yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Ağustos 2019 Pazar
SON HABERLER
Türkiye Manzaraları: Ankara…Zeki KIVRAK

Türkiye Manzaraları: Ankara…Zeki KIVRAK

Söğütözü’nde, Armada `nın hemen yanı başında, Anadolu Downtown Oteli ‘nin yedinci katından Çukurambar yönündeki ışıltılı gökdelenleri seyrederken aklıma Şangay geldi: Otuz sene önce şehrin doğu yakasında yeralan geniş bataklıkta hiç bir şey yokmuş. Çok kısa bir süre içerisinde, herbiri tamamen farklı, mimari harikalar, görkemli gökdelenler mantar gibi bitivermiş. 468 metre yükseklikten, “Doğu’nun İncisi” namlı kulenin tepesinden gördüğüm manzara çok çarpıcıydı.

Şaka gibi: Önceki gün gençliğimin, öğrenciliğimin şehrinde kayboldum. Otelden Macunköy ‘ün hemen ardındaki OSTİM e gidemedim.   Biraz da Yandex Navigasyon yazılımının azizliği, kendimi, diğer uçta, tepelerin eteğinde, Yenimahalle’nin dar sokaklarında buldum.

Değişmiş, Ankara çok değişmiş. Hem de inanılmayacak kadar çok değişmiş.

Çukurambar dediğimiz, ODTÜ ile Tunus Caddesi arasında bir küçücük köydü. Söğütözü ise hakikaten de söğütlerin gölgesinde bir subaşı.

Düşünsenize, geçen yüzyılın başında, Çankaya Muhafızı Topal Osman’ın vurulduğu Papaz’ın Bağı bile hala bağlık bahçelikti seksenli yıllarda. Kız arkadaşınızla yeşillikler altında çay içebilirdiniz.

Caddenin Tunalı Hilmi, yeşilliğin Kuğulu Park ve Güven Parkı (nedense Gençlik Parkı ‘nın modası geçmişti), AVM nin de Zafer Çarşısı adı ile anıldığı yıllardan bahsediyorum.

Bir Pazar günü, babası İş Bankası şube müdürü olan bir arkadaşımızın evinde Fransız şarabı içmiştik Çukurambar ‘da, köy evlerinin ve gecekonduların hemen bitişiğindeki yeni yapılmış blokların birisinde. Herhalde şimdi yerinde yeller esiyordur.

Yeller değil de gökdelenler esiyordur demek istedim. Tamamı cam cepheli, Şangay ‘dakilere benzer, farklı mimarilerde, geceleri rengarenk, ışıltılı gökdelenler.

İyi mi kötü mü tartışmasına girmek istemem. Tercihim ışıltılı değil, yemyeşil bir dünyadan yana. Ve hayalim, Frigya’nın göbeğinde bir erik ağacının gölgesinde yaşama veda edebilmek. Ama bir de acı gerçekler var, Modernite ‘nin bize dikte ettiği acı gerçekler.

Bu kadar insanın, daracık alanlarda, bu kadar içiçe yaşamasının başka yolu yok sanıyorum. Dikey yapılaşma, insanların canına kanına malolan enerji, doğal olmayan sebze ve meyveler, yapay beslenme vesaire vesaire. Acı ve kaçınılmaz gidişat, ufukta herhangi bir kurtuluş umudu da yok galiba.

Ne var ki, Nepal ‘deki gibi iki pirinç tanesine ya da temiz iki damla suya muhtaç olmaktansa, yurdum insanının “medeniyyet denilen tek dişi kalmış canavar” a teslim olmasını yeğ tutmaktan başka da alternatifimiz yok sanırım. İyi ki uygarlığın bu tarafındayız. Kıçı araba koltuğuna yapışmış sahte yeşilcilerden, gayri samimi çevre düşkünlerinden olmadığımı anladınız sanırım.

Sekiz şeritli çevre yolu, bu yolu merkeze bağlayan geniş bulvarları, bulvarlardaki çok bakımlı binaları, sosyal yaşam alanları, pıtırak gibi her köşe başında karşınıza çıkıveren alışveriş merkezleri ile Ankara, Avrupa ‘dakiler ile değil de olsa olsa Amerika’daki şehirler ile kıyaslanabilir bir megakent haline gelmiş.

Havaalanı yolu üzerindeki Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm projesi herhalde dünyada tek. Daha beş yıl önce bozkır, dağ bayır olan yerlerin modern yaşam alanları, parkları, piknik alanlarına dönüştürülebileceğinin en somut örneği. Aralara serpiştirilmiş eğlence parklarına ve en son Pennsilvanya Six Flags ‘ta gördüğüm Roller Coaster (türkçesini henüz çözemedim) ‘a şaşırmadım desem yalan olur.

Ankara ‘da, çam ağacı dahil, bitkiler, yeşillikler yavaş büyür. Bu nedenle, varsa eğer, yeni şehir planlamalarındaki yeşillik kaygılarını bir sonraki kuşaklar ancak anlayabilecekler. Tıpkı Ankara’nın uzun yıllar ciğeri olabilmiş ODTÜ ormanının kıymetini ancak anlayabildiğimiz gibi. Yine de gelecek kuşakların çok daha güzel, çok daha yeşil bir Ankara görebileceklerine inanıyorum. Çünkü yer açısından çok şanslı. Her taraf uçsuz bucaksız bozkır, hala çok bakir. İşle işleyebildiğin kadar.

Yapılaşma da buna uygun olmalı. Kimbilir belki de insanımızın seçimi bu. Apartmanlarda alt alta, üstüste, kavga döğüş yaşamayı seviyorlar.

Ben Ankara’yı mesken tutmuş dostların yerine olsam, biraz açılır kendime iki dönüm bahçe içinde minicik bir bağ evi yapardım. Çevre yolunun hemen dışında milyonlarca dönüm boş ve kır arazi var.

Cennet mekan Atatürküm’üz vakti zamanında yeşilliği aramamış mı? Gitmiş kendine koca çiftlik kurmuş. Git sen de iki elma ağacı dik, gölgesinde keyif yap…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*