yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
13 Kasım 2019 Çarşamba
SON HABERLER
Sosyal Demokrasinin Ek Yeri… Zeki KIVRAK

Sosyal Demokrasinin Ek Yeri… Zeki KIVRAK

Daha önce yazdığım bir yazıyı şöyle bitirmiştim:
“… tüm dünyada, siyasi yelpazedeki alt üst oluş sürüyor. Daha doğrusu “Siyasi Yelpaze” kavramı da Sosyal demokrasi ile birlikte tarihin tozlu sayfalarına karışmaktan kurtulamadı. Artık “Sol” yok, “Sağ” da yok. Gün, yeniliği, değişimi yakalayabilenin günü… “
Bu çerçevede siyaset kavramını ve ilkelerini yeniden tanımlamanın vakti geldi, geçiyor.
Yirminci yüzyılın kanlı savaşlar, katliamlar yüzyılı olmasında önemli rol oynayan “ulus-devlet” kavramı ve ilkelerini benimsemeye devam eden partilerin çağı ve değişimi yakalayabilmeleri mümkün değil.
Artık en saf ulus devletler bile pek çok etnik kökeni içinde barındırıyor. Bu devletlerin, mesela yoğun göçmen nüfuslar barındıran Almanya veya Fransa’nın milliyetçilik ilkesi ile iç barışı tesis edebileceğini tahayyül edebilir miyiz?
Küreselleşme ile korumacılığı savunan devletçilik nasıl bağdaştırılabilir?
Öte yandan halkçılık ve devrimcilik gibi açıkça tanımlanmamış soyut kavramlarla daha ne kadar politika yapılabilir?
Ve yüz hatta iki yüz yıl öncesinin koşulları ile şekillenen bir Cumhuriyetçilik anlayışının, hala beşer için en ideal yönetim şekli olduğu nasıl iddia edilebilir? Hele hele çok kesin bir demokrasi bileşenini içermiyorsa!
Cesaretimi bağışlayın, bugün çizmeyi aşıyor ve kafama göre bir çağdaş siyasi ilkeler listesi hazırlıyorum:
**İnsan… Önce insan… Din, dil, köken ve renk farklılıklarına bakılmaksızın, yaratıkların en şereflisi, beşeri odak alan, beşerin temel haklarını gözeten bir siyasi anlayış.
*Yaşama hakkı: Allahın verdiği canı ancak ve ancak Allah’ın alabileceğini herkesin bildiği,
*Özgür olma hakkı: Kulun kula kulluğunu yok eden, tek kulluğun Allah’a olduğunu herkesin anladığı,
*Mutlu olma hakkı: Allah’ın verdiği nimetlerden herkesin yararlanarak mutlu olmasını şiar edinen bir siyasi anlayış…
**Höşgörü… Hoşgörü ve tahammül, beşerin ve toplumun temel direği. Sadece toplum olarak değil aslında tüm insanlık olarak:
*Renklerimiz farklı da olsa, aynı kökten geliyoruz.
*Dillerimiz farklı da olsa gönül dilimiz tek
*Dinlerimiz farklı da olsa aslında aynı yaratıcıya inanıyoruz, aynı yolun yolcusuyuz.
*Köken farklılıklarımız bizi birbirimize kaynaştıran zenginliklerimiz.
**Barış…Sadece toplumsal değil Küresel Barış…Sadece şarkılarda şiirlerde değil, elle dokunulur gözle görülür gerçek bir barış.
*Adı üstünde “İslam” barış demek.
*Hristiyanlar Hz. İsa’yı “Barış Prensi” olarak bilir.
*Budistler iç barıştan nirvanaya, ilahi barışa uzanırlar.
*Tüm dinlerin ortak hedefi ilahi barış ise, o zaman bu kavga niye?.
**Hukuk…Temel insan haklarımızın garantisi.
*Sadece toplumsal ya da dini temelde değil küresel kapsamlı.
*Beşer olarak kendimizi yönetme hakkını bilerek ve isteyerek demokrasi ile oluşturulmuş bir otoriteye devrettiğimizin beyanı sosyal mukaveleye dayanan bir hukuk   anlayışı.
*Herkesin eşit olduğu bir adalet terazisi.
**Demokrasi…Binlerce yıldır insan onuruna en yakışır yönetim sistemi olarak kendini kanıtlamış.
*Çoğulculuğa dayalı
*Hukukun egemen olduğu
*Katılımcı bir yönetim sistemi
**Özgüven ve Özkültür… Bireysel Özgürlüklerle güçlenen bir özgüven ve bu özgüvenin harmanladığı, kökenden gelip evrensele ulaşan bir özkültür…
*İyi bir eğitimle beslenen
*Paylaşılan refahla güçlenen
*Farklı kültürler ile harmanlanmış, farklı dünyalar arasında köprü kurabilecek bir özkültür.

Hakkında Editör

2 yorum

  1. Necdet Kahraman

    Sevgili Zeki, uzun uzun tzrtışılabilir, fakat en azından şunu söyliyebilirim; benim açımdan geçen her gün bir öncekini aratıyor. 80’li, 90’lı yıllarda, bu kadar gelişmemiş olabiliriz. En azından, iletişim ve sanal ortam (bu konuyu bile yüzyüze değil, kendi adıma direndiğim sanal ortamda konuşuyoruz) bu denli gelişmiş değildi, dostlarla, kahvehanelerde, kordonda, yan yana sohbet edebiliyorduk. Para ve güç, en azından bizim için birinci öncelikli gündem değildi. Ben, daha sade ama daha içten, insan kavramını birinci önceliğe koyan bir anlayışın en önemli konu olduğunu düşünüyorum. Ve bu bağlamda, her gelecek gün beni korkutuyor. Biz bilgisayarı, ODTÜ’de Punch Kartlar ile tanıdık. Çocuklarımız, mümkün olsa, telefon, bilgisayar veya ipad’lerine sarılarak uyuyacaklar. Torunlarımız ne yapacak düşünemiyorum. Zaman, zaman dışarıda yemek yediğim zaman, 3 – 5 yaşlarındaki çocukların ipad ile oynayarak zaman geçirdiğini (anne babaları rahat yemek yiyip, arkadaşları ile sohbet etsinler diye, ama bu tablodan anne baba da mutlu, çocuk da mutlu) gördüğüm zaman üzülüyorum. Galiba çok yazdım ve konuyu biraz dağıttım. Ama ben hala körüm dostum, olayların, hele hele son 10 – 12 senenin savunulack hiçbir yönünü göremiyorum. Kendine iyi bak Sevgili Dostum…

  2. Nostalji icin soyleyecek hic bir sey yok. Bizden oncekiler oyleydi, biz eski bayramlari hep aradik, cocuklarimiz da buyuk ihtimal bu gunleri mumla arayacaklar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Wordpress Tema

Escort Eskişehir

Adana Escort

Adana Eskort

Escort Ankara

Escort

Kayseri escort

Mersin escort

escort Adana

Bodrum escort