yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
19 Ağustos 2019 Pazartesi
SON HABERLER
Korkularımız…Zeki KIVRAK

Korkularımız…Zeki KIVRAK

Yaşar Kemal ‘in kitabıdır; deyim Anadolu’dan: “Yer Demir, Gök Bakır!”

Bazen herşey üstünüze üstünüze gelir. Sıkışır kalbiniz. Sığınacak delik ararsınız, kara toprak geçit vermez.

Nefes alamaz, dağa taşa vurup açılmak istersiniz, İkarus misali erir kanatlarınız. Öylesine tunçtur gökyüzü, yarılmaz.

Çırılçıplak hissedersiniz bakır gibi sarısıcak gökyüzünün altında, kalırsınız demir gibi kaskatı yeryüzünün üstünde yapayalnız ve çaresiz.

Bozkırın verimsiz, kuru, sert toprağında kızgın güneş, dudaklarınızı toprak gibi susuzluktan çatlatmamışsa anlamazsınız, anlayamazsınız Anadolu insanının o dillere destan çaresizliğini. Yaşar Kemal tüm kitaplarında bunu anlatmıştı.

İşte böylesine dar zamanlarınızda önüzde iki yol vardır: Ya herşeyi kabullenip köşenizde ölmeye uzanırsınız. Mutsuz, umarsız. Ya da makus talihinizi reddedersiniz, çıkınınızı alıp sırtınıza, maceralı, heyecanlı bir yolculuğa başlarsınız.

Aslında her iki yolun sonu da aynı, belli ve kaçınılmaz. Küll-i nefsin zaikat-ül mevt…

Bu yaşta yapman gereken sesini kesip, evin bir köşesinde sessizce oturmak, arada sırtını keseleyip önüne bir tas çorba koyarsa amenna!” diye akıl vermişti dostlardan birisi. Haklı. Sıcacık evde hakkın rahmetine kavuşurdum nasıl olsa, hemen hemen herkes gibi. Tanrım günahlarımı bağışlasın, ve tabi Yaradan’ın takdiridir ama bana biraz onursuz gelmişti böylesi sıradan bir ölüm.

Sırtımda çıkınım, vurdum kendimi yollara. Zor olmadığını söyleyemem, ancak sonrasında gördüm ki daha yaşanacak günler varmış.

Alışılmış düşünce biçimlerinden, kalıplaşmış demir statükolardan kurtulmak gerçekten zor. Hele koca bir ömrü öyle harcamışsanız.

Kolay değildir. Vazgeçemezsiniz sahip olduklarınızdan, ya da sahip olduğunuzu sandığınız şeylerden.  Ama olup ta vazgeçebilirseniz eğer, hala gönlünüzce yaşama şansınız olduğunu görürsünüz, tabi Yaradan izin verdiği müddetçe.

Korkularımızın esiri olmaktan bahsetmiştim epey önce, tekrarlamakta yarar var:

Korkularımız genellikle bizi yalnız bırakmazlar. Kişi olarak, aile olarak, millet olarak korkularımızın esiri olarak yaşamayı sürdürürüz çoğu zaman. Çünkü, ya geçmişimizde derin izler bırakan korku dolu anılarımız vardır, ya da hep kaybedeceğimiz şeyler gelir aklımıza. Hatta bazen sahip olmadığımız şeyleri kaybetmekten bile korkarız. …Eşyamız olur, didiniriz, mülk ediniriz dişimiz tırnağımız ile; bunları kaybetmekten korkarız. Eşyamızı, mülkümüzü yitirmekten korkarız, mülk dediğimiz şeyin belki de yarın yok oluvereceğini ya da yarın bizim yok oluvereceğimizi ve mülkün Allah’ın olduğunu ve kefenin cebi olmadığını aklımıza getirmek istemeyiz. İşimiz olur, işimizi kaybetmekten korkarız, işimizi kaybetmemek için her türlü onursuzluğa, haksızlığa, kötü davranışa boyun eğeriz. İşimizi kaybedersek aç kalacağımızı düşünürüz. Halbuki her boyun eğişte, kişiliğimizden, kendimize güvenden yitirdiğimizi ve bunun yeni işler, yeni geçim kaynakları bulmamızı zorlaştırdığını anlayamayız. … Ve eşimiz, çoluk çocuğumuz, sevdiklerimiz ya da sevdiğimizi sandıklarımızı da kaybetmemek için çırpınır çabalarız. … Ve işkence dolu hayatlara mahkum oluruz. …Dayatılan şartlar ve biçimler dışında düşünmekten ve davranmaktan, çizgi dışına, alışılmış kalıpların dışına çıkmaktan korkarız.korkular bizi korkunç bir cendereye mahkum eder. Boyunlarımızda ağır boyunduruklarımız, ait olduğumuz sürünün parçası olarak, nefes nefese görebildiğimiz menzile yürümeye çalışırız, ne tarafa ve neden yürüdüğümüzü bilmeden. Sürü dışında kendimizi çıplak, ürkek ve korkak hissederiz. … Mevcut durumun en iyi seçenek olduğunu savunuruz, en müthiş statükocu olur çıkarız. Çünkü en çok ta yenilikten ve değişimden korkarız.”                 http://www.yarimada.org/korku-biter-hayat-baslar-zeki-kivrak.html

Yokmuş, korkunun ecele faydası yokmuş, hala bunu söylüyorum.

Açarmış, Yaradan çaresizlere yeni kapılar açarmış, şimdi buna şükür ediyorum.

Aylar sonra şöyle bir baktığımda, şimdi boyunduruktan, cendereden, işkence dolu hayatlardan kurtulmanın ve, belli ki ömrü boyunca beni beklemiş, pıtırcık kalplere kavuşmanın sevincini yaşıyorum.

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*