yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
19 Ağustos 2019 Pazartesi
SON HABERLER

Türkiye Manzaraları: İstanbul… Zeki KIVRAK

Dünyanın incisi, yedi tepeli Roma’nın yedi tepeli ikiz kardeşi. İmparatorluklar beşiği, uygarlıklar eşiği. Kürk Mantolu Madonna’nın tozlu kitap sayfalarına düştüğü. Mozart’ın fes-şalvar giyip sokaklarında avare avare dolaştığı. Fatih’in tepelerinde kalyonlar kaydırdığı, tarihler boyu kavimlerin ağızını sulandırdığı kadim şehir.

Bir an için gözlerinizi kapatın. Sekiz yüz sekiz sene geriye gidin. Kutsal topraklardan vazgeçip dümeni Girit açıklarında kuzeye kıran yüzlerce Venedik yelkenlisinden birinin başüstündesiniz. Marmara’nın engin maviliğinde yıldızdan esen bahar havası ciğerlerinize dolsun. Karaya doğru yaklaştıkça heyecanlanıyorsunuz ve gözleriniz enginde o dillere destan şehrin siluetini arıyor.

Önce uzakta sağ tarafınızda birkaç karaltı, sonrasında karaltılar yavaştan yeşile dönüşüyor, “Prince”  adaları. Derken Ayasofya tüm haşmetiyle karşınıza çıkıveriyor.

1204 yılında, İstanbul’da taş üstünde taş koymayan 4. Haçlı ordusu neferinin İstanbul hakkındaki ilk izlenimleri bu olmalı diye düşündüm evvelsi gün. Mudanya’dan Yenikapı’ya hızla akan devasa feribotun ön camından ileriye bakarken, ufukta İstanbul siluetini aynı heyecanla bekledim.

Adaların güney yamaçları hala kıyasıya yeşil. İleride ise, artık sadece kubbe ve minarelerden mürekkep olmayan bir Dersaadet silueti.

Yıllar önce New Jersey otoyolundan Newyork ‘a doğru yaklaşırken bir anda beliriveren ikiz kuleleri ile çarpıcı Manhattan Silueti geldi aklıma. Bücür boyuna bakmadan inanılmaz işlere kalkışan beşerin şaşırtan işleri, semayı tırmalayan gökdelenler. Geçen yıl da, son otuz yıl içinde bataklık ortasında yükselivermiş yeni, yepyeni bir Şanghay ‘a tanık olmuştum. Herbiri farklı mimarideki muhteşem yapıları ve Doğu’nun  İncisi namlı 468 metre yüksekliğindeki kulesi ile tekmili birden . Ve benzeri yoğun şehir dumanına karışmış biraz ürpertici, her daim çekici, büyük, büyülü, büyüleyici şehirler.

İyi mi, kötü mü pek emin değilim. Kaçınılmaz son demek belki en iyisi. Sadece onbeş yıl gibi kısa bir sürede, İstanbul’un da Manhattan benzeri bir gökdelenler yumağına bürünmesi insanda karmakarışık duygular yaratıyor. Nostalji, gerçekçilik, modernite, yaşlı dünyaya duyulan hüzün, uygarlık, aklınıza ne gelirse.

Gemi o kadar hızlı ki, hayallerinizi bile size fazla görüyor, kendinizi bir anda modern havaalanı atmosferini andıran Yenikapı limanında buluyorsunuz. Hemen az ötedeki metro istasyonu ise göz kamaştırıcı. Marmaray’ı henüz görmedim, Taksim’e çıkandan bahsediyorum. Müthiş bir mimari; tertemiz, pırıl pırıl, bakımlı.

Birkaç dakika içinde Taksim desiniz. Metro İstasyonlarının tamamı öylesine ışıl ışıl. Sidik kokulu, loş NewYork ve Boston’un aksine, tertemiz yer altı tünelleri ile ulaşıverdiğiniz İstiklal caddesi eskiden olduğu gibi yine büyüleyici yine büyüleyici. Hemen yanı başınızdaki cami, iki adım ötesindeki kilise, uygarlıkların, daha doğrusu batıdan Orient’e geçiş noktası sanki.

Herkesin sandık başına koştuğu bu bahar sabahında sandığı değil İstiklal Caddesini tercih etmemin tabi ki bir nedeni var. Sabah Bursa’daki ağır yağmura rağmen yola çıkmıştım. Marmara’nın ortasında hava açıldı. Hollanda konsolosluğunun bahçesine güneşle birlikte girdim.

Zümrüt yeşili çimenler üzerinde scarlett kırmızısı minderler, çevredeki yüksek binalara rağmen inatla var olmaya çalışan birkaç tane asırlık ağaç, dörtyüz senedir nice bahçe konserine ev sahipliği etmiş tarihi bir yapı, sahnede, Hollanda Kraliyet Akademisi Müzisyenleri, otantik çalgılar, insanın iliklerine işleyen bir Barok konseri. Hayatımda ilk kez kuşların profesyonel müzisyenler gibi prova etmişlercesine bir konsere eşlik ettiklerine şahit oldum. Hatta bir ara piccolo ile inanılmaz bir rekabete girince çok coşkulu bir alkışa mazhar oldular.

İnsanın yaşamdan böylesine haz aldığı anlar çok sayılı. Müzik, güneş, üzerine yayılınan çimen, dünya tatlısı bir arkadaş ve kokusu üzerinde sıcacık bir fincan kahve. Bu güzel Pazar sabahı insanın, içini ısıtacak başka neye ihtiyacı olur ki?

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*