yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
2 Haziran 2020 Salı
SON HABERLER
TARİHİN TOZLU SAYFALARI

TARİHİN TOZLU SAYFALARI

TARİHİN TOZLU SAYFALARINDAN GELİYOR SESİMİZ….

İnsanoğlunun varoluşundan bugünlere kadar gelen, kadim geçmişini günümüze taşıyoruz… Bugünün en büyük  mimarı geçmişimiz… Kafamızı kurcalayan soruların cevapları orada saklı.. Dünden yarınlara hangi mirasları taşıyoruz? Bu büyük sorumluluğun farkında mıyız?.. Bu bilge sayfaları her çevirişimizde, bakış açımız derinleşecek…Kazanırken kaybettiklerimizden aldığımız dersleri günümüze ve yarınlarımıza taşıyacağız. İyi bir gelecek kurmak için, tarihin kaybettiklerinden

Tarih boyunca kazanmak istemiş insanoğlu… Oysa kazanılmış tüm zaferler,ardında gözyaşı, üzüntü ve birçok kayıpları saklamış…. Kaybedilenler uzun yıllar sonra anlaşılmış… Ancak o zaman, insanoğlu kaybettiklerinden öğrendikleriyle, geleceğini kazanacakları üzerine kurgulamış… Peki ya ders çıkarmayanlar, onlar da kaybetmeye devam etmişler…

 Siz değerli okuyucularımızla buluştuğumuz bu ilk yazımızda ;üç kıtaya hükmetmiş 600 yıllık bir imparatorluğun mukaddes topraklarına uzanıyoruz… Osmanlı İmparatorluğu… Büyük Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş yıllarının sonlarına denk gelen bir zaman dilimi, tarih yolculuğumuza tozlu yapraklarını aralayacak.

Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, konumu nedeniyle her zaman stratejik bir öneme sahip olmuştur. Yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlerin egemenliği altına giren Kıbrıs, Osmanlılardan önce 82 yıl Venediklilerin hâkimiyeti altında kalır.

Ada o yıllarda İstanbul, Suriye ve Mısır arasında işleyen Türk gemilerine karşı saldırı üssüne dönüşür. Ancak Venedikliler, bu saldırıların kendi bilgileri dışında, yabancı korsanlar tarafından yapıldığını iddia ederler.

Sultan II. Selim, Kanûnî Sultan Süleyman’ın Zigetvar Seferi sırasında vefat etmesi üzerine on birinci Osmanlı padişahı olarak tahta çıkar; saltanatının ilk yıllarında, Avusturya ve İran ile sulh içinde yürütülen ilişkiler dolayısıyla II. Selim, fetihleri için yönünü denizlere çevirir. Denizlerdeki fetihler 1567 baharında Sakız Adası ile başlar, ardından hedef olarak Kıbrıs belirlenir. Kıbrıs’ın fethi, Doğu Akdeniz çevresindeki bütün ülkelerin ele geçirilmesinden sonra adanın kazandığı stratejik önem dolayısıyla neredeyse zorunlu hâle gelir.

1489’dan beri adayı elinde bulunduran Venedik, korsanlığı destekleyen bir anlayış güder. 1540 yılında Osmanlı Devleti ile yapmış olduğu barışa rağmen adada faaliyet gösteren Venedikli ve Maltalı korsanlarının saldırılarına karşı kayıtsız kalmaya devam eder. Kâtip Çelebi’nin anlattıklarına göre bu dönemde Venedikliler ile münasebetler olumlu yönde devam etmekle beraber, özellikle Mısır’a giden hacı ve tüccar gemilerinin korsanlardan zarar görmeleri üzerine durum Venedik’e bildirilir, Venedik ise saldırıların Malta gemileri tarafından yapıldığı cevabını verir. Bu hadiselere Kıbrıs’ın eski bir İslâm memleketi olması da eklenince adanın fethi Osmanlı Devleti için öncelikli mesele olur. Adanın fethi için düzenlenecek sefer kararı, Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi’nin fetvası alınarak verilmiş gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra Osmanlı Donanması kadırga, mavna, barça ve karamürsel tipindeki gemilerden oluşan üç yüz altmış beş parça gemiyle Mayıs 1570’te Akdeniz’e açılır.

Osmanlı donanması, temmuz başında nihayet Kıbrıs’a ulaştı. İlk olarak Lefteri Kalesi, 9 Temmuz’da da kuzeydeki Girne Kalesi alındı. Ardından Lefkoşe, 50 gün süren kuşatmayla ele geçirildi. Sonra Limasol, Larnaka ve Baf Osmanlı hakimiyetine girdi. Magosa kuşatması ise tam 11 ay sürdü. Kalenin 1 Ağustos 1571’de düşmesiyle Kıbrıs seferi tamamlandı. 

Ada’daki Osmanlı hakimiyeti, halkı Venedikliler zamanında yaşanan baskıdan kurtardı. Toprağa bağlı kölelik kaldırıldı. Hristiyanlara mezhep hürriyeti tanındı. Anadolu’dan, çoğunlukla da İçel ve Konya bölgesinden göçmenler getirilerek Kıbrıs’a yerleştirildi. Bugün Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının esası bu göçle oluştu.

Kıbrıs, 1832’de Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın eline geçti ve yönetimi Mısır’a bağlandı. Fakat 1840’ta, Abdülmecid zamanında tekrar İstanbul’dan yönetilmeye başlandı. 

Osmanlı Devleti’nin 93 Harbi’nde Ruslara yenilmesi üzerine Kıbrıs’ta yeniden dengeler değişti. Osmanlı, 1878’de Kıbrıs’ın idaresini, destek almak amacıyla İngiltere’ye verdi. 

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin yenilen tarafta olması Kıbrıs’ı da etkiledi. İngiltere, 5 Kasım 1914’de Ada’yı ilhak ettiğini açıkladı. Lozan Barış Antlaşması’yla da Kıbrıs tamamen İngilizlerin kontrolüne bırakıldı.

Ada’nın kaderi 1959 yılında yine değişti, Türk ve Rum halklarının ortak yönettiği Kıbrıs Devleti kuruldu. Ancak EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü, Ada’da yaşayan Türklere karşı saldırılara başladı. 1967’den sonra saldırılar iyice yoğunlaştı.

Kıbrıs’ta yaşanan katliamlara dur demek amacıyla Türkiye, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlattı. Harekat, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararına uyularak 22 Temmuz 1974’de sona erdi. Cenevre’de yapılan görüşmelerin ardından olumlu bir sonuç elde edilemeyince ikinci harekat başladı. 8 Ağustos 1974’te başlayan II. Kıbrıs Barış Harekatı ile Ada’nın bugünkü sınırları çizildi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Ardından 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşu bütün dünyaya duyuruldu.

Yıllar süren türlü devletlerin  Kıbrıs’ı ele geçirme müdahaleleri sonuçsuz kalmış, kazanıyor gibi görünenler kaybetmiştir…

Yetiş Fidan 05.04.2020

Hakkında Yetiş Fidan

Hacettepe Fen ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü mezunu. Uzun yıllar tarih konusunda eğitmenlik yaptı. Tarih programlarına metin danışmanlığı yapıyor.

Bir yorum

  1. Elinize sağlık..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*