yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Ağustos 2019 Pazar
SON HABERLER
Türkiye Manzaraları: Kıbrıs…Zeki KIVRAK

Türkiye Manzaraları: Kıbrıs…Zeki KIVRAK

“Kıbrıs Türkiye’nin değil, manzarası ne alaka?” derseniz kızarım. Kıbrıs, özellikle de kuzey kısımları, insanıyla, doğası ile, alışkanlıkları ile, yiyecekleri, nebatatı, eşşeği ve çiçekleri ile evveli ezelden Türkiye’dir. Kimsecikler aksini tartışmasın.

Hele hele Yunanistan’ın son ekonomik krizlerinden sonra güneyi de öyle olmuş. Bizzat şahidim.

İlk defa 1976 yılında gitmiştim. Aşırı solculuktan okuldan atılınca babam önce, daktilo öğreneyim belki işe yarar diye beni daktilo kursuna gönderdi. Baktı olmadı, lastik fabrikasında “kokar işçiliğe” yazdırdı, gene olmadı, Kıbrıs’a elektrik direği dikmeye gönderdi. Frigya’nın başkenti Afyon’un Döğer kasabasının Türkiye’nin çelik konstrüksiyon meselessine el attığı yıllardı. Ayrıca Kıbrıs’a pasaportsuz ayak basmanın yasak olduğu yıllardı.

Pasaport deyip geçmeyin, pasaport almanın, alabilmenin de neredeyse imkansız olduğu yıllardı. Pasaport alınca insanın sanki piyangodan para çıkmışçasına sevindiği yıllar yani. Tahayyül bile edemiyorsunuz değil mi? Pasaport alabilmek için tam teşekküllü devlet hastanesinden rapor alınması gerektiğini, bu muayenenin içinde “portör” muayenesinin, çok afedersiniz, kıçınızdan alınan bokun içinde mikrop olup olmadığının muayenesinin yapıldığı yıllar işte canım!.

Mersin Silifke’den bindiğim 8 saati bulan feribot yolculuğunda içim dışıma çıka çıka, affedersiniz kusa kusa ayak basmıştım yavru vatana. Bütün aklımda kalan trafik levhalarında 1974 çıkartmasından kalan kurşun delikleri, soldan akan trafik, inanılmaz mide bulantısı.

Tabi Beşparmak dağlarının ayak basmadığım her bir metrekaresi, lüks mersedes limuzin taksiler, Kıbrıs’lı yerlilerin Türkiye’den gelenlere soğuk bakışları ve Türkiye’den alelacele çıkartma gemileri ile gönderiliverip güneye göçen rumlardan kalan evlere yerleştirilen çoğu karadenizli ilk göçmenleri saymıyorum. Hayır, o zamanlar dahi, Kıbrıs Türkiye olmakla beraber, ağır rum ve “başka bir memleket gibi” etkisi vardı. Sonra ‘dan biz gibi olmuş.

Yok gene olmadı. 1990 larda da galiba biz gibi değildi. Ya da bana öyle geliyordu.

Çünkü Türkiye’de henüz, gecikmiş balayı niyetine gittiğim yine rumlardan kalan Magosa Salamis Bay oteli düzeyinde şık ve lüks oteller yoktu. Şimdilerde İstanbul’dan kuzey ve balkan ülkelerine doğru akan “bavul turizmi” kavramı sanıyorum ilk o dönemde Kıbrıs’ta gelişti. Türkiye’den boş giden valizler dolup dolup geliyordu.

Yeni yapılmış Ercan havaalanına inen uçak sayısı bir, bilemediniz iki idi o zamanlar. Ama Türkiye ile karşılaştırıldığında herşeyin daha şık, daha modern, daha çağdaş olduğundan da şüphe yoktu. Öylesine ki, Magosa’nın kuzeyindeki iki katlı uyduruk binaların arasında, kalenin hemen güneyinde yasak bölge ilan edilen, etkileyici modern görünümü ile “Maraş” bölgesi hemen göze çarpıyordu. Maraş, Rum döneminde Ortadoğu’nun öylesine yıldızıydı ki, uzun yıllar Türk tarafınca rumlarla pazarlık kozu olarak kullanıldı.

İstanbul Atatürk havaalanının inanılmaz modern ortamında ve THY ‘nin dillere destan, StarAlliance ve dünyanın bir numaralı Lounge’unun (yolcu dinlenme salonu) muhteşem atmosferinde, Boston’a geçmekte olan oğlumla başbaşa geçirdiğim güzel saatlerden sonra Ercan “ın yavan, hem de çok yavan gelmediğini söyleyemem.

Kuzey Kıbrıs’ın yapılaşmasıyla, modern bölünmüş yolları ile, evleri-sokakları ile, yollardaki otomobil modelleri ile Türkiye’nin kopyası olduğundan şüphe yok. Belki birazcık bakım ve Türkiye’nin tüm belediyelerinin çiçek sapkınlıklarının eksiklikleri hissedilmiyor değildi ama bu kadarcık kusuru Roma’da da gördüm, Paris te de, Boston da da. İstanbul’da TEM ve D100 kenarındaki çiçek ve peysaj çılgınlığı dünyanın hiçbir yerinde yok. Ha, bu arada sakın ola ayran muhabbeti yapmaya kalkmayın, ayranımız da var, atımızda. Bu mutlaka bilinsin isterim.

Dillere destan Maraş çürümüş. Aslında belki çürümemiştir de, Türk tarafındaki muhteşem yapıların gölgesinde gecekondu gibi kalmış. Dayanamadım, Rum tarafına da geçtim. Tek umudunu, eskiden nefret ettikleri kuzeyden gelenlere bağlayan Nicosia ‘ın ana çarşısından boydan boya geçtim. Oturdum bir acı kahvelerini içtim, tabi o geçmiş küçümsemelerinin acısını bıyık altından çıkararak.

Salamis Bay oteli olduğu gibi duruyor, bundan yirmi sene öncesinin Marmaris otelleri gibi, eski, sıradan, yıpranmış. Kuzeyde Girne civarında Antalya bölgesini aratmayan modern turistik tesisler yok değil ama Antalya’nın gölgesinden kurtulamamışlar.

Otopark görevlisine en yakın gazinoyu (kumarhaneyi)sordum, gülümseyerek gösterdi. “Abi” dedi, “işimiz kumarhaneye ve”, affedersiniz, “karhaneye kaldı…”

Lefkoşe’nin 10 km batısında gece kulüpleri varmış. Las Vegas ın çölortasındaki genelevleri gibi. Geceleri uzaktan rengarenk. Ama eski şaşaalarından eser kalmamış, otopark görevlisinin yalancısıyım.

Kuzeydoğu burnundaki, bir zamanların efsanevi Dipkarpazlar `ına da gittim. Sönük, bakımsız bir iki ev, hayatları boyunca güneyden gelecek umuda bel bağlayarak yaşamış, ama son zamanlarda bu umutları ile beraber gözlerinin feri de sönmüş bir iki nekes rum ihtiyar, hepsi bu.

Otoparkçı doğru söylüyor. Ne sanayi, ne turizm. Can çekişen kumarhaneler ve karhaneler, belki biraz da üniversite seçme sınavında nal toplayan Türkiye’li öğrencileri kekleyen üniversite sektörü, Kuzey Kıbrıs’ın zayıf ekonomik aktiviteleri. Yeterli değil.

Eskiden kuzeyin “güney” umudu vardı. Şimdi “güney” kuzeyden umutkar olmuş. Reform ihtiyaçları aşikar. Ama kıbrıs türkünün bu reformu güneyde ya da Avrupa’da değil kuzeyde, anavatanda araması gerekir diye düşünüyorum.

Son ayrıntı da trafik ile ilgili. Yollar bakımsız da olsa, Türkiye ‘deki muhteşem gelişmelerden nasibini almış, otoyol kalitesini aratmayan bölünmüş yollar doğudan batıya kuzeyden güneye uzanıyor. Yalnız ben ulaştırma bakanımız olsam, TCK daki mühendislerle KKTCK daki karayolu mühendislerinin yerlerini değiştiririm. Özellikle dönerkavşak ve trafik akışı düzenlemeleri son derece çağdaş ve işlevsel. Tıpkı gelişmiş ülkelerdeki gibi.

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*