yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
20 Eylül 2019 Cuma
SON HABERLER

ULUÇ HANHAN İLE URLA ADALARI ÜZERİNE…

Urla adaları deyince arama motorlarında en başta benim yazdıklarım çıkıyor. Bu da esasen amatör bir denizci olarak bana bir sorumluluk yüklüyor.  Uluç Bey ise hem bir Uzakyol Gemi Kaptanı hem de Uzunada’da yaşamış.

“1972 yılında babam Deniz Astsubayı Yüksel Hanhan’ın tayini Uzunada’ya çıktı. Ailemiz 1972 ile 1981 yılları arasında Uzunada’da bulundu. İlkokula “Uzunada İlkokulu’da başladım ve üç yılı bu okulda okudum.”  Diye anlatıyor en büyük Urla adası ile olan bağını.

1983 bugünkü adı ile İTÜ Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümünü 1987’de bitirerek mezun olmuş. O zamandan beri de Kaptan olarak çalışıyor. Bu sohbet için önce bir özçekim yaptık sonra da o resmi beğenmeyerek üniformalı birer resmimizi koyalım dedik. Onun resmi iki yıllık, benimki ise Deniz Kuvvetleri Karargâh tabipliğimden 1985 yılından.

M. Tolon: Urla Adaları ile ilgili neler söylemek istersiniz?

U. Hanhan: Tarihte Urla denilince Urla kenti, İskele ve adalar birlikte anılır. Günümüzde maalesef bu bakış terk edilmiş ve adalar ihmal edilmiştir. Bu bağlamda günümüzde Urla için yanıtlanması gereken bir soru var: Urla adalarına zarar vermeden onları nasıl kullanabilir ve insanlarımızı adalarla nasıl barıştırabiliriz?  

Urla Adaları denilince öncelikle askeri yasak bölgede yer alan; Uzunada ve onun iki adası Zafer, Nergiz Adası ve Hekim Adası ve Yolluca Adası ( yarımada) aklıma geliyor. Bunlara ilave olarak Çiçek Adaları Grubu; İncirli Ada, iki adadan oluşan Arap Adaları, Akça Ada, Pırnallı Ada, Yassıca Ada ( Alman Adası da denilir), iki adadan oluşan Körtaş Adaları ve Taş Ada vardır. Ayrıca, Karantina Adası ( yarımada), Kel Ada ( Menteş açığı) ve Yılan Adası ( Gülbahçe Körfezi) olmak üzere Urla çevresinde 17 ada bulunmaktadır.

Uzunada ve iki adası, Hekim Adası ve Yolluca Adası (yarımada) askeri yasak bölgedir. Yassıca Ada İzmir Büyük Şehir Belediyesi tarafından İzmirlilerin plaj yeri olarak yaz aylarında kullanılmaktadır. Karantina Adası tarihi tahaffuzhaneye ( karantina) sahip olup, adada sit alanı bulunmaktadır. Yolluca Adası’nda Deniz Kuvvetleri’nin askeri lojmanları vardır.

Urla’nın sahip olduğu 17 adaya rağmen, askeri beş ada hariç onların kullanılamadığını görüyor ve üzülüyoruz. Bu doğal zenginliğin Urlalılara katkısı neredeyse hiç yoktur. Sizin bu konuyla ilgili yazılarınızı biliyor ve takdir ediyorum. Ayrıca Urla Kent Konseyi Başkan vekili Sn. Hadi Başman da bu konuyla çok ilgili, konunun gündemde tutulması için çalışmaları bulunmaktadır. Bu temanın gündemde tutulması ve yapılması gerekenler hususunda her zaman yardıma hazır olduğumu bu vesileyle belirtmek isterim.      

 M.Tolon: Şimdi de kitabınıza geçelim. Bir Zamanlar Uzunada” adlı kitabınızın yazılma hikâyesini öğrenebilir miyiz?

U.Hanhan: 2015 yılı sonlarında “Uzunada Çocukları Sosyal Medya Grubunun” kurucusu bir arkadaşımız Uzunada’ya bir gezi yapılacağını haber verince kulaklarıma inanamadım. Rüyalarımızda gördüğümüz Uzunada’mızı yaklaşık otuz dört yıl sonra, bu sefer çıplak gözle görecektik. Bu bir mucizeydi ve mucize sonunda gerçekleşti. Çocukluğumuzun geçtiği Uzunada’mıza 7 Kasım 2015’de kavuştuk. Bir deniz vasıtası dolu Uzunadalıyla adada harika bir gün geçirdik. Adaya ayak bastığımız iskelede, Uzunada İlkokulu’ndan öğretmenimiz Sayın Müberra Öktemay tarafından sözleri yazılan “Uzunada Şarkısı”nı hep bir ağızdan söyledik. Adada herkes geçmişinden bir şey arıyordu. Tabii ilk gidilen yerler oturulan Anadolu Rumlarından kalan evler ve apartman bloklarıydı. Apartman blokları hariç diğer evlerden eser yoktu. Tüm gün boyunca adanın değişik köşelerini gezdikten sonra, biraz mutlu biraz hüzünlü, karışık duygularla adadan ayrıldık. Ada ziyaretini izleyen günlerde, adanın tarihine olan merakım bu kitabın yazılmasının nedenidir.   

Tolos Limanı… Edmund H. Giraud’nun evinden Aya Nikola köyünün görünüşü. Deniz sol taraftadır, sağ tarafta köye giden yol vardır.

M.Tolon: Kitaptan bahseder misiniz?

U.Hanhan: Kitabın birinci bölümünde Birinci Dünya Savaşı yıllarında İzmir’in durumu anlatılmaktadır. İtilaf devletlerinin Çanakkale’ye denizden saldırarak geçmeye teşebbüs etmeleri sırasında, Mart 1915 başlarında İzmir’i bombaladığı görülüyor. O zamanlar Aydın Vilayeti’ne bağlı İzmir Sancağı kozmopolit yapısıyla Osmanlı’nın ikinci büyük kentiydi. Kentin bu duruma gelmesinde Levantenlerin payı büyük olmuştur. Yazar Orhan Kurmuş emperyalizmin Türkiye’ye İzmir’den girdiğini ifade etmektedir. Yıkılmaya yüz tutmuş bir devlet yapısının sağladığı olanaklar ve yabancılar için fırsatlarla dolu bu güzel topraklar İzmir’de yerleşmek ve ticaret yapmak isteyenlerin hedefi olmuştur. İtilaf devletleri, İzmir’e saldırarak devleti hem ekonomik olarak zor durumda bırakmak, hem de planladıkları Çanakkale saldırısı için Osmanlı’nın asker kaydırmasını önlemek amacındaydılar. Kitabın ikinci bölümde Birinci Dünya Savaşı yıllarında Uzunada anlatılmaktadır. İngilizlerin ve Fransızların yaptıkları İzmir bombardımanı ertesinde 1915 yılı Ağustos ayında Uzunada’nın İngiliz askerler tarafından işgal edildiği görülüyor. Bu bölümde daha çok ada tarihi, Uzunada’nın işgali ve kurtuluşu, Urla ve çevresindeki çatışmalardan ve adayı anlatan yazarların anlatımlarına yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise Yunan kaynaklarından Uzunadalı Anadolu Rumlarının hayatı anlatılmaktadır. Dördüncü bölümde, bir sözlü tarih çalışmasıyla karşılaşılmaktadır. Adada yaşamış ve görev yapmış yirmi kişi ile yapılan görüşmeler kitapta yer almaktadır. Beşinci bölümde ise Uzunada’da bir arazi üzerinde hak iddiası davasından söz edilmektedir. Yüz yıla yakın bir süredir devam eden bu dava hakkında bilgiler verilmektedir. Altıncı bölümde de gazete arşivlerinde Uzunada anlatılmaktadır. Son bölümde ise adadaki Bizans Sarnıcı ve ada çevresindeki amforalardan söz edilmektedir.

M.Tolon: Kitabın hazırlanma süreci hakkında neler söylersiniz?

U.Hanhan: En önemli yönün heves olduğunu söyleyebilirim. Tabii buna Uzunada tutkumu da ilave etmem gerekir. Uzunada ile ilgili bu kitap bizim kaynaklarımızda bir ilktir. Anadolu Rumlarının kendi dillerinde bir-iki kitap çıkarttığını öğrendim. Hatta yapılan araştırmada Uzunadalı Anadolu Rumlarının bir dernek altında toplandığı bilgisine de ulaşıldı. Sanırım onları buna iten; doğdukları, yaşadıklara topraklara olan özlemdi. Aynı özlem duygusu da beni Uzunada’yı araştırmaya yöneltti.

Bu süreçte özellikle yabancı yayınların tercümesi sonucu elde edilen veriler olduğu gibi yayınlandı. İngilizler ve Almanların söyledikleri yanında, Türklerin söyledikleri de olduğu gibi yansıtıldı. Özellikle çatışmaların olduğu ikinci bölümdeki çevirileri yapmak çok heyecanlı idi. Türk ve Almanların adadaki İngilizleri adadan kovmak için geliştirdikleri plan ve onu icra etmeleri gerçekten çok etkileyici idi. Bu bölümde Urla ile ilgili kısımlar okunabilecektir. Monitör 30 adındaki İngiliz gemisinin Uzunada’nın kuzeybatısında batırılmasının öyküsü de çok ilginçtir. Çalışmalar esnasında yapılan bir çeviri eğer gece yarısı bitmediyse, meraktan uykusuz geçirdiğim geceler oldu. Özellikle sözlü tarih çalışmasına katılanları da bulmak çok heyecanlıydı. Onlarla yapılan görüşmeler de çok zevkliydi. Harika zamanlar geçirdiğimizi söyleyebilirim.  Bu çalışmanın yerel tarihle ilgilenenleri cesaretlendireceğini umuyorum.  

