ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27 °C
Parçalı Bulutlu

İOANNA KUÇURADİ DÜŞÜNCE DEHASI URLADAN GEÇTİ

24.04.2019
198
A+
A-
İOANNA KUÇURADİ DÜŞÜNCE  DEHASI URLADAN GEÇTİ
Reklam


“Marifet yalnız taraf olduğun kişinin hakkını savunmak değildir.

-Marifet-karşı olduğunuz kişininde hakkını aynı ölçüde savunabilmektir. Bunu yapabiliyorsanız ozaman değerleri kavramış marifet sahibi kişi olabiliriz.,” Diyen ve bu düşünceye gerçekten inanarak eyleme dönüşmesi için mücadele eden bir düşünce insanı İoanna Kuçuradi.

Yoğun gündemin dolayısıyla Urla’da ki konferansına katılamadım ama önceki yıllarda çeşitli Kitap Fuarlarında, bazı verimli söyleşilerde kendisini dinlemiş kısa sohbetlerde de bulunmuştum. 

Tasavvufla ilgilenen biri olarak yazıma, girişteki “Marifet” tanımlaması ve bunu eyleme dönüştürmenin önemini vurgulaması ile gönlüme girmişti. O günlerden sonra kendisini izledim. 

Sadece bu tanımlama bile gerçek bir “Barış” kavramı tesis etmenin temeliydi. “ Marifet” in bu tanımı hem iç barışımızın, hem de çevremizle sulh içinde yaşamamızın anahtarı olarak değerliydi..  İç dünyamızla, kendimizle barışık olmak, vicdanı rahat olmak çevremizle de olumlu ilişkiler kurmanın temelini oluşturan önemli etken.

Kuçuradi, “Saygılı kişi, başkalarının karşısında ceket ilikleyen kişi  değil, karşısındaki kişinin kendi hakkında yaptığı değerlendirmeyi kabul eden kişidir diyor”.

İnsan hakları konusunda uluslararası çalışmalar yapan kuruluşlarda çalışmış ve zaman zaman başkalık yapmış olan Kuçuradi, bu yola gönül vermesine sebeb olan hocası  Takiyettin Mengüşoğlu’nu rehber olarak kabul etmiş. İnsan hakları konusunda çalışmalarına onun yanında asistanlık yapmaya başladığında yönelmiş. “Mengüçoğlu’nun kendine özgü bir görüşü vardır, ben bu görüşten hareket ederek insan haklarına bir temel getiriyorum” demektedir.

“GELİŞMİŞ BİR ÜLKE; İNSAN HAKLARINI EN ÇOK KORUYAN DEĞER VEREN ÜLKEDİR”

“Etik değerlendirme süzgecinden geçmiş İnsan Hakları Bildirgesi her insan için eşit haklardan söz eder,hatta suçluyu bile kapsam içine alır.” diyor ve şöyle devam ediyor: 

FİLOZOF KİMDİR.. 

Kuçuradi:

“ Değişik düşünce ve fikirler ortaya atıp bunlar konusunda çalışmalar yapan kişi benim filozofluk tanımıma girer, karşımızdaki kişinin filozof olup olmadığını anlamak bilgili olmayı gerektirir. Yeterli donanıma sahip olmayan kişiler ,Türkiye’de filozof çıkmıyor deyip kestirip atıyorlar.Oysa dünya çapında filozoflarımız var.Takiyettin Mengüçoğlu bunlar arasında önemli bir isimdir.

FELSEFENİN EDEBİYATLA İŞ BİRLİĞİ, KAVRAMLARIN ANLAŞILMASI AÇISINDAN YARARLIDIR. 

Değerlerin evrensel dille anlatılmasının edebiyat yardımı ile daha etkili olduğu saptanmıştır.

Felsefe bu tanımları çok kuru ( kul)  bir şekilde ortaya koyar. Oysa edebiyat bunu yaşama geçirerek canlı örneklerle uygulayarak sunar. Ve böylece daha anlaşılır,akılda kalır olmasını sağlar.

İfade ÖZGÜRLÜĞÜ, HAKARET ÖZGÜRLÜĞÜ ANLAMINA GELMEZ.. Nefret söylemi  nedir… diye kendisine sorulduğunda, ” Başkalarına birileri hakkında birşeyler yapmaları yönünde kafayalarına sokulanlardır” diyor. “Kafamıza sokulanlarla bu hale geliyoruz”, bunda en önemli etkenlerden biri:KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARIDIR diye devam ediyor.

KİTLE İLETİŞİM ARSÇLARININ TOPLUMUN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ SANILDIĞINDAN DA FAZLA..

Yazılı ve görsel basın, sosyal medya v.s kafamıza sokmaya çalıştığı olumsuzluklar sonucunda nefret dili farkında olmadan yerleşip kök salıyor. Şu anda kitle iletişim araçları maalesef bizlerin dediğimizin tam tersi bir yöne götürüyor. 

Önce dilimizi temizlememiz gerekir.Nefreti getiren önemli faktörlerden biri dildir. Bunun içinde fikir ve düşüncelerimizi arındırmalıyız. Çünkü insanın düşünceleri bir süre içinde sözel hale gelmeye başlar. Bu konuda öncelikle,

“KENDİMİZE HAKİM OLMAYI ÖĞRENMELİYİZ”.

“Kendine hakim insan mutlaka iyi tahsil görmüş insan değildir. Bir çok üniversite mezunları davranış bozuklukları gösterebilir. İnsanı rahat bırakırsanız doğal bir adalet duygusu vardır. Bu duyguyu ortaya çıkarmak önemlidir. Bu seçkin okulları bitirerek ulaşılabilecek bir şey değildir.” Diyerek önemli alışılmışın dışında vurgular yapıyor.,

Onu söylediği daha çok önemli konular var, örneğin “değerler”., umarım tekrar değinme, tartışma fırsatı buluruz.

Reklam
Deniz Şarman
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Sevinç Pınarlı Özkan dedi ki:

    Oradaydım 😊 Kısa süre de olsa onunla aynı havayı soluduğum ve onu dinlediğim.,gözlerindeki o ışığı gördüğüm için çok şanslıyım.

  2. İnçi Aykaç Toprak dedi ki:

    Geçen hafta Beyoglunda “aynısının tıpkısı “bir konuşması vardı,çok da”alışılmışın dışında”sayılır mı bilmem…

  3. Pembe Albayrak Emul dedi ki:

    Gerçekten urlaya bir soluk getirdi değerli Kuçuradi ,siz de çok güzel tanımlamışsınız,kaleminize sağlık .