yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
24 Ocak 2020 Cuma
SON HABERLER
YERLİ MALI HAFTASI

YERLİ MALI HAFTASI

Kurtuluş savaşından yeni çıkmış, borcu çok, halkı fakir ve eğitimsiz, üstelik, sanayisi de olmayan bir ülkede, Mustafa Kemal Atatürk, İlk İktisat Kongresi’ni İzmir’de gerçekleştirmiş (17 Şubat 1923) ve bu kongreden edindiği bilgilerle yeni cumhuriyetin ekonomisine yön vermiştir. Milli ve bağımsız bir ekonomi kurulmuş olup, yatırım yapacak şirketlere kolaylık sağlanmıştır. Köylüye değer verilmiş, üretimi desteklenmiştir. Milli Banka kurulmuş (Merkez Bankası), üç tarafı denizlerle çevrili ülkede deniz ve kara taşımacılığı öncelik kazanmış, Anayurt demir ağlarla örülmüştür. “Her Fabrika Bir Kaledir” Diyen Mustafa Kemal Atatürk, sanayide yaptığı hamlelerle dışarıya olan bağımlılığımızı azaltmıştır. Şeker, iplik, silah, fişek, uçak fabrikaları, çimento işletmeleri ve Sümerbank kurulmuş. Ülkede çalışan yabancı işletmeler, devralınmıştır. Yerli malı tüketimi teşvik edilmiştir ve yetersiz özel teşebbüsün olması nedeniyle devletçi bir politika belirlenmiştir.

1929 yılında, ABD’de başlayan ekonomik kriz, bütün dünya ülkelerine uzandığı gibi, Türkiye’yi de etkilemiştir. Dönemin Başbakan’ı İsmet İnönü TBMM’de bir konuşma yaparak; Yerli malı kullanmanın önemini, ulusal ekonominin milletçe tutumlu olursak gelişeceğini, vurgulamıştır. Halk , kooperatifçiliğe teşvik edilmiştir. Yerli Malı Haftası 12 – 18 aralık tarihleri arasında ilk defa 1946’da kutlanmaya başlamıştır. Amaç, bu haftanın okullarda kutlanması ve öğrencilerin yurdun malını tüketmeye özendirilmesidir.

Yeni yeni fabrikalar kurulmakta, yerli üretim artmaktadır. 1935 yılında çıkan yasa ile Tarım Satış Kooperatifleri desteklenmiş ve 1912’de İncir Üreticileri tarafından kurulmuş olan TARİŞ Birliği, Üzüm, İncir, Zeytin, Pamuk birliklerini de bünyesine katarak büyümüştür.

1950’lerde , ABD’de başlayan çılgın tüketim, dünyada yaygınlaşmış, krizden sonra toparlanan ABD, kapitalist politikası doğrultusunda, 1.Dünya Savaşından zarar gören ülkelere, Marchall Yardımı adı altında hibeler vermeye ve karşılığında , o ülkelerle, IMF’nin yönlendirdiği, çıkarına uygun anlaşmalar yapmaya başlamıştır. O yıllarda Türkiye’de başlayan liberal ekonomi, borçla alınan mal ithalini arttırmış, dış ticaret açığımız giderek büyümüştür.

Küresel aktörler ekonomimize darbe vurup, bizi kendi ekonomilerine bağımlı hale getirmişlerdir. Uçak ve araba üretecek güçteyken, hatta üretmişken, vaz geçirilip, bütün ihtiyaçlarımızı borçla onlardan almışız ve siyasi oyunlarla ekonomik bağımsızlığımızı büyük ölçüde kaybetmişizdir.

Tereyağı, Kuyruk yağı, zeytinyağı üretimi halka yeter durumdayken, ne idüğü belirsiz trans yağlara dönüşümüz akıl alır gibi değidir. Örneğin: Dış kaynaklı Vita yağı piyasaya sürülmüş, halkın bu yağı tüketmesi özendirilmiştir. Ülkemizde kurulan şirketleriyle daha sonra “sana yağı” üretilmiştir. Ve biz bu yağları tereyağından, zeytinyağından çok sevmeye başlamıştık.

Otomobillerin çeşit çeşit markaları, Uçaklar, makineler alınmaya başladı. Böylece yabancı şirketler birer birer ülkeyi kuşattı.

Bu gün durum daha da vahimdir. Devlet desteğinin kooperatiflerden çekilmesi, Gümrük Birliği, şeker pancarı, tütün, pamuk gibi tarım ürünlerine getirilen kotalar ve şekerde ABD şirketinin ülkemizde ürettiği mısır şekerine, tütün ve pamuk ve daha pek çok ürün ithaline mecbur bırakılmamız, Tekel, Türk Telekom Tüpraş, Petkim vb gibi kar getiren devlet işletmelerinin çokuluslu şirketlere satılması yeni tohumculuk yasası nedeniyle. Çiftçinin atalık tohumunu satamaması ve market raflarında fasulyeden mercimeğe kadar ata tohumlarıyla ürettiğimiz gıdaların yerini, şirketlerin kısır sertifikalı tohumlarının alması, köylerimizin boşalması, tarımın şirketleşmesi çok acı.

Türkiye’de, Türkiye olanaklarıyla ürettiğimiz mala, Yerli Malı denir. Bunun için yeterli varlıklarımız, yeterli mühendislerimiz , yeterli toprağımız, suyumuz, iş gücümüz var.

Vahşi ve hızlı tüketimle beslenen küresel ekonomi aktörlerinin, doğal varlıklarımıza kaynak gözüyle bakmasına, madenlerimizden, gıdalarımıza

kadar el atmasına ve dışa bağımlılığımızı gittikçe arttıran sıra dışı oyunlarına dirençle ve bilinçle karşı koymalıyız.

Oysa, tarım ülkemizde, şirketlerin edilgen tohumlarına boyun eğmişiz. toprağımız, suyumuz havamız yerli ama ürettiğimiz ve tükettiğimiz gıdalar yerli değil.

Bu nedenle, bazı bilim insanlarımızın (iyi ki varlar) bazı yerli üretimlerde kooperatifçiliği teşvik etmeleri, üreticilere bu konuda bilgi vermeleriyle, köylerde, ilçelerde süt, üzüm, incir ve zeytin vs gibi ürünlerimizde güvenilir üretimler olmakta ve güvenilir gıda halka ulaşmaktadır.

Bu durum ve sanayi üretimi devlet politikalarıyla daha da arttırılabilir. İşte o zaman layıkıyla bu haftayı ve bağımsızlığımızı kutlarız.

Merih Yücel

İzmir Çevre Gönülleri Platformu (İZÇEP) Başkanı

Hakkında Merih Yücel

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Wordpress Tema

Escort Eskişehir

Adana Escort

Adana Eskort

Escort Ankara

Escort

Kayseri escort

Mersin escort

escort Adana

Bodrum escort

Online çalar saat