yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
17 Haziran 2019 Pazartesi
SON HABERLER
RAMAZANA VEDA EDERKEN

RAMAZANA VEDA EDERKEN

“Nihayet arife gelir çatardı.
Mahyacı o gece ya ” El- Firak” yazardı, ya” El- Veda” yahut da bir top arabası resmi yapardı,namludan çıkmış kandilide kırmızı karanfille gösterirsi ayda biterdi.”

Ramazan’ın bu son gününde hüzün ve sevinç karışımı yaşanan mahsun duygular edebiyatçılarımızı etkilemiştir. Önemli yazıların esinlendiği bu ayı tasvir eden etkileyici bölümleri “ RAMAZANIN SOSYAL YAŞAMIMIZDAKİ İZLERİ”
Başlıklı bundan önceki yazıda sizlere sunduktan sonra, aşağıdaki bölümlerle devam etmeyi uygun gördüm.

Ramazanı dile getiren yazarlardan biride Cenab Şahabettin’ dir. ” İstanbul’ da bir Ramazan ” adlı kitabındaki ” Ramazan Hasbıhalleri ” başlığı altındaki
makaleleri, 20 Mayıs ile 18 Haziran 1920 tarihleri arasında, Anadolu’nun bir kısmı İstanbul işgal altında iken bulunduğu sırada kaleme alınmıştır.
1920’de İstanbul’ da Ramazan ayı, İstanbul’ un geçmişi, şehrin doğal ve tarihi güzellikleri, bazı dini ve siyasi konularda 1. Dünya Savaşının açtığı derin
yaralar çerçevesinde oluşturduğu bu yazılarında Cenab Şahabettin’ in zekasının tüm kıvraklığına ve ironok anlatımına tanık olmak mümkündür.

Yahya Kemal Beyatlı’ nın ” Atik Valde’ den İnen Sokakta “(1913) isimli şiiride ramazanla ilgili önemli örnekler arasındadır. Şair bu şiirinde, İstanbul’un ücra
ve fakir bir semti olan Atik Valde’ nin sade insanları,bu insanların temiz inançları ve kendi dünyalarını anlatır.

Eski ramazanlar anlatılırken bektaşi fıkraları anlatılmazsa birşeyler eksik kalır. Çünkü bu fıkralar ramazan kültürünün önemli birer öğesi durumundadır.

Abdülbaki Gölpınarlı ” Ramazan Geldi Hoş Geldi ” (1962) adlı eserinde,eski ramazanları anlatırken Bektaşi fıkralarınada yer verir;
” Bektaşi’ye sormuşlar : – Ramazanla nasılsın? Cevap vermiş :
-Pek iyiyiz erler, ne fakir mübareği inciltiyorum, nede o fakire dokunuyor.”

Gölpınarlı ayrıca o dönemin sosyal yaşamını ayrıntılarıyla aktarır. “İftardan sonra sade kahveler, derken teravih. Teravihi hatimle kıldıran imamlar vardı.
Cemaat birinci secdeden kalkmadan ikinci rekatı bitiren imamlar vardı. Bahariye Mevlevihanesinin imamı Karagöze gideceği geceler 33 rekakat
namazı onbeş dakikaya sığdırıverirdi…. Bu arada Eyup Sultan’da iftar,herhangi bir dergaha gidiş yahut hırka-i Saadet ziyareti. Nihayet arife gelir çatardı.
Mahyacı o gece ya ” El- Firak” yazardı, ya” El- Veda” yahut da bir top arabası resmi yapardı,namludan çıkmış kandilide kırmızı karanfille gösterirsi ayda biterdi.”

Ramazan çerçevesinde oluşan bir çok gelenek ve görenek, kültürümüzde silinmez izler bıraktığı gibi, edebiyatımızda da unutulmaz sayfalar açmıştır.
Ramazan çerçevesindeki gelenek ve göreneklerin en önemli özelliği insanlar arasında sosyal yardımlaşmayı geliştirmesi, toplumsal dayanışmayıpekiştirmesdir…( Hülya Soyşekerci, “Okuma Yolculukları” sf. 28-36.. arası bazı alıntılar.)

Hakkında Hülya Soyşekerci

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*