Üzüm Aromalı Dağ Havası

Gezi Rehberi

İş stresi, şehir bunalımı, aşk acısı ya da falanca bir sebeple günübirlik de olsa kaçacak bir yer arayanlar! (Keyfi gayet yerinde olanların gezip, görmeye hakkı yokmuş gibi neden sadece bunalanlara seslendiğimizi anlamıyorum. Buradan dünyanın en keyfi yerinde olanlarına da sesleniyorum) Toplaşın, Yarımada içinde gidilecek çok güzel bir köyden bahsedeceğim.

Mis gibi dağ havası, şahane manzaralar, mini şelaleler, tahrip edilmemiş orman, dere dokusu, gelenekselliğini kaybetmemiş köy yaşantısıyla, Kavacık Köyü.

İzmirlilerin meşhur Çatalkaya’sı yani Kızıldağlar üzerinde bulunan dağ köylerinden biri olan tarihi Kavacık Köyü yüzyıllarca önce Türkmen göçerlerce kurulmuş olduğu tahmin ediliyor. Köyün mezarlığında 200 ila 500 yıllık mezar taşları hala görülebiliyor.

Ayrıca ismini aldığı Kavacık üzümü o kadar meşhur ki, her sene Eylül ayında üzüm festivali düzenleniyor. Köyün iklimi şartları Aslen fransız  “Alphonse Lavallee” üzüm olan bu kara, buğulu kütür kütür üzüme o kadar iyi gelmiş ki lezzeti dillere destan olmuş. Ayrıca köy içindeki kadın kooperatifinde bulabileceğiniz pekmezi de pek meşhur. Küçük dükkanlarında sirke ve başka ürünler de var. Neleri varsa hepsinin sirkesini yapabiliyorlar 🙂 Mesela biz gittiğimizde armut sirkesi de aldık.

Köy, 1996 yılında Doğal Sit Alanı ilan edilmiş. Köy yakınındaki şelalelere kısa yürüyüşler yapabileceğiniz gibi, buradan başlayan uzun mesafe doğa yürüyüşleri de yapabilir, kamp kurabilirsiniz. Uzun doğa yürüyüşü tecrübeniz varsa, işaretli yollar ve tabelalar sayesinde yolunuzu bulabilirsiniz. Ama tecrübeniz yoksa, mutlaka ya tecrübeli bir rehber ya da dağcılık kulübüyle birlikte yürümelisiniz. Kısa ya da uzun nasıl tercih ederseniz edin, köyün yakınındaki dev anıt çınar ağacını bulmadan sakın dönmeyin. Ben bu ağaçların derviş ruhları olduğuna eminim. Sırtınızı yaslayın, ya da onu kucaklayın, ya da ellerinizi bir kaç dakika üzerinde tutup dinleyin. Onlar siz ne anlatsanız dinlerler ve işitmeyi bilirseniz size mutlaka öğütleri vardır.

Ayrıca Dere boyunda çok eskiden altın madeni çıkarılan maden ocaklarını görebilirsiniz.

Bir de Çukurboz veya Güney Mevkii diye anılan yerdeki mağaraların tarih öncesi çağlarda insanlar tarafından kullanıldığı tahmin ediliyor. Bu mağaraları görmeye gidebilirsiniz.

Kahvaltı yapmadan köye kadar dayanabilirseniz, gözlemeli çok güzel köy kahvaltısı yapabileceğiniz iki yer var. ikisi de güzel. Turistik değil. Bu mekanlarda, köylülerin ortak kullandıkları taş ekmek fırınlarında yapılmış mis kokulu, sıcacık köy ekmeği de oluyor. Bu ekmeklerden köyün içinde de satıyorlar. Hele sabah erken saatlerde giderseniz kadınları ara sokaklardaki geleneksel taş fırınlarda ekmek yaparken yakalayabilirsiniz. Köye kahvaltı yaparak gelmiş olsanız bile köylülerce işletilen gözleme yerlerinde gözleme yemenizi tavsiye ederim.

Köy halkı gayet cana yakın, hoşsohbet, misafirperver. Onlarla sohbet etmek gayet keyifli. Ormanda, dere, şelale civarında rahatlıkla kamp da kurabilirsiniz. Size yardımcı bile olurlar.

Ulaşım konusuna gelince, İzmir tarafından gelecekler Limontepe çıkışından Radar Yoluna girdikten sonra bir 25 km sonra köye varılıyor. Yol boyu manzaralar şahane ama yol dikkat gerektiriyor. Virajlı. Yarımada tarafından gelecekler is bizim gibi Güzelbahçe-Payamlı yolundan köye ulaşabilirler.

Dönüşte yine Güzelbahçe tarafından inip eve gitmeden gayet tabii salaş ya da kalıplı bir mekana taze balık yemeğe gidilebilir. Kimse de garip karşılamaz bunu. (yapın bunu)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir