Urla İskele’de Bir Gün!

Gezi Rehberi

Bir gün mü? Hadi canım rakı-balıktan başka ne var ki İskele’de?

Mutlaka keşfedenleriniz vardır. Henüz bilmeyenler için, aşağıda Urla İskele’nin rakı-balıktan çok daha fazlası olduğunu ve evet bütün bir günü, hiç sıkılmadan, hatta şaşıra şaşıra geçirebileceğinizi anlatan mini bir gezi rehberi hazırladım.

Ben olsam İskele’de bir günümü şöyle geçiririm:

Pelikanlı Kahvaltı Yaparım

Sabah, pek tabii ki denize sıfır konumlu kafelerde, sucuklu semaverli kallavi bir kahvaltı yapabilirsiniz. Ama burada size çok keyif aldığım başka bir alternatif önereceğim: İskele liman içinde, (yine denize sıfır konumda) Urla Kadın Kooperatifi üyeleri tarafından işletilen şirin, mütevazi bir çay ocağı var. Buraya her sabah, kooperatifin mutfağında yapılmış sıcak, taze kek, börek, kurabiyeler geliyor. Çıtır gevrek peynir isterseniz burada yok ama İskeledeki fırınlardan alıp burada yiyebilirsiniz. Küçük ahşap taburelerde ya da köy kahvesi usulü masa-sandalyelerde oturup mütevazi ama dünyanın en mutlu kahvaltılarından birini yapabilirsiniz. Sasalı Kuş Cennetinde yaşayan ve buraya, liman içine sıkça gezinmeye gelen pelikanları görürseniz benden selam söyleyin. Üstüne okkalı bir türk kahvesi içmeyi unutmayın.

Not: Buraya Cuma ya da hafta sonu gelirseniz, çay ocağının hemen bitişiğinde kurulan Kadın El Sanatları sergisine de uğrayabilirsiniz.

Kantoya Giderim

Urla’da balıkçılık çok eski bir uğraş. Buradaki balık restoranların Türkiye’nin en iyilerinden olması tesadüf değil. Çünkü burada rakı balık, arkadaşlarla ayda bir yapılan bir etkinlik değil; Urla’da rakı-balık yaşam pınarı, hayatın nefes kadar olağan bir parçası, her tür ağrıya da şifa demek.

Bu kadim uğraşın bir parçası olarak, hayatımda ilk kez burada gördüğüm çok eski bir de gelenek var: Balık Mezatı. Yani açık arttırma yöntemiyle balık satışı. Burada buna ‘kanto’ deniyor. Bu kelimenin İtalyancadaki ‘cantare’ (saymak) fiilinden türediğini ve eskiden burada yaşamış Levanten, Rum ya da Sefaradlardan kaldığını zannediyorum.

Kahvaltınızı ettikten sonra yine liman içinde bulunan İskele Su Ürünleri Kooperatifinin her sabah saat 10’da düzenlediği bu mezata katılabilirsiniz. Kolunuza sepetinizi takıp, Urlalı balıkçılar tarafından tutulup sabaha karşı getirilen ve ortadaki kocaman mermer taşta sergilenen taptaze balıklardan gözünüze kestirdikleriniz için kıran kırana savaşabilir ya da savaşanları izleyebilirsiniz. (Şaka çok kibar geçiyor)

Aldığınız balıkları mezatta temizletebilir ayrıca buradaki balık restoranlarında pişirtebilirsiniz.
Bu arada, mezatın yapıldığı küçük meydancıkta her sabah taptaze ürünlerini satan çiftçilerden de alışveriş yapabilirsiniz.

2600 Yıllık Zeytinyağı Fabrikasına Giderim

Şaşıracağınızı söylemiştim. Urla’da çok acayip şeyler oluyor.

Urla/Klazomenai antik kent kazıları, benim de mezunu olduğum Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü tarafından gerçekleştiriliyor. Bu sene kaybettiğimiz hocamız Güven Bakır’ın Urla’ya kazandırdığı eşsiz bir deneysel arkeoloji projesi olan antik zeytinyağı işliği rekonstrüksyonunu görmeden sakın buradan ayrılmayın. 2600 yıl sonra, tamamen antik çağdaki teknik ve malzemelerle yeniden inşaa edilen ve zeytinyağı üretmeyi başaran bu işlik, Anadolu’da şu ana kadar bilinen en eski zeytinyağı fabrikası. Dünyadaki örneklerin de en eskilerinden.

İçinde işliğin mekanizmasını, antik çağda Urlalıların kesintisiz, seri üretim ve ihracat yaptığına kanıt olan bileşik kaplar sistemi denen sistemin uygulandığı 2600 yıllık orijinal kuyuları görebilirsiniz.

Giriş ücretsiz ve her zaman burada bulunan bir görevliden bilgi alabiliyorsunuz. Ücretsiz kitapçık istemeyi de unutmayın.

Zamanda Yolculuk Tersanesine Giderim

İskele’deki şaşırma garantili yerlerden biri de, tarihin farklı dönem ve bölgelerinde üretilmiş ulaşım, savaş, kargo gemileri ve denizcilik tarihinde kullanılmış çeşitli araçların tamamen antik çağdaki yöntem ve malzemelerle yeniden üretildiği tersane.

