ALTIN 790,25
DOLAR 13,8250
EURO 15,6207
BIST 1.927
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 16 °C
Gök Gürültülü

Düşünmeyi Düşünmek- Ahmet İnam

11.09.2014
1.606
A+
A-

Yaşamaktır düşünmek. Kokuşmuş görüşlerin, aşınmış kuramların, basmakalıp bilgiçliklerin, ustaca çalıntıların, yüzeysel alıntıların alanı değildir. Böyleyken kültürümüzde bulamamıştır henüz yeterince yerini.

***
Düşünmek, tasalanmak anlamına da gelir dilimizde. “Düşünme, her şey olacağına varır” denir örneğin. Efkârlanırız, fikirler üşüştüğü için değil kafamıza, üzüldüğümüz, tasalandığımız için. “Düşünmek, bizim gibi “pragmatik” bakışlı kültürlerde, sorun çözmeye yarayan, sonuç elde etmeye yönelik bir çabadır. Çok fazla düşünmek ya da öyle bir görünüm içinde olmak üzüntü ya da hastalık belirtisi sayılır. Tasalanmayı düşün¬me sanmışız da düşüncesizliğimize tasalanmamı¬şız. Neden böyle olmuşuz?

***
Düşünce “işe yaramaz” diyoruz. Hangi işe yaramak? Hangi sonuçları almaya? Günlük yaşamda, işimizde gücümüzde sorunlarla boğuşurken, sorunların üstesinden gelmek, ayrıntılarını hesaplamak, onlar hakkında ta¬sarılar geliştirmek, görüşler üretmek, kararlar almak çabaları içeriyor, dü¬şünmek. Bu anlamıyla, günlük yaşamdaki etkinliklerimizle iç içe. Akıl yü-rütmelerimizde, teknolojik, sanatsal, kültürel ürünlerin ortaya konmasında, geleceğe yönelik planların, düşlerin, umutların oluşumunda, düşünmenin onsuz edilmez bir payı var.
***
Biyolojik bir kökene sahiptir düşünce. Tüm canlılar (kim bilir, belki cansızlar da?) yaşamlarını sürdürmek için çevrelerindeki sorunlarla baş etmek için çözümler getirmişlerdir. Bu çözüm kapılarını nasıl kullanacaklarını, hangi koşullarda nasıl davranışlarda bulunacaklarını sınayarak, genetik aktarım¬lar içinde öğreniyorlar; bir anlamda kendi ortamları içinde sorunlarını çöze¬biliyorlar. Çözüm çabalan içinde oluyorlar, bir anlamıyla düşünebiliyorlar.
***
Toplumların, kültürlerin, kullandıkları dil, dünyayı algılama kalıpları, alışkanlıkları, yaşama biçimleri içinde kendilerine özgü düşünme tarzlarına sahip olduklarını söyleyebiliriz. Biyolojik, çevresel ortaklığın yanında, kültürler arası farklılıklar ortaya çıkıyor, düşünce ürünlerini oluşturmada. Yine de kültürlerin tümünü saran, “evrensel” diyebileceğimiz düşünme yol¬larının olduğunu kabul edebilir, bu yolları araştırabiliriz.

***
Öyleyse, düşünme, bir beden taşıyan, duyguları olan, kültür içinde de¬ğerler yaşayan insanın önemli bir etkinliği. Gereksiz, boş bir çaba değil, in¬san olmanın, yaşama anlam vermenin bir gereği. Ne zaman gereği? İşe yaramadığını düşündüğümüzde! Kültürümüzde düşüncenin bir tasa, bir has¬talık sanılması, “İş bitirmeye yaramadığında” boşuna bir uğraş olarak gö¬rülmesi saplantısına karşı söylüyorum bunları: Hayvan düşünüyor, toplumlar, kültürler düşünüyor. Soluk almak kadar doğal olan, bize özgü yanlarımızı gös¬terebilecek (hem birey hem de kültür olarak!) özellikler taşıdığını umduğu¬muz düşünme çabasının, yalnızca kullanılan, yararlanılan aramıza uzaklık konularak yaşanılan bir meta gibi görülmesinin tehlikelerine dikkat etmeli¬yiz.
Düşünmenin “kendi başına” bir değeri vardır. Hangi anlamda? Düşün¬menin “kendi başına” olan değerini yakalayamadığımızda, sorun çözücü gü¬cünün, sorun çözme düzeyinin, “işe yararlılık katsayısının” azaldığını söy¬leyerek başlayayım, “hangi anlamda?” sorusunun yanıtına. Düşünme üstü¬ne düşünme gerekli bize, sağlıklı düşünmeyi öğrenmek için.

***
Yaşam bizden kuram bekliyor! Bunu nereden çıkarıyorum? Kültürümü¬zün var oluşu için gerekli kuramlar! Düşünce bizi bekliyor. Eyleyemeyiz yoksa! Yaşayamayız. Yaşam kuramsız yapamaz. Kuramı biz oluşturmazsak, şimdilerde olduğu gibi, dışarıda üretip kafamıza geçirirler. Kendi ha¬yatlarına yakışan, kendi hayatlarından fışkıran düşünceler üretemeyen kültürlerin düşüncesizliklerin içinde yok oluşlarını göreceğiz. Farklı kültür¬lerin, yaşam biçimlerinin meydana getirdiği “düşünme meydanında”, insa¬na özgü özelliklerin keşfinde, bizim kültürümüzün düşüncesinden bir ses, bir “hoş seda” ya da bir çığlık duyulmayacak mıdır? Duyulacaksa, bir gö¬revdir düşünce, görevimizdir. Eylemimizdir. Boynumuzun borcudur. Bu yurda, bu dile, bu insanımıza karşı.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.