ALTIN 473,84
DOLAR 7,8261
EURO 9,1376
BIST 1.121
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 30 °C
Parçalı Bulutlu

Başka Bir Köylülük Mümkün -Merih A. Yücel

19.04.2013
2.122
A+
A-

Başka Bir Köylülük Mümkün

Ege Üniversitesi Zıraat Fakültesi Dekanlık Konferans Salonu’nda bir panel ve çalıştay vardı. Dekan Prof.Dr.F.Akın Olgun’un açılış konuşması ile başlayan panel, İtalya’dan gelen Flamimia Ventura ve Pier Luici Milone isimli misafirlerin konuşmaları ile devam etti. Ventura , kendi ülkesindeki köylü yapılanmasını anlattı. Köylülüğün azalmasının küresel bir sorun olduğunu. Bütün dünyada, İklim Değişimi, susuzluk, işsizlik, güvenli gıdanın sürdürülebirliği gibi sorunların arttığı, Köy işletmelerinin merkeze alınarak yeni ve yatay diğer işletmelerle koordineli olarak alış veriş halinde olmasının küçük işletmeleri kalkındıracağı ve bu sorunun böyle aşılması gerektiğini anlattı. Ventura’ya göre: Köylü işletmeleri, diğer küçük işletmelerle birleşerek karşılıklı etkileşmeli, gıdayı güvenli taşıma, sosyal iletişim, Pazar yönetimi gibi işletmelerle ve STK’larla birlikte çalışmalı ve en çok da Slow Food guruplarıyla iletişimde olması gerektiğini dile getirdi. Büyük endüstriyel işletmelerin karlarının küçük işletmelere göre daha çok kazandıklanı ama, ürün fazlası durumunda fiatlar düşünce de büyük işletmelerin zarar ettiklerini buna karşılık bu durumda küçük işletmelerin kazandıklarını dile getirdi. Son söylediği Türkiye’de asla görülmeyen bir olaydı. Bizde ürün fazla olunca , örneğin fazla domatesleri denize dökerler. Zira ucuzlayınca büyük işletmeler zarar eder. Ama basında biz bu haberi: “ Köylüler domatesleri denize döktü.”Diye okuruz.

Ventura köylülüğü şöyle açıkladı: Köylülük , yalnızca anılarda kalmış bir olgu değildir . Köylüler, kırsal alanlarının canlılığının ve yaşanabilirliğinin sağlanmasında , verimlilik artış modellerinin yeniden tanımlanmasında umut verici bir gerçekliği simgelemektedirler.

Yeni Pazar yöntemleri ile köy üretimi desteklenirse ve bu başarabilinirse o zaman köylü işletmelerinin daha karlı olacağını savundu.

Üzümsen Başkanı Adnan Çobanoğlu, Dr.Sibel Çaşkurlu, Prof.Dr.Mustafa Koç, Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı ,Prof.Dr. Tayfun Özkaya , Zıraat Mühendisleri Odası Başkanı Ferdan Çiftçi konuştu.

Ferdan Çiftçi: 3 milyon hektar tarım toprağı tarım alanı dışına çıkarılmıştır. Üreticiye 6 milyar dolar destek yapıldığını ama bu desteğin çoğunun mazota gittiğini, Tarım gelirleri arttığını ama çiftçinin borçlanması da 4000 kat arttığını ; yeni Büyükşehir yasalarıyla köylerin tüzel kişiliklerinin yok edildiğini, köy nufusunun çok düştüğünü bir şeyler yapmamız gerektiğini söyledi.

Sibel Çaşkurlu ise: Tarımın bitirilmesinin nedeninin çokuluslu şirketler(CUS) olduğunu, devletin bunların önünü kesecek yasal düzenlemeler yapması gerektiğini, bu şirketlerin toprak gaspı yaptıklarını , madencilikle, HES’lerle, RES’lerle, 2/B’lerle köylülere büyük darbe vurulduğunu söyledi.

Mustafa Kaymakçı ise, Endüstriyel tarımın 50 yıl içinde köyleri boşalttığını, Bunun sebebinin emperyalizm olduğunu, şehirlerde işsizlik artınca ucuz işgücü yaratılarak emeğin sömürüleceğini, tarımdaki bu kapitalist paradigmaya hep birlikte karşı koymamız gerektiğini, örgütlenme ile, kooperatifleşme ile, ar-ge çalışmalarıyla bu problemi çözmemiz gerektiğini, siyasal bir farklı yaklaşımın olması gerektiğini, bizi Pazar yapan Gümrük Birliği’nin sorgulanması gerektiğini, Çin’den Avrupa’ya gelen malların bu nedenle bize pazarlandığını dile getirdi.

Tayfun Özkaya : Yeni köylülüğün bilim çevreleriyle ittifaklar kurarak, doğayı koruyan politikaları üreterek yapılması gerektiğini, bu gün Türkiye’ye GDO’lu tohum girmiyorsa, bunun sebebinin bazı kurum ve STK’ların karşı duruş koyarak başarıldığını söyledi herkesin konuşmalarında ortak payda: Çokuluslu şirketlerin emperyalizmin maşası olarak kendi tarım politikalarını az gelişmiş ve 3.sınıf ülkelere dayatarak kendi varlıklarını oralarda sürdürmeleri, bu ülkeleri Pazar olarak görmeleri ve yerel tarımı bitirmeleriydi. Buna karşı koymak için neler yapılabilirdi? İtalya ne yapıyordu, Hollanda ne yapmıştı. Türkiye GDO’ya Hayır diyerek GDO’lu tohumlara kapılarını kapayarak en azından biyoçeşitliliğini korumuştu ama GDO’lu ürünlerin girişini engelliyemiyordu. Olsun o da bir şeydi. Zira Avrupa’nın bütün ülkelerinde GDO’lu tohumla üretim yapılıyordu. Pek çok çözüm öneri sunuldu. Ama gerçek şu ki: Devlet politikası olmazsa bu iş olmazdı. Uygun yasal desteklerle , ucuz tarım girdileriyle, düşük faizli kredilerle, kooperatifleşip, küçük gurupların birleşmesiyle bu iş çözümlenir ve köylümüz refaha kavuşabilirdi. Şimdilik , halkın köylü üretici pazarlarına desteği, onlardan taze ve güvenilir ürün almakla işe başlayabilirdik.image
Köylümüze, emeğine ve bizlere kolay gelsin.
Merih Yücel

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.