yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
6 Haziran 2020 Cumartesi
SON HABERLER
“SORGULAMAK” veya “SORGULAMAMAK”.

“SORGULAMAK” veya “SORGULAMAMAK”.

İŞTE BÜTÜN MESELE!

Kavramsal ilişki bağlamında elde edilen sonuçların pratiğini yapmak…

Nasıl bir cümle? Felsefenin ağır diye tabir edebileceğimiz diline uygun değil mi? 18.yy.filozofu İmmanuel Kant’ın “Pratik Aklın Eleştirisi”ne uygun olabilir mi?

Arka arkaya sorular ve sorgulamalar da felsefenin temel yapısına uygun. Değil mi?

Dikkat ederseniz sorular peşisıra..

İnsanı insan yapan en önemli ve başat özellik “sorgulama”dır. “Düşünüyorum, öyleyse varım”ın değişik bir hali de “Sorguluyorum, öyleyse varım.” “Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez” der üstad Sokrates. “Sorgu” ve “Sorgulama” bilincine bir davet!

Bu günlerde ardı arkası kesilmeyen “sorgulama” zinciriyle başbaşa değil miyiz? Yine bir sorgu..

“Korona ne zaman sona erecek?”, “Mutasyona uğrayabilir mi?”, “Okullar bu sene açılır mı?”, “Yeni dünya düzeni derler. Peki bu nasıl olacak?”, “Bu yeni dünyada bizim yerimiz ne?”…

Bir soru da benden size? “Sorgulamak hepimizin doğasında var olan bir süreç midir?”

Sorgulama ve sorma konusuna el atınca içinden neler çıkıyor? Gördüğünüz gibi yine bir soru..

Peki neden sorgularız? Bunu düşündünüz mü? “Off yeter bu kadar soru” dediğinizi duyar gibiyim. Yoksa yanılıyor muyum? Hay Allah.. Yine bir soru..

“Sorgulama”nın kendisini bir sorgulamakla işe başlasak?….

Felsefenin ruhuna yaklaşabiliyor muyuz?…

Geçmişten bu güne insanoğlu hep bir değişim gerçekleştirmekte. “Yeni dünya düzeni”nden sürekli bahsedilmesi yeni bir devrimle bizi yüzleştirmekte kanımca. “Değişim” denen olgu çok değişik biçimlerde bize yüzünü gösteriyor. “Kanlı” mı istersiniz yoksa “Kansız” mı? “Acı” olsun mu-ki kaçınılmaz olabiliyor genelde-yoksa araya tatlı-tuzlu bir çeşni de yapalım mı? Bu sorulara yanıtımız olur tabi ki. Ama kaçınamayacağımız tek gerçeklik, bu sorulara bir yanıt verme “zorunluluğumuz”.

“Zorunluluk” düşüncesi insana ne kadar “zor” geliyor. Değil mi? Hayatımız bu şemaya göre şekillenmekte ve “bu ormanda dans eden maymunlar” mıyız?

Yine soru ve sorgulamadan kaçınamadım! Öyleyse “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya” mı bakmak gerekir? Yoksa “Aman her neyse ne ben yaşayıp giderim” anlayışı mı? “Karnım tok, sırtım pek olsun. Gerisi umurumda olmasın” yaklaşımı sanırım işin en güzel tarafı!

Bizi biz yapan temel niteliğe yavaş yavaş yaklaşıyor-uz(muyuz diyerek iyice bunaltmayım!) Nedir bu?(yine soru!) Yazımın başından beri dile getirip durduğum kavram: Sorgulamak.

Hele ki bu aralar sorgulamalarımızın arttığını çok fazla görebiliyorum. Düşünsel eylemlerde çok fazla bulunanın yanında “güdü-dürtü” kısmı ağır basacak nitelikte yaşayan insanlarda dahi bunu görmekteyiz. “Ne olacak bundan sonra?”, “Dünya nereye gidiyor?”, “İşlerimiz düzelecek mi?”, “Aç kalır mıyım? “İşsiz kalır mıyım?” gibi..

