ALTIN 462,45
DOLAR 7,9431
EURO 9,4949
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17 °C
Parçalı Bulutlu

Din Eğitimi ve İslam- Ahmet İnam

29.09.2014
1.571
A+
A-

Din eğitimini nasıl gerçekleştirmeli ? Bir kez dinin maneviyat boyutunu anlatmak gerek. Maneviyat boyutu sadece kitabî sözlerle olmuyor. Çünkü maneviyat, yaşanarak, rû be rû (yüz yüze) ilişkilerle oluşturulabilir. Bu mâneviyatın ve ilahî gücün, o ulvi olanın, o yücenin, o sonsuzun işaretini bize verebilecek insanlara ve atmosfere ihtiyaç vardır.

Şimdi siz sınıf ortamında belli saatlerde okunması gereken bir kitapla, büyük ölçüde asabi ve kompleksli bir hocayı bu çocukların önüne getirirseniz, “susun, gülmeyin, bağırıp çağırmayın, bu günah, bu ayıp ,bu yasak” derseniz, bu manevi gücü anlatamazsınız.

Benim gerçekten genç bir öğrenci olarak, büyük metafizik heyecanlarım varsa, “Ötede ne var?”, “Sonrası ne olacak?”, “Yaşamın manası ne?” gibi sorularla yoğrulmuşsa ruhum; bana heyecanlarımla birleşmemiş, kupkuru “bu budur”, Hazreti Muhammedimizin savaşları, hadisleri bunlardır”, “şu sureleri ezberleyeceksiniz” gibi yanıtlar içeren, manevi aşktan ve heyecandan soyutlanmış kupkuru bir din öğretimi vermeye kalkarsanız, bana da dine de zarar verirsiniz.

İnansın inanmasın, inanan insanın, inanmanın nasıl bir şey olduğunu çocuğa anlatmak gerek. “Bak evladım” inanmak böyle bir şeydir. Maneviyat şöyledir. Bu maneviyat öyle bir yoldur ki, bu yolda, bu sonsuz gücü (Tanrıyı, Allahı ne derseniz deyin!) aramanın değişik yolları vardır. Biz de, kendi dinimiz içerisinde, bu yollardan birindeyiz ama inanmanın daha farklı yolları da olabilir. Hatta aynı yolun içersindede daha ara yollar da olabilir: Böylesine yüce bir iştir inanmak. Bu duyarlılığı, bu anlayışı, bu ruhu uyandırdığımız zaman hiç korkmayalım, çünkü o, aşkın varlığa nasıl inanırsa inansın, hangi dine mensup olursa olsun karşı tarafı anlayabilecektir.
.

Yunus’un o sözünü hiç unutmam ‘aşk gelecek cümle eksiklikler biter’ diyor. O aşk çok sahici bir aşktır. Bu işlerle ilgili ilahiyatçılarımızı düşündüğümüzde, ilahiyatçılarımızın bir kısmını ben, tanıdıklarım açısından söylüyorum, çok pozitivist buluyorum. Ve inanılmaz bir rasyonel gözlükle bakarlar dine. Rasyonellik ve pozitif düşünce, dinî konularda, ancak aşkla beslenirse anlamlıdır. Böylesine yüce sonsuzla kurulan bir ilişkinin akıl gibi sınırlı bir desteğe ihtiyacı olduğunu düşünmek, bence Batılının oyununa gelmekten başka bir şey değil. Çağın aklından ve biliminden nasibini alabilmiş, farklı düşüncelere açık, farklı dinlerin tecrübesini fark edebilen, o donanımla kendini donatmış, İslam aşıklarına ihtiyaç var. Ahmet Yesevi’nin dervişleri bütün Anadoluda bu ruhu yaymış insanlar, arkada bütün Horasan erenlerinin büyük bir aşkı var.
Dini aklî olarak, sadece aklî olarak anlatmanın çok akli bir yol olmadığını düşünüyorum. Yaşanarak ve büyük bir heyecanla, imanla öğrenilir, çünkü iman akıldan daima daha fazladır. Eğer onu akılla sınırlandırmaya çalışırsanız, çok tuhaf bir durumla karşılaşırsınız. Ve içinden çıkılmaz durumlara düşersiniz.

Tümüyle akıla dayanmadığı, şurdan belli: İlahî bir mesajla irtibat halindesiniz. vahyi akla indirgemeye çalışmak, vahyin bütün manasını ortadan kaldırmaktır. İslamın ihyasında, yeniden canlandırılmasında, o basmakalıp düşüncelerden ve tavırlardan kendimizi kurtarabilmek için, bir mana da egzistansiyel boşluğa ihtiyacımız vardır. Kendimizi muallakta hissetmek, tekrar dirilebilmek için gereklidir.

Zaten tasavvufta da bu yaşanan bir şeydi. İnsan eğer bu maddi dünyanın kalıpları içine kendini sıkıştırıp oralardan bir takım arayışlar içine girer de büyük şoklar ve büyük manevi krizlerle yüzleşmeler yaşayamazsa, kokuşmuşluğundan kurtulamaz. Bir organizmanın canlanmasında şok çok önemlidir. Oysa, İslam sürekli bir hınç ve bir intikam içine düşüyor. Hınç, insanın özgür düşünmesini, bağımsız düşünmesini, manevi alanla temasa geçip o aşkı yaşamasını engelleyen çok berbat bir duygudur.

Mânâ alemi, dinlerin tekelinde değildir. Bir dindarın bunu kabul etmesi çok zordur. Ama etmeli. Mânâ alemini yaşamanın değişik yolları vardır, ilim aşkıyla da yaşanır, hakikat diye bir şeye inanırsanız, sonsuza inanırsanız. Sanat ve felsefe yoluyla da. Dindeki manevi aşkı yaşayabilen örnek insanlar bu aşkı gençlere aktaracaklar, örnekler göre göre iç insan,manevi insan sayısı artacak.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.