ALTIN 790,25
DOLAR 13,8250
EURO 15,6207
BIST 1.927
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 16 °C
Gök Gürültülü

Altınkum’u dünyaya tanıtan isim: Turgut Erol

01.02.2015
1.199
A+
A-
Reklam

Altınkum’u dünyaya tanıtan isim: Turgut Erol

Çeşme’de turizmin yeni yeni kıpırdamaya başladığı yıllarda, 1974’de Altınkum Plajı’nın isminin bile olmadığı yıllarda, küçücük, derme çatma bir çardakla işe başlıyor Turgut Erol. O dönemlerde tapu kayıtlarında, o bölgenin ismi, “Sancak Mevkii” ya da “Karakol Altı” olarak geçiyor.

Turgut Erol, çok sevdiği bölgede çardağını kurduktan sonra, plajın kumunun güzelliğinden etkilenerek “Altınkum” ismini koyar. Bugün artık tapu kayıtlarında o bölge “Altınkum” olarak geçmektedir.

O yılları şöyle anlatıyor Turgut Erol

“1974 yılında derme çatma bir çardak yaptım. Yolu bile yoktu o zamanlar. Çapayla kazarak yol yaptım. Buzdolabı yok, elektrik yok, su yok, hiçbir şey yoktu. Yazın turistler gelmeye başladı. Çadır kuruyorlardı. Çok beğeniyorlardı Altınkum’u. Bütün tatillerini orada geçirirlerdi. Menemen yapardım onlara. 1980’den sonra ben de çadır kurdum bir kaç tane. Para mara almazdım. ücretsiz verirdik çadırları. Gelen turist yer, içer, bir defterimiz vardı, oraya yazardı yediğini içtiğini. Bira içti, hemen yazardı deftere. Kola içti, kola… Dolaptan ne isterlerse alırlar, deftere yazarlardı. Giderken de, defterdeki hesabını kendisi toplar, kaç para tutuyorsa verirdi.”
O günleri anlatırken gözleri dalıyor Turgut Erol’un… Belli ki, o günleri özlemle anıyor…

Devam ediyor anlatmaya, “1980’den sonra, sıkıyönetimden sonra, pasaportlarını almaya başladım. Karakol istiyordu. Gelen turist bana teslim ediyordu pasaportunu. Çok güzel günlerdi. Hepsi çok memnundu. Hatta o dönemden kalma bir sürü hatıra defteri var. Hala durur evde. Gelen turist yazıyordu hatıra defterine. Benim hakkımda ne yazarsa yazıyordu. Her milletten turist vardı o zamanlar. Ama en çok Alman geliyordu. Çeşme’yi dünyaya tanıtmakta çok katkım olmuştur. Kitaplarına yazmışlar beni. Broşürlerine yazmışlar. Geliyordu turist, bakıyordu kapıdan, az konuşan, göbekli biri… “Turgut mu?” diyordu bana… Öyle tanıtmışlar beni broşürlerinde, kitaplarında. Benim hiç haberim bile yoktu, yazmışlar beni kitaplara… Pırlanta Plajı vardı. Türkler oraya giderdi. Turistler Altınkum’a gelirlerdi. Kimse yok diye, sakin diye Altınkum’u tercih ederlerdi. Çeşme’den daha ucuza veriyorduk, yiyecek içecekleri. Sonraları Türkler de başladı gelmeye. O zamanlar çok güzeldi oraları…”

Günler hep güzel geçmez Turgut Erol için. Yaşadığı zorlukları da şöyle anlatır; “3 – 4 defa yıktılar çardağımı. Belediye Başkanının biri geldi, “Burada mı çalışıyorsun” dedi. “Burada olmaz, güzel bir şeyler yap” dedi. Yaz ortalarıydı o geldiğinde. Ertesi sene güzel bir şey yaptık. Seçim oldu. Başkan değişti. Daha Mayıs ayında, dolaplar da dopdolu, geldi dozerler… Gümbür gümbür yıktılar… .”

2009’a kadar dayanabiliyor Turgut Erol. Sonunda Altınkum’u terketmek zorunda kalıyor. Şimdi, eski Balıkçılar Sokağı’nda, açtığı çay ocağında, yine ekmeğinin peşinde…
Anılarıyla baş başa bırakıp ayrılıyoruz Turgut Erol’un yanından…

Reklam
Yasemin Tutal
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.