yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
19 Ağustos 2019 Pazartesi
SON HABERLER
Kör Öfke…Zeki KIVRAK

Kör Öfke…Zeki KIVRAK

Stephen King ‘in “Langoliers” diye bir yapıtı var.
Uzun bir uçak yolculuğunda, zaman çarpılması (time warp) nedeniyle sadece uyuyan yolcular sağ kalırlar. Onlar da zaman sarmalında kaybolur giderler. Dış evren vardır ama ne onlar dış evrenin, ne de dış evren onların farkındadır.
Yeni dünyada göçmen olarak yaşadığım 1995-2005 yılları benim için böylesi bir dönemdir.
Sadece oğlum, eşim ve kendimden oluşan küçücük bir evrende geçirilen on koca yıl, müthiş zorlu ama bir o kadar da onurlu bir mücadele. Dış dünya’yı tamamiyle unuttuğum, dış dünyanın da beni unuttuğu bir dönem benim için.
Dünyamızın ve Türkiye ‘mizin yeniden şekillendiği yıllar da işte bu zaman tüneline düşüp te kaybolduğum zaman dilimine rastlıyor.
Bu dönemde düşüncelerimde iki yönde radikal değişiklikler oldu.
Bunlardan ilki ABD ye bakış açımdaydı; her ODTÜ ‘lü de doğal olarak var olan, birlikte doğup büyüdüğüm klasik Amerika düşmanlığı idi; ki bu duygularımı 2000 ‘li yıllara doğru kaybettiğimi farkettim. Alışılmış düşünce kalıplarının ve sahip olduğum önyargıların o ülkeyi açıklamadığını yaşayarak öğrenmiştim.
Temel insan hak ve özgürlüklerinin, gerçek anlamda barışın ve insana saygının oralarda yaşayanlar için ne denli önemli olduğunu artık anlamıştım. Detaylarına girmeyeceğim.
Düşüncelerimdeki diğer önemli değişiklik ise, Türkiye ‘deki siyasi dalgalanmalarla ilgiliydi.
Bilemiyorum, belki biraz kızgınlık, kırgınlık ta vardı içimde. Belki de kardeşin kardeşi kurşunladığı, öldürdüğü, yaktığı yıllarda geçen öğrencilik, ayakkabı alamayacak kadar parasız geçen ve yarıda kalan bir akademik kariyer denemesi, yolsuzluğun, hırsızlığın, haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliğin en önemlisi de çeteciliğin hüküm sürdüğü doksanlardı beni ülkemden koparıp yeni dünyalara yelken açmaya iten nedenlerin başında gelen.
Bu nedenle de, hızlı geçen keskin solcu öğrenci geçmişime rağmen siyasetten iğrenir olmuştum. 7-8 sene hiç bir şekilde siyaseti aklıma bile getirmedim, getirmek istemedim.
Yine detaylarına fazlaca girmek istemem ama, galiba bunda uzaktan olayların daha net görülebilmesi olgusu var diye düşünüyorum. Örneğin medyanın nasıl da korkunç bir silah olduğunu, insanların düşüncelerinin birilerinin istedikleri biçimde eğip bükebildiklerini anlayabiliyordunuz. Tiril tiril bir Baykal’ın yamuk, pejmürde kılıklı, satirik bir gazete yönetmeni karşısında ezik büzük görüntüsünü hiç unutamam. Çünkü Sayın Baykal, karşısındaki yılışık adamın elindeki müthiş silahın gücünü bal gibi biliyordu.Nitekim sonraları ciddi şantajların kurbanı oldu.
2002 de meydana gelen siyasi depremde ilk aklıma gelen, oluşan yeni alternatifin çamura, batağa saplanmış Türk siyaseti ve de kimselerin ciddiyetinin farkında olmadığı Kürt problemi (Türkiye ciddi biçimde parçalanmak üzere idi) açısından Türkiye için bir umut olabileceğiydi.
Önyargısızca olanları uzaktan izlemeye başladım.
2004 ten itibaren Türkiye ye sık sık gelip gitmeye başladım ve ülkedeki olağanüstü değişikliklere gelişmelere bizzat tanık oldum. Ön yargınız yoksa, kör öfkeniz yoksa bu değişiklikleri gelişmeleri görmemeniz mümkün değil. Ama kör öfke gerçekten gözleri kör ediyormuş, bunu anladım. Kör öfkeden kurtulamamışlarımız Türkiye’nin son on yılda gerçekleştirdiği mucizeyi göremiyorlar. Türkiye’nin artık gelişmiş bir ülke olduğunu kabullenemiyorlar.
Ben işte bu kör öfkeyi kaçırdım. Yakın çevremde, ailemde, arkadaşlarımda, dostlarımda dizginlenemez hale gelen Tayyip Erdoğan öfkesini anlamakta hep zorlandım, halen de çok ama çok zorlanıyorum.
17-25 Aralık sonrası son iki yıllık süreç çok olağandışı. Olaylar, dünya hukuk ve siyaset tarihine geçebilecek, üniversitelerde ders olarak okutulacak kadar sıradışı. Dünyada başka bir örneği yok ve sonuçlarının ancak birkaç onyıl kadar sonra değerlendirilebileceği şeyler. Bırakalım tarih yargılasın.
Ancak, saplantılarımızdan kurtulup sahip olduklarımızın kıymetini bilmemiz gerekiyor.
Bir an için gözlerinizi kapatıp bir zaman tüneline girdiğinizi varsayın, öfkelerinizden kurtulun. Sadece kendi yaşantınızı, ailenizi, yakın dostlarınızı düşünün. Çocuklarınızı, torunlarınızı düşünün.
Sevdiklerinizin hangi zaman diliminde yaşamalarını isterdiniz?. Bugünün Türkiyesi’nde mi, yoksa 15 sene öncesinin üçüncü dünya ülkesinde mi…
Soru bu kadar basit…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*