ALTIN 465,98
DOLAR 7,8904
EURO 9,3537
BIST 1.314
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17 °C
Parçalı Bulutlu

Ormanlarımız ve işlevleri – Merih Yücel –

25.03.2014
1.362
A+
A-

imageYetişkin bir ağacın ekolojik değeri ekonomik değerinin tam 2 bin katıdır. Hele bir ormanı oluşturduklarında nitelikleri katlanarak artar. Toprağının içindeki, üzerindeki mikroskobik ve makroskobik canlılarından tutun da en üst dallarındaki kuşa, böceğe, kelebeklere kadar bir yaşam ortamıdırlar. 1 M3’lük dip toprağındaki kökler ayıklanıp, uç uca eklenirse, elde edilen şeridin uzunluğu 100 Km oluyor. Dibinde gömülü o kök ve kökçük yumağı, toprağı bir sünger gibi emici ve geçirgen yapıyor. Böylece yağmur sularının 4/5’ünü böylece toprağın içinden geçirerek süzüyor ve akifer su ile doluyor. Ayrıca bu kök silsilesi toprağı kavrayarak akıp, gitmesini önlüyor. Yurdumuz; jeomorfolojik özellikleri bakımından erozyona çok elverişli. Bir yılda ülkemizden akıp, giden toprak miktarı 750 milyon ton, üretilen toprak miktarı ise 500 milyon tondur.

Yetişkin bir ağaç, gün ışığında bir saatte; 2,3 Kg karbondioksiti emip, 1,7 Kg Oksijeni havaya veriyor. Küresel ısınmanın en büyük sorumlusu olan karbondioksit gazını organik maddeye dönüştürerek bağlayan ve atmosferdeki CO2 emisyonunu en başarılı olarak azaltan o ve diğer yeşiller. Yüz yıllardır atmosferimizdeki oksijen oranı %21. Çok kullanılmakta ama eksilmemektedir. O yaşamsal gazın üretiminden yalnız yeşil canlılar (klorofili olanlar) sorumludur. Sularda ve karalarda yaşayan onlarca yeşil. Onların grev yaptıklarını bir düşünsenize !!!

Topraklarının emdiği suların bir kısmını akiferde toplarken, bir kısmını da yasamsal olaylarında kullanıp, fazlasını dışarı verirler. Yani terleyerek nem bulutlarını oluştururlar. Bu su yüklü bulutlar ülkenin iç kısımlarına giderek oraların yağış almasını sağlarlar. İlaç hammaddesi olan pek çok botanik zenginliğini barındırırlar. Binlerce canlıya barınak ve yaşam ortamı oluştururlar. Ekosistemdirler. İnsanlar için de, iyi bir terapist olup, ruh sağlığına katkı yapar, Dinlendirirler. Üzerinde bitki olmayan toprak, su ve rüzgarla akar gider, yeraltındaki su kaynakları kurur. Hava temizlenmez. Besin zincirleri bozulur, ekosistemler çöker. Bir birini tetikleyen felaketler dizisi ; susuzluk, çölleşme, açlık, salgın hastalıklar. Doğanın en büyük belası insan. O bencil organizma derki:“ Bu nimetlerin hepsi benim için”Ve işte:”İnsan Merkezli Çevre Anlayışı.” Doğanın yağmalanışı insanın ilk yerleşik düzene geçip, tarıma başlamasıyla önem kazandı, sanayi devrimiyle daha büyük boyutlarda arttı ve artık dönüşü olmayan bir yola girmek üzere dolu dizgin gidiyor. Böylece küresel felaket kapımıza dayandı. Peki biz ne yapmalıyız? Ne yapıyoruz?
Artık:” İnsan Merkezli Çevre Anlayışı” bırakılıp,” Doğa Merkezli Çevre Anlayışı’na” hızla geçmenin zamanıdır. Geç kalmadan bunu başarmalıyız.

Çevre örgütleri halkın desteği ile gönüllülük esasına dayalı çalışmalarını sürdürüyor. Zaman zaman ayrı görüşlere düşşeler de, çevre deyince akan sular duruyor. Çevrenin milliyeti, dini yok evrensel bir dili var yalnızca: “Canımı yakarsanız, ben daha fazla yakarım, beni duyun ve dinleyin.” Diyor. Siyasi erk, ekolojistlerin karşısında değil, yanında yer almalıdır. Biran önce toprak koruma ve arazi kulanma yasalarına geçerlilik kazandırıp, doğru bir şekilde uygulanmalıdır.
Tarım alanları, yerleşim alanları, mera ve orman alanları amacına uygun kullanılmalıdır. Orman sınırlarını orman mühendisleri belirlemelidir, daha önceden yerleşim alanı olmuş orman arazilerinde ikamet edenler Devlet’e ecri misil (haksız kullanıcı ücreti) ödemelidir. Bu durum ilerideki orman talanını önleyebilir.

Artık doğanın canını acıtmaktan vaz geçip, siyasiler, ekonomistler , ekolojistler birlikte doğal varlıklarımızı kurtarmalıyız ve hepimiz; sürdürülebilir yaşamdan yana olmalıyız.

BAŞKA TÜRKİYE YOK!!!
Fotoğraf ve yazı:Merih Yücel
İzmir TEMA Vakfi Temsilci Yardımcısı ve Eğitim Sorumlusu

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.