Çelik… İşte en çok kullanılan soyadlarının hikayesi böyle. Ben de bu listenin en sonunda yer alan “Yılmaz” soyadını 30 yıldır taşıyorum.


Bir şeyi kırk kere söylersek olur derler

Bir şeyi kırk kere söylersek olur derler. Okul dönemine kadar soyadlarımızla o kadar yakın ilişkide olmuyoruz. Okul dönemiyle birlikte adımızı ve soyadımızı kullanarak kendimizi tanıtıyoruz, soyadımız da artık kimliğimizin bir parçası oluyor. Her gün yoklamada adımız-soyadımız birlikte okunuyor, sınav sonuçlarımız adımız-soyadımız söylenerek açıklanıyor, temsillerde ve yarışmalarda adımız-soyadımızla var oluyoruz. İş hayatında adımız-soyadımızı kişisel bir markaya dönüşme çabası içinde buluyoruz kendimizi. Adımız-soyadımızı listelerde okuyunca, başarılarımızla ve yaptığımız iyiliklerle birlikte birilerinin sesli söylediğini duydukça seviniyoruz. Aslında kırktan fazla söyleniyor.

Peki, biz soyadlarımızı yaşayıp, onları yaşatıyor muyuz?

Yılmazlık; bir zorluk ve/veya sıkıntılı bir durumla mücadeleden sonra eski haline dönebilmek olarak tanımlanabilir. Vazgeçmemek, dayanmak, yaşanan zor bir durumdan gelişerek çıkmak, kendini toparlamak ve iyileştirmek; sanıyorum konu hakkında yazılan birçok yazının kesişim noktalarıdır.

Yine bir Japon Atasözü olan “Yedi kere düş, sekiz kere kalk.” yılmazlık kavramıyla çok sık yan yana geliyor.

Yılmazlık” kavramına bir fırça da biz vurduğumuza göre soyadı “Yılmaz” olanlarla ilgili merakıma geri dönelim. Türkiye’de “Yılmaz” soyadını taşıyanların yılmazlık durumları nedir, diğerlerine göre bir farklılık gösteriyor mu, bu çok enteresan bir araştırma konusu değil mi? Sizi bilemiyorum ancak ben yapılırsa sonucunu çok merak ediyorum.

Şimdi yazının yönünü birazcık kendime çeviriyor ve buradan da bu yetkinliğin nasıl geliştirilebileceğine dair yorumlarımı yazarak bitirmeyi hedefliyorum.

“Duygu Yılmaz”

30 yıl boyunca kırktan fazla kez yazdığım, söylediğim ve duyduğum, kimliğimi oluşturan bu iki kelimeye yeniden baktığımızda aslında bir “cümle” olduğunu fark ediyoruz. Bize Duygu’nun dünü, bugünü ve yarını kapsayan geniş zaman diliminde yılmadığını söylüyor. Yazının burası epey samimi olacak; ben adımın da soyadımın da hakkını verenlerdenim. Beni iyi hissettiren duygulara da iyi hissettirmeyen duygulara da benzer mesafedeyim. Yaygınca bilinenin aksine yılmazlık kavramının içinde duyguları es geçmek yoktur. Çünkü duygular, dinlemeye değer sinyallerdir. Bizlere söylemeye çalıştıkları şeyler vardır. O an içinde bulunduğumuz duygunun farkında olmak, onu kabullenmek, durumun içinden o duyguyu yaşayarak geçmek yılmazlık yolunda bizim daha kısa sürede ayağa kalmamızı sağlıyor.

“Yılmazlık” kavramından bahsedebilmemiz için koşulların zorlayıcı, belirsiz ve mücadele gerektiren sıfatlarını barındırması gerekiyor. Bu yetkinliğinizi test etmek ya da geliştirebilmek için de kendinize kırılgan olma, hata yapma, düşme iznini verebilmeniz gerekiyor. Çünkü tüm bunlar güçlü ve dayanıklı olmayı gerektirir. Kırıldığınız, hata yaptığınız, düştüğünüz yerde kalış sürenizi her seferinde iyileştirme gayretiniz yılmazlık seviyenizi artıracaktır. Daha hızlı kalkmayı, kendinizi daha hızlı iyileştirmeyi öğrenmeye ışık tutacaktır. Benim gayretimin bu yönde olduğunu içtenlikle paylaşabilirim.

İç ve dış kaynaklarımızın farkında olmamız, gerçekçi yaşam amaçlarına sahip olmamız, yaşama iyimser ve umutla bakmamız ve bizi iyi hissettiren sevgi, neşe, sevinç, coşku, cesaret, huzur gibi duyguları daha çok tecrübe etmemiz de “yılmazlık” yetkinliğimizi artırmamız için bizlere yardımcı olacaktır.

Tüm bu satırların ışığında,

“Yılmaz” soyadlılar burada mı? Sizler soyadınızın da sizlere yüklediği yılmazlığınızı değerlendirme fırsatı buldunuz mu ya da merak ediyor musunuz?

“Yılmaz” soyadlı tanıdıklarınızla ilgili aklınızdan neler geçiyor?

Soyadınız ne olursa olsun anlamını ve sizin üzerinizdeki etkisini hiç düşündünüz mü?

Yazarken çok keyifle yazdım, okurken de aynı tadı almış olun isterim.

Yılmazlıkla…

Duygu Yılmaz Hancılar, İzmir, Haziran 2020

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.