ALTIN 462,94
DOLAR 7,9526
EURO 9,4726
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 16 °C
Parçalı Bulutlu

Doğadaki Bozgun

15.08.2013
1.798
A+
A-

Geldiler, direkleri toprağa çakıp, tepelerine birer bez parçası bağladılar. “Bu direkler arasındaki mesafe yol olacak, zeytinliğinizin ortasından yol geçecek.” Dediler. “ Tamam.” Dedi Şengül, “ Geçsin, geçsin de, hiç olmazsa tarlanın kenarından geçirin, çok zeytin ağacım ziyan olmasın.” “ Bize verilen Emire göre hareket ederiz. Geri çekilin.” Dedi dozer operatörü.
Karaburunlu köylü kızı Şengül, yine atıldı: “ Şu ev yeni yapıldı. Sahibinin haberi yok. O ev de yıkılacak mı?” “Yok.” Dedi operatör, “O evin yarısı yıkılacak.”
Koskocaman dozer, asırlık zeytin ağaçlarını devire devire yolu açmaya

“Koskocaman dozer, asırlık zeytin ağaçlarını devire devire yolu açmaya başladı. Evi yerle bir etti. Yetmedi , işaretledikleri yerin üç metre sağını, solunu da talan etti. Dozerin önüne atladı Şengül. Dozer durdu. “Hani sadece işaretler arasını açacaktınız. Siz gittikçe alanı büyüttünüz. Yıkıp, devirdiğiniz koca koca ağaçlar asırlık. Üstelik hepsini toprağa gömdünüz. “ “Biz emir kuluyuz, çekil önümden. Sende devrileceksin şimdi.” Diye bağırdı operatör. Şengül ağlayarak geri çekildi. O toprakların, o ağaçların ne kadar önemli olduğunu bilmezdi o adam. O toprağın, o doğanın dilini bilmezdi. O topraklarda bamya toplayan parmakların nasıl kanadığını, kolların nasıl dalandığını, kaşınan kollarla anlındaki teri sildikçe o alnın nasıl kızarıp, yandığını, tepelerindeki yakıcı güneşle birlikte, gün aşırı , o tarlalardan ne emeklerle, bamya toplandığını , Şehirdeki toptancı hallerine giden bamyaların üç kuruşa satıldığını, aracıdan aracıya atlarken fiyatının çok arttığını, emekçinin eline geçen paranın ise çok az bir para olduğunu bilemezdi. O da emekçiydi üstelik emir kuluydu. Ona: “ Önüne ne gelirse yık, devir .” Demişlerdi.
O, zeytin ağacının öyküsünü bilemezdi. Nesiller boyunca, yağı ile zeytini ile insanları nasıl doyurup, beslediğini, asırlardır neler görüp, neler geçirdiğini, hangi olaylara tanıklık ettiğini bilemezdi. Ona : “ Önüne ne çıkarsa yık, devir.” Demişlerdi.
Oysa ona şöyle deselerdi: Köklediğin ağaçları, köylünün başka bir tarlasına çukur aç , onları oraya taşı ve dik.” Ne kadar güzel olurdu.
Kimilerine göre rüzgar santralları için, kimilerine göre Karaburun’a yeni yol açılması için duble yol yapılıyor. Köylünün tarlasından, zeytinliklerinden yeni yol geçiyor. Elinde tapusuyla ilgiliye gitmiş köylü vatandaş. “O tapu eski.” Demişler. Arazisi kamulaştırılmış, haberi yok. Tarım alanlarına RES’ler kuruluyor. Uzun panelleri tırlarla geçerken, virajlarda dönüş esnasında sağını, solunu, etrafında ne varsa onu yıkıp, geçiyor. Köylünün tarım alanları, zeytinlikleri onlara açılmış. Oysa , dünya artık RES’leri denizlere kuruyor. Karadakiler sökülüp, denizlere yerleştiriyor.
Bizim ülkemizin üç yanı deniz. Ne kadar güzel. Kurun denizlere, nazlı nazlı salınsınlar. Dağdan, taştan, zeytinden , tarımdan, köylüden ne istiyorsunuz.
Merih Yücel
İzmir TEMA Temsilci Yardımcısı

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.