Kriz dönemlerinde sorgulamaların ne kadar yoğunlaştığını görüyoruz değil mi?(…!)

Olayı biraz psikolojik açıdan değerlendirdiğimizde bu dönemde geliştirdiğimiz “sorgulamaların” en çok “kaygı” ile alakalı olduğunu görebiliriz. Aslında yaşadığımız bu zorlu süreç “hayırlara da vesile oluyor!” “Düşünüyoruz… Sorguluyoruz… Olaya bir de iyi tarafından bakalım ama değil mi?(..!)

Hepimizde doğal olarak var olan bu kavramın önemini daha iyi anladık. “Belirsizlik”, “Kaygı” sebebiyle olsa da “Sorgulamak güzeldir”, “Sorguluyorum, öyleyse varım.”

Dinmeyen, bitmesi imkansız bu sorgu sürecinin müdavimi olmak güzeldir. “Var olmanın dayanılmaz hafifliği”ni içselleştirebiliriz artık!

Peki artık ne yapılmalı?(..!) “1-2 Deneme…deneme..!” dedikten sonra, bundan sonrası için “sorgulayıcı bir tutuma” sahip olmak ve gerçek insan olma becerisini elde ederek, “Bu hayatta ben de varım!” demek. Tıpkı tarih boyunca adını altın harflerle kazımış filozof-bilim insanı ve düşünür gibi.

Çünkü sorgulama insan yapısına doğuştan işlenmiştir. Kurgu belli. Gidişat bize kalmış.

Son olarak, bu süreç vesilesiyle “sorgulamalara”, “sorgulamalara vereceğimiz cevaplara”, yanı kısaca “düşünmeye” devam edelim. Ki, “Var olalım!”

Hepinize sağlıklı, umut dolu, güzel bir hafta diliyorum…Kalın “Koronasızlıkla!”

Engin Yılmaz

16.04.2020 URLA

Hakkında ENGİN YILMAZ

ENGİN YILMAZ 18-02-1974 İzmir doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde okudum. Mezun olduğumdan itibaren özel kurumlarda felsefe öğretmeni ve rehberlik-psikolojik danışman olarak çalıştım. Halen İzmir’de özel bir okulda felsefe öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Önceden yayınlanmış bir kitabım daha vardır. SİSTEM Yayıncılık tarafından 2004 tarihinde “ÖĞRENCİLER VE ÖĞRETMENLER İÇİN NLP” adlı kitabım 6.ayda 2.baskı yapıp beklenenin üzerinde ilgi görmüştür. İKİNCİ KİTABIM METİN ÇÖZÜMLEMELERLE FİLOZOF ATATÜRK yayınlamıştır. Eğitim camiasına felsefe öğretmeni olarak hizmet etmekle beraber, ulusal ve uluslararası projelerde çalışmalarda yer almaktayım. 1 erkek çocuk babasıyım. Atatürk’ün İzinde sonsuza kadar gitmeye and içmiş bir kişi olarak, ülkemize ve toplumumuza hizmet etmekten şeref duyuyorum. Mail: kartezyen2006@gmail.com

7 yorum

  1. Aykut Nişancı

    Harikasınız Engin bey 👏

    • Yazılarını ilgiyle okuyorum.Çağımızın en önemli hastalıklarından birisi belkide düşünmeden ve sorgulamadan yaşamak.Yoksa bunca insanın sürü psikolojisi ile hareket etmesini başka türlü nasıl izah edebiliriz?Diğer taraftan algı operasyonlarıyla kitleleri nasıl etkilediklerini de görebiliyoruz.Bu atmosferde en zor şey, hiç şüphesiz okumak,araştırmak,düşünmek ve sorgulamak…Bizi uykumuzdan uyandırıp bu zor eyleme teşvik ettiğiniz için size müteşekkiriz.
      Tebrik eder,çalışmlarınızda muvaffakiyetler dilerim.

  2. Aykut Nişancı

    Harikasınız Engin bey kaleminize sağlık 👏

  3. Yine düşünmeye, düşündürmeye dayalı güzel bir yazı… Tebrikler 👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*