ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27 °C
Parçalı Bulutlu

Duramıyorsanız Yavaşlayın

Duramıyorsanız yavaşlayın!

Nereye koştuğunuzun farkındamısınız,

Otomobil kullananlar iyi bilir “sürat felakettir” trafik uyarı levhalarını her yerde görürler.

Sürat gerçekten felaket mi? Oysa günümüzde strateji, yönetim guruları çağımızı “hız çağı “ olarak tanımlıyor.

Hızlı düşün, hızlı karar ver, hızlı uygula!

Yanımızdan hızla geçip giden fırsatları, oluşumları, fikirleri , bizde aynı hıza ayak uydurmaya çalışırken nasıl yakalayacağız.

Biraz yavaşlasak, hızla gidenlerin önlerinde ne olabileceğini kestirmeye çalışsak mesela…..

Samimi olanı gerçekleştirmeye adasak kendimizi, basit olsa ama işe yarasa….

Bebekteki badem ezmesini yerken, Antepten gelen kuru baklava dilimini midemize keyifle indirirken,

Annemizden yada anneannemizden kalan bir resim çerçevesine bakarken, onun evindeki bir küçük tabak , bir köşe sahpasını keyifle izlerken ne hissederiz.? Gerçeklik mi? Sadelik mi? Ya samimiyet,

Anlamlı mıdır sizce? eveeeettt dediğinizi işitir gibiyim.

Neden her 20 yılda bir ünlü müzisyenler best of albümleri çıkartır? Neden hala genç yaşlı her birey en az bir eski şarkıda hüzünlenir, mutlu olur, değişik duygular içinde olur ama o eseri hiç unutmaz.

Neden bütün ülkeler eski eserler adı altında mimari eserlerini korumaya alırlar?  Mutlaka tatillerinde eski bir şeyler görmek için sevdalanırlar?

Müzeler neden var? Her 20 yılda bir giysilerimiz neden eskiye dönüş, nostaljik kavramlar ile yeniden modern tepsilerde bize sunulur?

Özdeğerlere geri dönüş yepyeni bir trend…….

O halde bu ne hız dostum…. yavaşla biraz….. birileri mutlaka geri dönüp seni arayacak…

Koşanlar ise bir daha geri dönme şansları olmadan hızla tükenip gidecekler. Kalıcı olmak için öz değerlerini bilmek ne kadar önemli.

Endüstriyel devrimler insanoğlunun ruhunu kaybetmesini sağladı. Endüstriyel çağda uygarlık gelişmesi, insanı makinelerin bir uzantısı haline getirmedi mi?

Başlangıçta yakalanan mutluluk, fabrikalarda insanlar ürettikleri ürünler ile bütünleştiklerinden, kendilerine düşen görevleri yapmanın huzuru ile eş değerdi. Çünkü üretim çok değerli idi. Ürün yoktu!  Nüfus artışları, savaşlar, talep patlaması yarattığından ürün arzı, yani hayatımızı kolaylaştırıcı endüstriyel ürünler, tv le, klimalar, sobalar, içecekler, kıyafetler, ihtiyaçtan satılıktı. Mutluluk eş zamanlı olarak bu ürünlere sahip olmaktı. Trend çok hızla kabul gördü.

Maddi tatmin üreticiler için doyum noktasına gelince, derhal markalaşma süreçleri başladı, 2. arabalar, marka saatler, lüks restoranlar,  bu arada maddi tatmine ulaşan sanayi devlerinin ülkelerinden üretim bantları gelişmemiş ülkelere kaydı. Ancak bu ülkelerin halkları aynı zamanda körüklenen ihtiyaçlarını doyurmak için herşeye sahip olarak mutlu olacakları bir ticaret kavramı yarattılar. İthalat.

Doyumdaki üreticiler ise artık başka arayışlar ile manevi huzurun peşine düştüler. Yogalar, pilatesler, mantralar, düşünce gücü teknikleri gibi yepyeni bir akım, hızla yayıldı.

Yaşadığımız bu günlerde ise; daha önce manevi huzur içinde yaşarken birden bire aklını ve duygularını uygarlık esaretine teslim etmiş sağ kanat ülkeleri de manevi huzurun peşine düştü.

İnsanın kendini gerçekleştirme düşü, sonsuz haz, doruk nokta, yaşama sevinci,

İnsanın kendini gerçekleştirme arzusu, küçük kitlelerden tüm dünyaya yayılmış durumda.

Oysa bu davranış modeli ile sadece kendine değil, yaşadığı dünyaya, çevresine de zarar verdi insanoğlu.  Bu düşünceler, hasta, yorgun, tembel, herşeyi bir düşünceden bekleyen travmatik toplumlar yarattı.

Şimdi ise insanın kendiyle, diğerleriyle, doğa ile savaş yerine, daha uyumlu, bölünmüşlük yerine daha bütünsel bir çağa adım atması bekleniyor.

Yasemin Tutal

Urla 24.03.2020

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.