yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
19 Ağustos 2019 Pazartesi
SON HABERLER

Türk Müziğinde Aydınlanma Çağı 2… Zeki KIVRAK

Müzik konusunda “Yirminci yüzyılın tek yüz ağartanı cılız Türk Pop Müziği oldu. Çok yetersiz ekonomik koşullar, devletin müthiş zorlamaları ve yönlendirme çabaları ile serpilmekte çok zorlansa da, bir sentez çıkarmayı doğu ile batı arasında sallantılı da olsa bir köprü kurmayı hafiften başarabildi pop müzikçilerimiz.. “ demiş ve sonrasında devam etmiştim: “Genç nesil bizlerden daha şanslı. Biraz teknolojinin de yardımı ile kaynak sorununda ciddi aşama kaydedilmiş. Kafayı takan herkes artık kaliteli alet edevata sahip olabiliyor. Müzik yapmak isteyen evine basit bir stüdyo kurabiliyor.”
Kendilerinden Dünya Bankası çalışanı Hürriyet Ok aracılığı ile, 2010 yılında haberdar olmuştum. (Hürriyet Bey Washington DC deki türklerin muhtarı gibi birşey, pırıl pırıl iki kızı sayesinde özellikle kültürel aktiviteler konusunda çok aktifti. En son Tük Amerikan TV sinde boğuşuyordu, şimdilerde ne yapıyor bilemiyorum.) Doğa İçin Çal grubundan bahsediyorum.
Alet bulmakta fazlaca zorlanmayanlar, müziğe gönül verenler, Doğa İçin Çal çalışmalarında harika şeyler yaratıyordu, yaratmaya devam ediyorlar. Sanıyorum bir CD yi tamamladılar. İşin “Doğa” kısmını bilemem, mühendislik, sınırsız bir yeşilci olmama engel ama müziklerine meftun oldum.
Şiddetle öneriyorum, dinleyin, internet ‘te rahatça bulabilirsiniz. Geçen hafta önerdiğim, mucizevi mikrotonal gitar tasarımcısı ve icracısı Tolgahan Çoğulu da onlardan birisi.
Dinleyin ve zorlama olmadan doğu ile batı kültürleri nasıl bir araya gelirmiş, köprüler nasıl kurulurmuş, görün.
İnanılmaz bir uyum, inanılmaz düzenlemeler,inanılmaz doğaçlamalar. Dinlerken gözlerinizi kapatmayın ama. Kapatmayın ki, gönüldaşların müziğe nasıl da ruhlarını kattıklarını, aşklarını, sevdalarını, tutkularını hayretler içerisinde izleyin.
Anadolu’nun çok çeşitli kültürlerinden süzülmüş ve yoğrulmuş muhteşem zenginliklerinin resmi geçidine tanık olun. Kendiliğinden gelişen çok sesliliği hissedin, olabildiğince doğal dışa vurumları içinizde tekrarlayarak onlara siz de katılın. Türkülerimizin evrensel boyutlarını yaşayın, doğu müziğinin kırık ritimlerini, buçuk kesirli tonlarını, yani makamlarını bazen gözlerinizden yaşlar boşanarak, bazen coşkuyla, bazen de gülerek izleyin.
Söylemek istediğim şu: Zorlamaya gerek yok. Ezik olmaya gerek. Özentiye gerek yok.
Olmayacak evlilikleri zorlamaya gerek yok. Eşler birbirini bulunca kendiliğinden oluyormuş. Tecrübe ile sabit. Koca bir yüzyılda zorlama evliliğe zorlanmış doğu batı kültürü birlikteliğinden söz etmiştim. Olmayınca da olmuyor. Senfonik Türk Müziğinin geçen yüzyıldaki içler acısı halini resmediyorum. Şaşı kör çocuklardan başka hiç bir şey üretmiyor.
Ezik Olmaya gerek yok. İlla batılılar beğenecek diye onların beğeneceği şeyleri zorlamaya gerek yok. Göreceksiniz, güzel, iyi şeyleri yakalayınca onlar size gelecektir, hiç merak etmeyin. Yine tecrübe ile sabit. Onlarla aşık atabilmenin tek yolu var. Yaptığınız işi Yaptığınız işi, Hido gibi, Arda gibi, Borusan Quartet gibi, Sancar, Pamuk gibi iyi yapmak, ve tabi kendinizi iyi ifade edebilmek. Müzikte zaten konuşmanıza gerek yok, ruhunuz olsun, sizi anlayacaklardır.
Özentiye gerek yok. Öylesine derin köklerimiz, öylesine zengin kültürel çeşitliliğimiz var ki, bu kaynak bize nesiller boyu yeter. Doğallık kafi. Bütün ihtiyacımız biraz empati, biraz da akıllı olmak, onların geliştirdiği araçları niye kullanmayalım ki? Çok seslilik, o güzel armoni müziği ilahi boyutlara taşır. Çok sesliliği, ve tabi çok ritimliliği redddetmenin hiç bir anlamı yok. Her alanda teknoloji ve araçlar artık insanoğlunun ortak eseri. Çok seslilikte öyle. Ve fikrimce, her türlü müziğimiz ile muhteşem gidiyor.
Bazen inanılmaz mutlu oluyorum. Neden mi? Sabah karşı Ankara otobüsünde dinlediğim bozlak ‘tan, gitarda akorlar uydurmaya çalıştığım Aşık Veysel ‘den, Nev’i Zade ‘deki buğulu kanun sesinden, ya da haydi biraz konu dışı, Baltimore ‘da seyrettiğim “Bir Bulut Olsam” dizisindeki otantik detaylardan bir Amerikalı hiç bir zaman benim aldığım hazzı alamayacak. Ama ben onların seyrettiği “Big Short” ya da “Sound of Music” filmini onlarla aynı zevkle seyredebiliyorum.
Gerçek zenginlik bu olsa gerek. Hele bunları yaparken tutacağınız sıcacık bir el, başınızı gömebileceğiniz yumuşacık bir omuz var ise!…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*