M.Tolon: Kitabınız Uzunada’nın tarihine odaklanmakla beraber denizcilik, tarih, adalar, İzmir ve Karaburun Yarımada’sından da kesitler var. Gelecekteki çalışmalarınız da bu yönde mi olacak?

U.Hanhan: Uzunada benim tutkum. Bu ilk çalışmada Uzunada’yı incelemeye çalıştım. Eğer olanağım olursa Urla Yarımadası ile ilgili yerel tarih çalışmaları yapmayı arzu ediyorum. Bununla birlikte “Urla Kent Arşivi ve Müzesi” ile ilgili bir çalışma başlattık. Bu tema ile ilgili çalışan kişi ve kurumları aynı şemsiye altında toplamaya çalışıyoruz.

M.Tolon: Son olarak neler söylersiniz?

U.Hanhan: İzmir Körfezi’nde yer alan Türkiye’nin dördüncü ve İzmir’in en büyük adası “Uzunada” tarihin her döneminde bölgeye sahip olmak isteyen egemen güçlerin elinde tutmak istediği bir ada olmuştur. Bunu göz önünde bulundurarak Uzunada’ya sahip çıkmamız gerekmektedir. Özellikle “Uzunada’daki bir arazi üzerindeki hak iddiası” ciddiyetle üzerinde durulması gerekli bir konudur.

M.Tolon: Bu iddiaları bilmek belki gerekli ama şahsen arada “İstiklal savaşı” diye bir olgu var, ben herhangi bir savcının bu iddiaları ciddiye alıp bir hukuki davanın dallanıp budaklanacağına inanmıyorum. Mizahi öge olarak  istemeden üniformalı resim de belki bu açıdan gülümsemeye neden olur.  Esas üzerinde durmamız gereken bu adaların amatör yelkenciliğe açılmaları ve kullanılmalarını sağlamaktır. Bu konuda neler düşünürsünüz? 

U.Hanhan Sayın Tolon, bu konuda size katılıyorum. İnsanın aklına Mısır, Balkanlar ve diğer Osmanlı memleketlerinden anayurda göçen, kovulan, sürgün edilen insanlarımızın mülkleri geliyor. Bu mülkler şimdi o ülkelerin insanları tarafından kullanılmaktadır. Türk mülk sahiplerinin onları edinme çabaları sonuçsuz kalmıştır.

Urla sahip olduğu mükemmel coğrafyası ile adaların amatör yelkenciliğe açılması ve kullanılmalarını sağlamak zorundadır. Özelde askeri amaçlı adalar ve küçük adalar hariç tutulduğunda sadece İncirli, Pırnallı, Yassıca, Akça ve Gülbahçe Körfezi’ndeki Yılan Adası olmak üzere beş adanın değerlendirilebileceği görülüyor. Bu gerçek günümüzde artık kaçınılmaz olarak orta yerde durmaktadır. Kent yöneticilerinin birkaç günlerini bir tekne ile Urla açıklarında geçirmelerini ve Urla’nın bu müthiş zenginliğinin bir kez daha farkına varmalarını diliyorum. Bu geziden İskeleye döndüklerinde “denizci” bir bakış açısıyla sorunun çözümü için gerekli adımların atılacağına inanıyorum. Problem tanımlandığına göre, sırada neler yapılması gerektiği vardır. Öncelikle bunun bir süreci olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Akşamdan sabaha sonuç almak, sabırsız davranmak sorunun çözümüne katkı yapmaz. Ortak akıl ile hareket ederek, doğaya zarar vermeden, konuyla ilgili gönüllülerin bir şemsiye altında toplanması önemlidir. Urla’nın nüfusu son yıllarda artış göstermiş ve Urla’da yaşamayı seçmiş nitelikli bir nüfusun varlığı söz konusu olmuştur. Dolayısıyla bu sorunun çözümünde yer alabilecek gönüllü/ ilgili kişi sayısı da artmıştır. Kent yöneticileri, gönüllüler, ilgili kişi ve kurumlar işbirliği yaptığında ve gerçekçi hedefler koyduklarında başarıya ulaşmak olasıdır. Önemli olan belli bir yöntemi uygulamaktır. Sayın Tolon bildiğiniz gibi her şey bir kıvılcım ile başlar. Kıvılcım çakılmıştır.  

Hakkında Mahmut Tolon

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*