ALTIN 472,81
DOLAR 7,7487
EURO 9,1069
BIST 1.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27 °C
Az Bulutlu

BURALARDA HIDRELLEZ

   Hıdrellez, çocukluğumda bir başka karşılanırdı Çeşmealtı’nda. Baharın, bolluk ve bereketin gelişi, umutların dileklerin gerçekleşmesiydi. Bütün bunları, Hıdır isminde, hayali, ölümsüz bir ermiş yapar, senede bir gün, 6 mayıs günü denizlerin hakimi olduğu düşünülen İlyas isimde kardeşiyle buluşur, bayram yapardı.

   Bu ritüeli, Anadolu, orta doğu, Balkan ve Doğu Akdeniz halkları böyle kabul eder ve kutlardı. Hıdır, yoksullara iyilik ve bereket dağıtan, her zamanda ve her yerde var olan bir zaman gezginiydi.

   Baharın gelişi olarak, her hıdrellezde annem bana yeni elbise dikerdi. Beş yaşındaydım.  Mavi, siyah desenli dobrasko basmasından diktiği elbiseyi teyelleyip, denemek için giydirmişti. Ben o elbiseyle badem ağacına çıkıp, çağla yemeğe çalışırken, ince dal kırılıp, aşağı uçmuştum. Elbisenin etek kısmı dalda asılı kalmıştı. Anneciğim, çığlık çığlığa bana doğru koşarken, geçirdiğim olayın farkında olmayıp, “Üzülme annem, yarısı etek, yarısı buluz oldu.” Diye ağlıyordum. Elbiseye mi, yoksa annemin  feryadına mı ağladığımı bilemiyorum. Çok korkmuştu; bana sımsıkı sarılıp, ağlıyordu.

    Bir gün önceden evde güzel yemekler yapılır, akşamdan dilekler hazırlanırdı. Annem bu mucize olaya çok inanır, gazete kağıtlarından paralar keser, gül ağacını gibine oyuncak evler yapar, kağıtlara dilekler yazıp, gül ağacına bağlardı. Sabahleyin gün doğmadan dilekler denize atılırdı. Deniz kenarına gidilip, piknikler yapılırdı. Annemin meşhur puf böreği, deve tabanı, taze yaprak sarmaları meşhurdu ve mutlaka yumurtalar haşlanır, deniz suyuna batırılarak yenirdi.

  İlkokuldan sonraki okul zamanlarımda, hafta içine denk geldiği için şehirde kutlardık. İzmir’de, akşam sokaklarda dev ateşler yakılır, ateş üstünden atlarken dilek tutardık. Bazen tek tek, bazen de elele tutuşur atlardık. Ne güzel, ne masum gelecek dileklerimizin olduğunu anımsıyorum. Öğretmen olmayı dilerdim hep. Bu konudaki isteklere güler geçerim ama dilemekten de geri durmam. Sanıyorum, istekler zamanla amaçlara dönüşüp, büyüyor ve hedefe kilitlenip, çalışıyoruz. Gerçekleşiyor.

   Hıdrellez sabahı, gün doğmadan sokaklar adım sesleriyle uğuldardı. Akın akın genç insanlar, daha çok kadınlar ellerine yazılı dilekleriyle denize koşardı. Hıdrellez sabahı okula giderken, Agora’dan İzmir Kız Lisesi hayli yol. O zaman otobüs yok, Kemeraltı’ndan kestirme Konak’a çıkar yürürdük. Yolda, ellerinde dalağan(ısırgan) otu tutan delikanlılar, peşimizden koşturup, bacaklarımıza ısırgan otu değdirirlerdi. Koşturmaca, tersleme, şaka içiçeydi. O yüzden, sıcak olmasına rağmen, hıdrellez günü kalın çoraplar giyerdik.

   Bu akşam, gül ağacıma, ekolojik yıkımların durmasını, yaşama saygı duyulmasını, ükemde, dünyada barış, sağlık ve iyilik dileklerimi yazıp, bağlayacağım. Geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakma amacının herkese bulaşmasını dilerim en çok. Siz de dileyin.

Merih Yücel

05.05.2020 URLA   

Reklam
ETİKETLER: , , , ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.