yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Ağustos 2019 Pazar
SON HABERLER
OCD:  Takıntı Hastalığı… Zeki KIVRAK

OCD: Takıntı Hastalığı… Zeki KIVRAK

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. ‘Galip Derviş’ diye bir televizyon dizisi var. Hala bir yerlerde oynuyor olmalı. Henüz izlemeye fırsat bulamadıysanız eğer, şiddetle tavsiye ederim. Sadece Türkiye’de değil dünya genelinde çok sayıda insanın muzdarip olduğu, bir şekilde etkilendiği, genellikle hafife alınan, bu nedenle doğru dürüst hastalık sınıfına bile sokulmayan bir rahatsızlığa parmak basıyor.
Orijinali Amerikan; Tony Schaulb’un oynadığı “MONK” isimli diziden uyarlama. Seyretmesi çok ama çok keyifli. İngilizce bilenler için orijinali daha çarpıcı.
Çok zeki, duyguları, sezileri son derece güçlü, ancak aşırı titiz, yaşantısını güçleştiren bir takım takıntıları, saplantıları nedeniyle mesleğini icra etmekte zorlanan bir polis dedektif’i, Adrian Monk’un hayat hikayesini anlatır. İlk seyrettiğinizde, “görünüşte karikatürize” edilmiş ana karakteri fazlaca abartılı bulabilirsiniz. Bulmayın.
Etrafınızda mutlaka duymuşsunuzdur. Arkadaşlarınızdan, aileden, komşulardan birilerinin “ne kadar temiz, nasıl da aşırı titiz, sıkı kurallara sahip” oldukları yolunda dedikodular mutlaka kulağınıza kadar gelmiştir. Hatta bazen evine misafirliğe gittiğiniz evin hanımını, sizin yanınızda bile temizlik kaygısı ile, hop oturup hop kalktığı, sağa sola sıçrayan yemek parçacıklarını hemencecik temizlemeye koşturduğu için ayıpladığınız olmuştur.
Temizlik kaygısından dolayı evde misafir istemediği, bunun korkusu ile kimseciklere misafirliğe gitmeyip eve kapananları da bir şekilde işitmiş olmalısınız. Çöp için kullanılacak marketten gelen naylon poşetlerini yıkayanlar, çok zorunlu olmadıkça paraya dokunmayanlar, kapı kollarına değmemek için ellerini pardesünün cebine sokarak kapıları açanlar, portakalları yıkamadan asla soymayanlar ve aklınıza gelmeyen daha niceleri, hep bu kategoridedir, liste uzar gider.
Bu saydıklarım, buzdağının sadece ve sadece görünen kısmıdır. Esas sorunlar, basitçe takıntı diye geçiştirilivererek önemi küçümsenen bu rahatsızlığın korkunç etkileri, sonuçları, buzdağının altında gizlidir ve devasadır.
Bu rahatsızlıktan doğrudan ya da bu kişi ile birlikte yaşamak zorunda kalan kişiler gibi dolaylı olarak etkilenen insanların sayısı her türlü tahminlerinizin ötesindedir.
O-C-D; “Obsessive Compulsive Disorder”, -Düşünsel Davranışsal Saplantı Bozukluğu., insan yaşantısını gerçek anlamda bir cehenneme çeviren, saplantılı kişiden çok yakın çevresindekilerin yaşantılarını dayanılmaz kılan bir onulmaz hastalık. Rahatsızlığın dışa vuran belirtilerden daha çok düşünce ve davranış biçimini demir kalıplara, değişmez kurallara bağlayan yönü çok daha etkili ve sorun yaratıcı.
Genellikle rahatsızlığı çeken, rahatsız olduğunu kabul etmez. En kötüsü de, yakınındaki insanların, kendisini ölümüne sevenlerin, yakınlarının ne kadar zor durumda olduklarını anlamaz, anlayamaz. İşkenceye dönüşmüş yaşamlarda kendi paylarını göremezler.
Rahatsızlıkla ilgili bilimsel çalışmaların ne aşamada olduğunu bilemiyorum, çünkü çoğu ülkede henüz tanımlanabilmiş bir hastalık kategorisine bile girdiğinden endişeliyim. Ancak gelişmiş ülkelerde bir takım programlarla ve Monk gibi dizilerle rahatsızlığın boyutlarına dikkat çekilmeye çalışılıyor.
Umarım tez zamanda, OCD, ihtiyaç duyduğu dikkate mazhar olur; tıp bilimi konuya eğilir. Bu konuda yardıma muhtaç insan sayısı hakikaten her türlü tahminlerin ötesinde…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*