ALTIN 461,55
DOLAR 7,8158
EURO 9,4809
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 20 °C
Çok Bulutlu

Düşünceyi Demleme -Ahmet İnam-

01.06.2014
1.166
A+
A-

DÜŞÜNCEYİ DEMLEME

– Bir gün, kırlarda yürürken, -bir tepeye tırmanıyorduk galiba- bana düşüncelerin demlenmesinden söz etmiştiniz.
– Düşünebilmenin sizin yaşamınızla çok derinden bağı var. Örneğin, düşüncenizin yöneldiği sorunla olan bağlantınız, bu bağlantının sizin duygu dünyanızda yeri, çevrenizle, bedeninizle olan ilişkileriniz düşünmenin işleyişini etkiliyor.
– Bu söylediklerinizi pek anlayamadım. Diyelim ki bir matematik ya da mantık sorununu çözmeye çabalıyorum. Bu çabamın yaşamımla, duygularımla ne ilgisi var?
– Elbette var ama benim demlenen düşünmem senin örneğini verdiğin “sorun çözme” yle ilgili değil. Belli bir algoritma izlenerek, akış çizelgesi çizebilen bir düşünmeden söz etmiyorum. Arayan düşünmeden söz ediyorum. Hedefi önceden konulmuş, varacağı yeri, varma yolu belirlenmiş düşünme değil ilgimi çeken. Yürüdükçe yolunu oluşturan, yürüdükçe öğrenen, dönüşen düşünce.
– Böyle bir düşüncenin olduğunu ilk kez sizden duyuyorum. Nedir arayan düşünmenin konusu, neyi arar?
– Günlük yaşamda, çoğunlukla çözülmesi gerekli, yaşam sorunlarıyla boğuşuruz. Düşünmek, yaşam sorunlarının “pratik” çözümlerine ilişkindir. Bilimde, teknolojide, belli bir paradigma içinde, hedefleri belli düşünme süreçleri işler, çoğu kez. Apansız ortaya çıkıveren şaşırtıcı dönüşümleri saymazsak. Araştıran bilimci, bilimin “uç noktalarında” arayan düşünmeyi yaşar; çünkü hedef artık önceden kestirilemez olmuştur; araştırma bir serüvene dönüştürmüştür.
Elbette, bilimsellik adına bellediği kalıpların dışına çıkamayan, şekilci, sığ bilimcilerden söz etmiyorum. Onlar düşünmüyorlar, kurnazlık yapıyorlar. Önlerine konulmuş sorunları çözmeyi “başarıyorlar”. Dünyada binlerce kişi bilimle, teknolojiyle uğraşıyor. Binlerce dergi yayımlanıyor, binlerce makale. Bu kalabalıktan geriye ne kalacak?
– Yalnız bilimde mi bu görünüş? Örneğin felsefede, sanatta durum farklı mı?
– Binlerce sanat ürünü ortaya konuyor. Yüzlerce felsefeci binlerce makale yazıyor, kitap çıkarıyor.
– “Arayan düşünce” yok mu onlarda?
– Galiba, çoğu sıradan, çoğu belli formatlarla yazılıyor. Bu çoğulluğun içinden farklı olan elbette çıkıyor. Arayan düşünme, düşünen insanların yaşamlarında kendini gösteriyor.
– Yaşamlarında mı?
– Biraz önce söyledim: Düşünme, özgür, arayan, göze alan, yürüdükçe kendi yolunu oluşturan, yenilenen, dönüşümlere açık düşünme, düşünen insanın yaşamıyla titreşim hâlinde olan düşünmedir. O insanla “birleşmiş”, onun huyundan, karakterinden, yaşam biçiminden güç almıştır; Heidegger’in, Gademer’in imâlarıyla söylersek, düşünmenin kendisi düşünmeye başlamıştır.
– İşte bu sözleri anlamam mümkün değil.
– Düşünmenin kendi yaşamı var. Kendi yolu. Düşünen kişi, düşüncesini, düşüncesinin yürüyeceği yola koyabilen kişidir. Düşünmenin yaşamı, düşünenin yaşamıyla içten bir bağ taşır. Düşünen, yaşadığı gibi düşünür, düşündüğü gibi yaşar.
– Doğrusu, sizi dinledikçe çok şaşırıyorum, “düşünme”, “düşünce” kavramlarını sanki bir insanmış anlatıyorsunuz. Ne demek düşünmenin kendi yaşamı? Yaşayan bir organizma mı düşünme?
– Bir metafor olarak alırsak, öyle. Algoritmik, mekanik, öykünmeci, kalıplara sıkışmış, üzerine yöneldiği alanın farklı yüzlerini, boyutlarını göremeyen, onun bunun ittirmesiyle yürüyen (eleştiriden öğrenmeyi, kastetmiyorum!), onay almaya, beğenilmeye, derece ya da ödül almaya yönelik, sürekli “dıştan” zorlamalarla savrulan ya da biçime sokulup basmakalıplaşan düşünmeden söz etmiyorum. Düşünmeye kendi yaşamını kazandırabilen düşünür, onu itip kalkmaz, papağan akademisyenlerin yaptığı gibi, ufuksuz, görüşsüz bir yığın ayrıntı yığınına yazısında bol bol göndermelerde bulunmaz. Onu zorlamaz. Düşünmesini izler! Demlenmesini bekler. Acele etmez. Düşünme gücünün yaşamıyla kesişen alanlarında dolanmasını bilir. Bu alanların kendisinden kaynaklanan, düşünen kişinin kendi yaşamıyla beslenen, deyim yerindeyse belli bir kendiliğindenliği olan düşünmeyle besler yaşamını. Yaşamı düşünmesini, düşünme yaşamını besler. Düşünmek bu anlamıyla bir sanat. Yaşamını bir sanat yapıtı gibi yaşayabilenler için. Özgür düşünmenin serüveninden korkmayanlar için.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.