yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Kasım 2019 Pazartesi
SON HABERLER
Korku Biter, Hayat Başlar… Zeki KIVRAK

Korku Biter, Hayat Başlar… Zeki KIVRAK

1970 ’li yıllar. Ortaokul sonları ya da lise emin değilim. 4-5 kişilik arkadaş grubumuzla Afyon’da, çarşıda yürüyoruz. Kendi aramızda şakalaşıyoruz, gülüşüyoruz. Bir anda kulağımda müthiş bir tokat şaklaması duydum. Ne olduğunu anlayamadan tokatlar art arda inmeye başladı. Adamın birisi, yanında karısı ve kızı, kıpkırmızı bir yüzle “Kızıma niye laf atıyorsun” diye girişti. Hayal meyal karısının ve kızının, “o bir şey yapmadı” diyerek adamı tutmaya çalıştığını, arkadaşların araya girdiğini hatırlıyorum. Ama temiz bir dayaktan kurtulamamıştım.
Suçum yoktu, arkadaşlar ile sohbete öylesine dalmıştım ki, yanımızdan geçerlerken aileyi görmemiştim bile. Ama ruhumda derin izler bırakan bu olayı hiç unutmadım. O gün bu gündür de hanımlardan korkarım, özellikle onların karşı cinsten olduklarını yani kadınsal özelliklerini düşününce.
Korkularımız genellikle bizi yalnız bırakmazlar. Kişi olarak, aile olarak, toplum olarak ve hatta millet olarak korkularımızın esiri olarak yaşamayı sürdürürüz çoğu zaman. Çünkü, ya geçmişimizde derin izler bırakan korku dolu anılarımız vardır, ya da hep kaybedeceğimiz şeyler gelir aklımıza. Hatta bazen sahip olmadığımız şeyleri kaybetmekten bile korkarız.
Sevdalanırız, sevgimizi bir türlü söyleyemeyiz, ya reddederse diye. Kendisi farkında olmasa bile sevdalımız, aklımıza düştüğü andan itibaren bizimdir çünkü, bizim olmuştur, kaybetmekten korkarız. Aşkımızı senelerce içimizde saklarız, hayalimizde sahiplenmek kaybetmekten iyidir diye düşünürüz. Aslında hiçbir zaman bizim olmadığını kabullenemeyiz.
Eşyamız olur, didiniriz, mülk ediniriz dişimiz tırnağımız ile; bunları kaybetmekten korkarız. Eşyamızı, mülkümüzü yitirmekten korkarız, mülk dediğimiz şeyin belki de yarın yok oluvereceğini ya da yarın bizim yok oluvereceğimizi ve mülkün Allah’ın olduğunu ve kefenin cebi olmadığını aklımıza getirmek istemeyiz.
İşimiz olur, işimizi kaybetmekten korkarız, işimizi kaybetmemek için her türlü onursuzluğa, haksızlığa, kötü davranışa boyun eğeriz. İşimizi kaybedersek aç kalacağımızı düşünürüz. Halbuki her boyun eğişte, kişiliğimizden, kendimize güvenden yitirdiğimizi ve bunun yeni işler, yeni geçim kaynakları bulmamızı zorlaştırdığını anlayamayız.
Evleniriz, eşimiz olur, eşimizi kaybetmekten korkarız. Çocuğumuz olur, çocuğumuz büyüyüp gidecek bizi terkedecek, unutacak diye korkarız, onu kaybetmekten korkarız. Ve eşimiz, çoluk çocuğumuz, sevdiklerimiz ya da sevdiğimizi sandıklarımızı da kaybetmemek için çırpınır çabalarız. “Sevdiklerinizi bırakın gitsinler, geri gelmiyorlarsa zaten hiç sizin olmamışlardır; geri geliyorlarsa işte o zaman gerçekten sizindirler” mantığını bir türlü kabullenemeyiz. Ve işkence dolu hayatlara mahkum oluruz.
İnsan olarak, toplum olarak, millet olarak bizi şartlandırmışlardır. Dayatılan şartlar ve biçimler dışında düşünmekten ve davranmaktan, çizgi dışına, alışılmış kalıpların dışına çıkmaktan korkarız. Din, ahlak elden gidiyor diye korkarız. Milli değerler, cumhuriyet yıkılıyor diye korkarız, Şeriat geliyor diye korkarız. Sonuçta da en çok, hırsızın “hırsız vaaar”; ırz düşmanının “vurun kahpeye”; Atatürk düşmanlarının “kuvayi milliye ruhu nerede?”, ateistlerin de “din elden gidiyooor” diye bağırdıkları bir ülke haline geliriz.
Ve bu korkular bizi korkunç bir cendereye mahkum eder. Boyunlarımızda ağır boyunduruklarımız, ait olduğumuz sürünün parçası olarak, nefes nefese görebildiğimiz menzile yürümeye çalışırız, ne tarafa ve neden yürüdüğümüzü bilmeden.
Sürü dışında kendimizi çıplak, ürkek ve korkak hissederiz. Ama sürü içerisinde ve onun parçası olarak, mevcut değerlerimizi savunmakta aslan kesiliriz. Mevcut durumun en iyi seçenek olduğunu savunuruz, en müthiş statükocu olur çıkarız. Çünkü en çok ta yenilikten ve değişimden korkarız.
Geç kalmışım, ancak okuyabildim. Kelile ve Dimne. Milattan önce 100 yıllarına kadar uzanan geçmişe sahip, hayvanlar üzerinden Hint folk masalları anlatan bir kitap. La Fontain büyük ihtimal bu kitaptan ilham aldı kendisini çok ünlü yapan Fabl ‘larını yazarken. Bir ihtimal de, Hz. Mevlana’yı ziyaret ederken Şems-i Tebrizi nin koltuğunun altındaki kitaplardan birisi idi bu kitap, herkese tavsiye ederim.
Kelile ve Dimne de, kıssadan hisselerle 14 konu başlığı altında hikmet bilgileri veriliyor. Konu başlıklarından birisi de “Korku biter hayat başlar.”
Çok etkilendim ve kendi korkularım aklıma geldi. Fani dünyada nelerden, niye korktuğumu sorguladım bir kez daha. Ve Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmamaya karar verdim. Yaradan ‘dan korkum ise daha çok saygıya ve sevgiye yönelik.
Belki biraz geç oldu ama 54 yaşımdan itibaren de olsa, artık korkmadan yaşamak istiyorum. Böyle biline.

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Wordpress Tema

Escort Eskişehir

Adana Escort

Adana Eskort

Escort Ankara

Escort

Kayseri escort

Mersin escort

escort Adana

Bodrum escort