ALTIN 459,97
DOLAR 7,9170
EURO 9,4483
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17 °C
Parçalı Bulutlu

Dünya’nın Değiştiği Günün Hikayesi…Zeki KIVRAK

07.03.2015
1.011
A+
A-

Baltimore Havaalanı civarı, Amerikan Uzay ve Havacılık endüstrisine iş yapan küçük şirketlerle doludur. Çünkü bu küçük şirketlerin iş yaptıkları NASA yakındadır, hemen köşe başında Northrop Grumman’ın dev bir yeşleşkesi vardır. F16 üreticisi Lockheed’in yakınlarda bir yerde uydular için elektronik komponent üretim merkezi vardır.
İşte bu küçük şirketlerden birisinde iş bulmuştum. Evimiz ile iş yerim arasındaki mesafe oldukça kısaydı; arada yemyeşil kırsal yollar vardı.Her sabah keyiflice bu yollardan birisini seçer, geyikleri, sincapları seyrede seyrede işime giderdim, o sabah ta aynısını yaptım. İşimi çabucak bitirip makinalara çalışma izni verdim.
Sonra kulağım radyodaki haberlere takıldı. Saat dokuz civarlarında New York’taki ikiz kulelerden birisine bir uçak çarptığı rapor edilmişti. Önce önemsemediler, küçük bir pırpır uçak tahmin etmişlerdi. Bir kaç dakika sonra bomba düştü. Çarpan uçak büyük bir yolcu uçağı idi. On dakika kadar sonra da felaket haberleri üstüste yağmaya başladı.
İnsanların gördüklerine inanamadıkları her hallerinden belli olan bakışları altında ve canlı yayınlarda diğer kuleye de devasa bir yolcu uçağı çarptı. Hemen ardından iki kayıp uçak haberi daha geldi. Bunlardan birisi Pentagon’a çarptı, diğeri de Pennsylvania ‘da düşürüldü. Yarım saat sonra da kulaklarımıza inanamadığımız haberler geldi. Spikerin titreyen sesi, kulelerin birbiri arkasına tamamen çöktüklerini bildiriyordu. Eminim neler söylediğine kendisi de inanamıyordu.
Değil.
Televizyonlarda gördüğünüz gibi bir duygu hiç değil. Eğer o binaları, binaların devasalıklarını hemen yanıbaşlarından kendi gözleriniz ile görmüşseniz ne kadar vahim bir durum olduğu konusunda bir fikriniz olurdu. Ama kesinlikle televizyondan gördüğünüz, kibrit kutusu gibi yapıların çökmesi gibi algılanandan çok farklı bir şey bu. Gerisini biliyorsunuz. İkinci uçak’tan sonra, saat ona doğru, korkmaya başladım. Telaşlanmıştım.
Herşey olabilirdi. Herkes panikteydi.
Hemen eşimi aradım: “Okula git, oğlanı al, hemen eve dönün, kapıları kilitleyin evden de dışarıya çıkmayın!” O anda beni en çok korkutan, yabancı bir ülkede “yabancı birileri olarak yaşıyor!” olmaktı. Her şey olabilirdi. “Backleash” dedikleri, olayların acısını çıkaracak birilerini halkın kendi içinde araması ihtimali idi beni en çok korkutan. Nitekim, olayın terör saldırısı olduğu anlaşılınca homurtular yükselmeye başlamıştı atölyede. Allah’tan kişiliğime yönelik değil de genelde yabancılara ve özellikle saldırıyı gerçekleştiren sözde islamcılara yönelikti tepkileri. Biraz şirket içindeki konumumdan, biraz da kişiliğimden dolayı, herkes ile iyi geçinirdim. Severlerdi beni, ağır aksanıma rağmen beni yabancı saymazlardı. Kendi içlerindeki dedikoduları, çekişmeleri paylaşacak kadar kendilerinden birisi olarak kabullenmişlerdi.
Onbir Eylül İkibinbir öğle üzeri ve sonrasındaki üç günlük süre, Amerikan tarihinin en sessiz, en durağan zaman dilimlerinden birisidir. Olayın hemen ertesinde, ABD üzerindeki tüm hava trafiği FAA, Amerikan Havacılık Ajansı tarafından durduruldu, havadaki bütün uçaklar, binlercesi, en yakın havaalanına indirildi, Ülkeye gelmekte olan uçaklar da komşu ülkelere yönlendirildi. Okullar, çarşı pazarlarla birlikte insanlar evlerine kapandı. Otoyollar boşaldı, ortalığı üç gün sürecek derin bir sessizlik kapladı.
O gün sadece Amerika değil, tüm dünya kalıcı biçimde değişti. Günümüzün uluslararası arenadaki ciddi sıkıntıları, aslında bu köklü değişimin artçı sancıları, sancıların sarsıcı yansımaları. Sıkıntılar daha uzunca bir süre de devam edecek gibi görünüyor. Bu arada, uzakta olduğumuz için pek farkedemediğimizi söylemiştim. Dünya ile birlikte, Türkiye‘de de çok önemli değişiklikler oluyordu. Yeni binyılın başında, Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizi ile boğuşmaya başladı. Diğer ülkelerde herşey güllük gülistanlıkken Türkiye’de bankalar batıyor, ekonomik sistem tam anlamı ile yerlerde sürünüyordu.
Süreç radikal bir siyasi değişime de yol açtı.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.