yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
21 Ağustos 2019 Çarşamba
SON HABERLER
Lale Devri- Öcal Uluç

Lale Devri- Öcal Uluç

Lâle Devri!..

“Büyükkent” yasası, hele hele “Bütünkent” yasasına dönüştürülünce, bu yasalara tabi illerde, “ilçe” belediyelerine “sorumluluk olarak” ne kalıyor, biliyor muyuz; “Çöp toplamak, parklara bakmak, hayvan barınakları yapmak, ağaçları budamak!..”

Askeri yönetimler dönemlerinde “şubeye dönüştürülen” ilçe belediyelerinin müdürlerinin bile sorumluluğu “bugünkünden fazlaydı!..”

Gelin görün ki, “bu 4 parmak sorumluluğu yerine getirmek yerine”, her hafta “geleneksel hâle getirilmiş” festivallerin, şenliklerin, konserlerin başında koşturan, “teamül haline getirilmiş festival, şenlik, konserlerin bulunmadığı haftalarda” da “yenilerini icat ve organize etmeyi tercih eden”, hem de “her gün şehitlerimizin cenazelerinin kaldırıldığı” bir ortamda!..

Urla’da yaşasanız, ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız; “Baküs / Dionisos Şarap ve Bağ Bozumu şenlikleri” örneklerini, hadi, Roma / Atina örneklerini bıraktım, daha da “bildiğimiz” bir örneği vereyim, sanki “Lâle devrini” yaşıyoruz!..

Vur patlasın, çal oynasın; sadece “Şair Nedim ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile “üzerlerinde mumlar yakılan” kaplumbağalar eksik!..”

Dahası, “durumları” buyken, “marifet yapıyormuş” gibi, ekran, gazete manşeti ve radyo mikrofonu müdavimi olmakta yarışan bir Belediye Başkanımız var.

Yaşadığım” Urla’da “manzara” böyle, son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; “merkez dışında” bir çöp mezarlığında yaşıyoruz, adeta!..

Gelin bir görün, Urla’nın “en tanınan” sitelerinden “Gazeteciler Sitesi’nin hâlini” ve bu sitenin ortasındaki Şehit Jandarma Komando Er Birol Akgün Parkı’nı!..

Perşembe sabahı, sabah yürüyüşümde parkın ortasında “15 bira şişesi saydım, şişelerin etrafı, oraya buraya atılmış plastik çöplerle doluydu” ve ne yazık ki, “bu ne ilk, ne son manzaraydı”, her sabah durum böyleydi.

Ne var ki, bu sabah gördüğüm şişeler hiç olmazsa kırılmamışlar, onlarla “elektrik lambalarının balonları hedef alınıp, nişancılık oynanmamıştı”, yoksa etraf o balonların cam kırıklarıyla da dolardı!..

Parkın karşısındaki çöp konteyneri ise, bermutat taşmış, çöpler etrafa yayılmış, kediler, köpekler eşelemiş, dağıtmış; koku ve manzara iğrenç!..

Onca ev var, yaz ayları herkes yazlığına gelmiş, geleni gideni artmış, hâlâ hem de “kendine açılan sokaklarda oturanların da çöplerini koydukları, sitenin ana caddesindeki konteyner sayısı bile, sadece iki!..

Hani, büyükşehir, getirdiği 20 bin çöp konteynerini, “turistikler öncelikli olmak üzere” ilçelere dağıtmıştı?..

Urla’da hangi “imtiyazlı ve iltimaslı” sokaklara dağıtıldı” acaba?..

İşte size, “daha önce de yazdığım” bir “örnek” olayı yenileyeyim de durumumuzu anlayın:

Parkımızın su borularından biri patlamış, saatlerce akmış, sonunda “onarım için gelen giden olmayınca”, komşular bana gösterdiler; Belediyeye telefon ettim, cevap; “Artık bunlara biz bakmıyoruz, Büyükşehir Su İşleri bakıyor, oraya telefon edin!..”

Vay canına, “Vatandaş belediyenin parkındaki arızayı ve boşa akan suyu bildiriyor”, cevaba bakın!..

Vatandaş görevini yapmış, haber vermiş, “vatandaşın verdiği vergilerle maaşını alan santraldeki görevli arkadaş, lütfederek görevini yapıp, “Su işlerine telefonu sen etsene”; ne gezer, efendim, ne gezer; kafa işte bu!..

Bir zamanlar “Polis, karşı kaldırımdaki olaya, ‘Benim mıntıkam değil’ diye müdahale etmezdi”; o misal!..

İşte şimdi, tam da “ünlü” Agop fıkrasının sırası, ben de onu anlatayım:

Agop’un iki sevgilisi varmış, birinin adı “Hap”, ötekinin adı “Hop” imiş, ve Agop bir gece birine, bir gece birine gidermiş. Bir gece gene meyhaneden çıkmış, birinin evine giderken, onarım için açılan kanalizasyon çukuruna düşmüş. Gelen giden yok, sesini duyan yok, kendi kendine söylenmeye başlamış; “Hap deri ki, ‘Hop’tadır’, Hop deri ki, ‘Hap’tadır’, kimse bilmez Agop boğazına kadar b.ktadır!..”

Ne o, sevgili okurlarım; bazılarınız bana bıyık altından güler gibisiniz; “Bizde durum farklı mı” diyorsunuz, biliyorum, biliyorum; “Yoktur, bazılarının birbirlerinden farkları”, zira onlar, o ünlü reklamdaki gibi,“Osmanlı Bankası’nın mensupları!..”

xXx

Örnek!..

Yıllardan beri, belediyelerin “takım sporlarında, hele hele futbol gibi, basketbol ve voleybol gibi spor kulüplerinin hemen hepsinde takımları olan spor branşlarında takım kurmalarına ve para dökmelerine karşı olan” bir spor adamı ve yazarı olarak, yerel gazetelerde okuduğum bir haber beni çok mutlu etti.

Gaziemir Belediyespor’un 17 yaşındaki atleti Büşra Atalay, Trabzon ve Mersin’de düzenlenen iki Türkiye Şampiyonası’nda “bronz madalya” almış.

İşte “belediyelerin sporda asıl yapmaları gereken” bu; amatör ve ferdi spor branşlarındaki “genç sporculara sponsor olmak” ve onları yarınların şampiyonları ve rekortmenleri olmaya hazırlamak!..

Genç atletimizi ve ona bu imkanı sağlayan Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol’u ve elbette antrenörü Adnan Yahşi’yi kutlarım!..

xXx Öcal Uluç’un Gözlem’deki yazısından..

Hakkında Mahmut Tolon

Bir yorum

  1. Mürüvvet Tosun

    ,,Elinize sağlık Öcal Bey..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*