Burası 360 Derece Araştırma Grubu ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü işbirliği ile çalışmalarını yürüten bir inisiyatif. Burada sadece gemi üretilmiyor, aynı zamanda denizcilik tarihi üzerine de ciddi araştırmalar ve birbirinden ilginç deneysel çalışmalar yapılıyor. Detaylı bilgi için tıklayabilirsiniz.

Burada inşa ettikleri gemileri inceleyebilir, görevlilerden bilgi alabilirsiniz. Giriş ücretsiz. Dev çadır içinde mini bir sergi ve denizcilikle ilgili maket anlatımları da görebilirsiniz.

Esrarengiz Karantina Adasına Uzaktan Bakarım

Karantina Adası Urlalılar için, çocukluktan itibaren hakkında türlü esrarengiz hikayeler dinleyerek büyüdükleri ve sanki bahsederken hala çocuksu bir tedirginlik hissettikleri bir ‘Sırlar Odası’
Yıllardır adanın pek çok yerine giriş yasak. Ve Urlalılar bunun nedenini hiçbir zaman açık ve net bir şekilde öğrenememişler. Buranın arkeolojik sit alanı olduğunu, araştırmalar yapıldığını bilmelerine rağmen, tam olarak gizemi çözen bir şey olmamış bu onlar için.

Adada, bu tuhaf duyguyu iyice güçlendiren çok özel bir şey daha var: Dünyada sadece üç örneği bulunan tarihi bir tahaffuzhane (karantina hastanesi) Burası 19yy. ortalarında İzmir Liman ticaretini kontrol altında tutan Fransızların, dönemin en büyük illetlerinden veba salgının İzmir’e deniz yoluyla girmesine engel olmak için inşaa ettikleri bir karantina hastanesi.

Gemiler körfeze girmeden önce adanın birkaç mil açığında bekletilir, tüm mürettabat ve eşyalar sandallarla tahaffuzhaneye getirilir, mürettebat muayeneden geçirilir, mikrop taşımıyorlarsa gemiye geri gönderilir; eğer mikrop tespit edilirse burada karantinada tutulur, tüm eşyalar buhar makinalarında sterilize edilildikten sonra gemiye iade edilir ve açıkta bekletilen gemilerin kendileri de bizzat sterilize edildikten sonra körfeze girmelerine izin verilirmiş.

İşte Urlalıların dedelerinin anlattıkları en brutal hikayelerden biri de burayla ilgili. Diyorlar ki, Osmanlı zamanında vebalıların cesetleri adadaki harabe bir binanın içinde yakılıp sabun yapılıyormuş. Sabun kalıplarından geri kalanları gördüğüne yemin billah edenlere şahit olmuş çocuklar var bu kasabada.

Evet, hayal gücü bazen tehlikeli yerlere gider ama ardında mutlaka bir gerçek gizlidir.

Ada ve tahaffuzhanenin bence en iyi görüntü verdiği yer yukarıda bahsettiğim tersane. Kıyıya gidip, bu tuhaf yerin şahane manzarasından ilham alıp, kendi hikayelerinizi anlatabilirsiniz.

Acıkırım

Sanırım artık rahatlıkla Urla’nın bir gurme destinasyonu olduğunu söyleyebiliriz. Kendine has tatları daha çok Urla merkezdeki esnaf lokantalarında bulabilirsiniz. İskelede ise daha şehirli ama yine gurme zevki verebilen mekanlar var. Pizzasından, deniz ürünlerine, işkembecisinden katmercisine farklı alternatifler var. Afiyet olsun. Ama çok kaçırmayın akşama rakı balık var.

Şifalı Bitkiler Toplarım

Efes Mimas Kültür Rotası İzmir civarında pek çok doğa yürüyüşü ve bisiklet parkuru içeren şahane bir proje. Bu rotanın Klazomenai (Urla) başlangıcı İskele Mahallesi 2090 Sok.’dan girilip, zeytinlikler arasından devam eden çok keyifli bir doğayla buluşma köşesi. (Yönlendirme tabelasını sokağın başında göreceksiniz) Ben buradan devam eden parkuru henüz tamamen yürümedim ama başlangıçtan 2km kadar bir alanda kısa bir doğa yürüyüşü yaptım. Bol oksijen, dağ kekiği, karabaş otu topladım. Size de tavsiye ederim.

O Günbatımı İzlenecek

Günbatımını sahil boyu sıralanmış kafelerde ya da banklarda biranızı yudumlayarak ya da Kumdenizi Plajına gidip yanınızda getirdiğiniz kamp koltuğu veya piknik örtüsünü açıp günbatımı düzeneğinizi kurarak izleyebilirsiniz. O güneş illa ki uğurlanacak, o duygular illa ki yükselecek.

Not: Kumdenizi Plajı İskele’den yürüyerek 5-10dk. mesafede. Tesis var ama kış sezonu kapalı. Ayrıca karavan ile gelecekler için burası uygun bir park/konaklama alanı.

O Rakı-Balık Yapılacak

Gördünüz mü, güneşi batırdık bile. İşte şimdi liman içindeki o meşhur deniz ürünleri restoranlarında rakı-balık yapabilirsiniz. Birbirinden lezzetli Ege meze ve salataları ve daha bu sabah kantodan alınmış taze balıklarla buluşma vakti. Afiyet olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir