ALTIN 462,45
DOLAR 7,9431
EURO 9,4949
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17 °C
Parçalı Bulutlu

Bir Urla Çeyreği – Ünal Ufuktepe

09.11.2014
1.610
A+
A-

İstanbul 10 KM (çeyrek) maratonuna bir haftam kalmış, ve bugün son antremanımı yapmak için 7:30 da kalktım. Sevdiceğim benden erkenci, arkadaşlarıyla toplantısı varmış. Erkenden hazırlıklara başlamış. Hafif bir kahvaltı, sevgiliye bir kaç işte el verme, bahçede sonbahar yapraklarını toplama, köpeğin mamasını verme derken ancak 9:30 da atıyorum kendimi dışarıya.

Haberlerde denildiği gibi tam da pastırma (yazı) sıcağı var, gökyüzü kırçıl beyazla süslenmiş duru bir mavi renkte. Koşmak için dört dörtlük bir ortam. Kafamdaki rota Urla Gençlik Stadı ama yüreğim ve ayaklarım beni doğanın içine çekiyor. Kuğu evlerinin yanında geçerken yolun sağ yanındaki böğürtlenler dikkatimi çekiyor, durup yemek var ama nefsime dur diyorum bir sporcu disipliniyle.

Zeytinlikler, ceviz ağaçları arasından geçerken yoluma bir sokak köpeği çıkıyor, bir bakışım yetiyor ona, köpek dost olduğumu anlıyor yol veriyor bana. Issız bir bölgeden geçerken cep telefonunda Runtastic hatunu 2. km yi tamamladığımı söylüyor, arka planda Adel çalıyor “Lovesong”, çalıların arasında bir kaç keklik uçuşuyor.

Çevre yoldan limana doğru geçtiğimde dar bir yola giriyorum, iki yanım zeytin ağaçlarıyla kaplı, yüzlerce var. Bir kısmının altında zeytin toplayan köylüler , bir telaş, bir ürkeklik var nedense. Aklıma Soma da dün kesilen 6000 zeytin ağacı geliyor, bir an bu ağaçlarımızında kesileceğini düşünüyorum, arka planda Ahmet Kaya “Kafama Sıkar Giderim” diyor, tempom hızlanıyor, Runtastic hatun 4 km oldu diyor. Sahile vardığımda ılık bir deniz esinsiti yüzümü okşuyor. İyot, balık ve yosun kokuları bir birine karışmış.

Martılar kıyıda güneşleniyor. Onları ürkütmeden kıyı boyunca 1km daha koşuyorum. Vücudumda yakılan kalori ısıya çoktan dönüşmüş, resmen yanıyorum, boncuk boncuk terliyorum, üstümü çıkartıyorum eşofmanı sırtıma bağlıyorum, Istanbul Boğazını geçeçeğimi düşünerek yönümü bir anda Ada Hastanesine doğrultuyorum, sanki denizin üzerinde koşuyormuşum gibi. Çorabı yırtık yoksul bir kadın elinde oltası balık tutuyor, karşımda Ada Hastanesi, 2009 Kasım ayında ölümcül bir hastalığın dikişlerini aldırırken hemşirenin bana vermiş olduğu o korkunç acı geliyor aklıma, tempom artıyor, arka planda İnci Çayırlı “Bir sabah uyandığında, Birtanem. Bakacaksın ben yokum” çalıyor. Aklıma Orhan Velinin
“Baka kalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam. ”
ama ben o dakika kendimi denize o kadar çok atmak istedim ki, ama atamadım daha koşulacak 4.5 km var.

Ada Hastanesi yeni yerine taşınmış bu tarihi ve paha biçilmez yer kimbilir kimlere yem edilecek. Dönüş yolunda susuzlukdan boğazım kuruyor, ama tabiyat ana endişelenme ben buradayım diyor; yol boyunca nar ağaçları, ürünün büyük bir kısmı toplanmış, kalanlardan patlamış birine elim uzanıyor, bir solukta ortadan ayırıyorum, avucumun içi kıp kırmızı nar taneleri, atıyorum ağızıma. Bir nar bu kadar mı güzel kokar ve tatlı olur, şükrediyorum yaradana, 8. km deyim, Arka fonda Sezen Aksu “Dua” çalıyor.

Çevre yolunun karşısına geçiyorum, koştuğum stabilize yolun üstü ağaçlarla örtülmüş. Zeytinlikler, portakal, mandalin, incir, ceviz, çınar, limoni selvi ağaçları Amerikan sarmaşıklarıyla sarıp sarmalanmış, yapraklar rengarenk kimisi altın sarısı, kimisi yeşil kimisi kızıl. Arka fonda Ozzy Osbourne “Mama I’m coming home” çalıyor. Kuğu evlerine vardığımda 10 km bitmiş ve ben her dakikasını an ve an yaşadığım bu maratonu tamamlamış oluyorum. Ölmeden önce dilerim aynı lezzette bu tür bir koşuyu daha yaparım, en azından şunu biliyorum 16 Kasım sabahı Istanbul boğazını koşarak geçeceğim ve bir kez daha şükrediyorum YAŞAMAK GÜZEL ŞEY…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Zeki KIVRAK dedi ki:

    Unal Yarimada`ya hos geldin.
    Evet herseye ragmen yasamak cok guzel. Ustanin dedigi gibi `bir sevda sarkisi gibi duyup bir cocuk gibi sasarak yasamak`…Zeki