yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
23 Ağustos 2019 Cuma
SON HABERLER
Netekim: Tarihe Kayıt Düşmek…Zeki KIVRAK

Netekim: Tarihe Kayıt Düşmek…Zeki KIVRAK

konyaBazen alakasız görünen rastlantılar, inanılmaz ve şaşırtıcı biçimde birbirleri ile ilişkili hale geliveriyorlar.
Geçen hafta, Lviv, Hürrem Sultan’ın , Ukrayna’daki çağımızın 30-40 yıl gerisinde yaşayan şehrinde, gençlik hayallerimizin içler acısı haline bizzat kendi gözlerime tanıklık etmiş, bu duygularımı sizlerle paylaşmıştım. ODTÜ’lü, eski bir solcu olarak, acıları ve mutsuzlukları rahatlıkla okunabilen, bir zamanlar destansı güzellikte oldukları besbelli, kırışmış zarif yüzlerden ve önlerindeki bir ya da iki kilo kötü meyve veya sebzeyi satıp, o günü de kurtarmaya çalışan insanların onurlu çabalarının içimi acıttığından söz etmiştim.
Doğu bloku ve Lviv’in, duvarın yıkılmasından 30 sene sonraki içler acısı durumu, zaten karışık olan aklımı daha da karıştırmıştı.
Sadece siyaset değil, aklınıza gelebilecek her konuda kafam yaklaşık yirmi yıldır zaten karışıktır. Ailem, arkadaşlarım, dostlarım bunu bilirler. Bir süre yurt dışında yaşamış olmanın getirdiği, avantaj değil lanet diyesim geliyor, bir farklılıkla çok yakın hissettiğim insanlar gibi düşünemiyorum bir türlü. Onları kırmamak için çok istememe rağmen, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak anlaştıkları ve bir şekilde geliştirdikleri, ortak akla, ortak duyguya, ortak yargılara (nefret, sevinç , aklınıza ne gelirse) bir türlü katılamıyorum. Ve akıllara ziyan biçimde bunun nedenini bir türlü çözebilmiş değilim.
Bunun doğal sonucunu sanıyorum tahmin edersiniz: “Muhteşem Bir Yalnızlık”
Bu hafta sonu ilk defa bu katı yalnızlığın incecikten aralandığını farkettim.Dünyalar tatlısı Işıl ablam, elime bir kitap tutuşturdu: “Mahkum Olduk Netekim”
Kenan Evren ile özdeşleşen ve marka haline gelmiş “Netekim” kelimesinden, bu kitabın 12 Eylül ile ilgili olduğunu anlamak mümkün. O dönemle ilgili olarak yüzlerce, binlerce kitap yazıldığı da bilinmedik bir şey değil. Ancak ilk defa, öfkesine, kızgınlığına yenik düşmeden, sadece ve sadece o dönemin kayda geçirilebilmesine, tarihe bir not düşürülebilmesine katkıda bulunabilmek için yazılmış bir kitapla karşılaşıyorum. İçten, önyargısız, kaygısız, beklentisiz.
Bu güne kadar o fırtınalı dönemi “tarihe not düşmek için kayda geçirmek” hep profesyonellere, yani bu işten bir çıkar sağlayanlara ait bir ayrıcalıktı. Hasan Ürel bu zinciri kırabilen nadir insanlardan birisi.
Ne var ki günümüzde, bu profesyonellerin tarafsızlıkları, artniyetsizlikleri her geçen gün daha bir sorgulanır hale geliyor. Hasan Ürel, de zaten isim de zikrederek, filozof geçinen, günün koşullarına göre ahkam kesen, ama sığ düşünce yapılarından dolayı bir o yana bir bu yana yelpazelenmekten bir türlü kurtulamayan çok ünlü isimlerden (bugün de hala piyasada boy göstermeye devam eden çoğu liberal, entellektüel ve ilerici geçinen çok ünlü kişiler) bahsetmiş.
1980 döneminden sonraki on yıl boyunca, özellikle TKP davalarındaki haksızlıkları kendisine dert edinmiş bir avukat; ne pahasına olursa olsun temel insan hak ve özgürlüklerini savunmayı kendine şiar edinmiş bir hukuk adamı. Hiçbir önyargıya ve korkuya kapılmadan anılarını aktarmış, yıllardır benim de kafamı kemiren içten soruları ve kuşkuları ile birlikte. Zaman zaman kendisi ile dalga geçerek, zaman zaman da kendisine özgü espriler katarak.
Ama bunları, kendi ifadesi ile sıradan bir birey olarak, içtenlikten, dürüstlükten asla sapmadan, insan olma onurundan asla taviz vermeden yapmış. Mesela hiç önyargısız son anayasa değişikliklerine içten sevinebilmiş, mesela sıradan bir avukat olarak Evren’i yargılayabilmenin onulmaz tadını çıkarabilmiş,
Kitabının bütününde cuntaya kızgınlığını okuyabiliyorsunuz, ki bu kızgınlık kendi ailemin yaşadığı acılardan dolayı bende de hiçbir zaman tükenmiş değil. Üstlendiği davalardaki insani boyutu, kitabın bütününde rahatlıkla görebiliyorsunuz, ki sıradan bir fani olarak bireysel inancım, bu insani boyutun asla kaybedilmemesi yönündedir.
Laf aramızda aslında nereye doğru gidiyoruz biliyor musunuz? Sıradan insanların fark yaratabileceği bir dünyanın eşiğindeyiz. Alışılmış kalıpların dışına çıkabilen, farklı düşünebilmeyi başarabilen, her şeyi ama herşeyi sorgulayabilen sıradan insanların insanlık tarihi açısından ciddi katklılarda bulunabileceği bir çağın eşiğindeyiz.
Bunu siz de yapın. Çorbada tuzunuz bulunsun. Başkalarının yönlendirdiği değil, kendinize özgü düşüncelerle, anılarınızla tarihe not düşün. Birileri bu notunuzu farkedecektir.
Hasan Ürel’in kitabını keyifle okuyacaksınız, eminim.

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*