yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
6 Haziran 2020 Cumartesi
SON HABERLER
KLAZOMENAİ’li ANAXAGORAS ve “BİZ”

KLAZOMENAİ’li ANAXAGORAS ve “BİZ”

Tarih: M.Ö. 500. Tarihe adını verecek bir sima. Filozof Anaxagoras. Nam-ı diğer Klazomenai’li Anaksagoras! 72 yıllık hayatını “ilim”e adamış biri.

Soylu bir ailenin evladı. Servetinin biri bin para. Yerinde olacak birisinin hayatını sefa içerisinde geçirebileceği imkanına karşılık o ne yapıyor? Tüm malını, mülkünü bilim için harcıyor.

Hayatının ilk dönemiyle ilgili olarak başına gelen en ilginç olay, M.Ö.468’de dünyaya düşen bir “göktaşı” üzerine yaptığı incelemedir. Belki de hayatını yönlendirecek olay! “Atina’ya felsefeyi götüren ilk adam” belki bu yüzden Atina’dan kovalanacaktı! Ne göktaşı ama..

Dedi ki: Bu göktaşı kızgın bir taş kitlesidir. Ve güneş ve ay da dünya gibi bir gezegendir! Sen misin bunu diyen! O dönemki Yunan dünyası için Tanrı vasfındaki güneşe dil uzattığı için dinsizlikle suçlandı, Perikles sayesinde kurtularak bugünkü Çanakkale yakınında Lapseki’ye geldi. Derslerini buradan devam ettirdi. Lapseki, bu büyük adama gerekli değeri göstermiştir. Uzun yıllar boyunca bayram kutlamaları şeklinde sevgilerini göstermeye devam ettirmektedirler. Biz Klazomenai’li Anaksagoras’a ne kadar önem veriyoruz? Değer verdiğimiz kesin de “önem?”

“Doğa Üzerine” adında bir tek kitap yazmış olan bu büyük adam 22 fragmanla düşüncelerini bize ulaştırmıştır. Bu fragmanların bize ulaşmasını M.S.5. yüzyılda yaşamış Simplikios’a borçluyuz. Kendisi aynı zamanda usta bir Aristoteles yorumcusudur.

Evren, doğa, oluş üzerine “devrim” niteliğinde çalışmaları Anaxagoras’ımıza “üstad” olma niteliği kazandırmıştır. 72 yıllık hayatını bilime ayıran gerçek bir filozof! Bir hemşerisi olarak O’nunla ne kadar övünsek azdır. Felsefesinin temeline “tohum” kavramını yerleştirdiğini görüyoruz. “Hiçten hiçbir şey meydana gelmez.” Demek o dönem için her babayiğidin harcı değil! Yeniçağ’ın usta evrim teorisyenlerinden yüzyıllar öncesine ait bir düşünce! Akıllı olanların okuyup feyz aldığı bu büyük adamla ne kadar övünsek az. Bir tek heykelle geçiştirilebilecek bir “babayiğit” değil!

Neler söylemedi ki?

– Her şeyde her şeyden bir parça vardır.

– Her şey, her şeyde karışmıştır.

– Bir alemde bulunan şeyler birbirinden, ne soğuk sıcaktan, ne sıcak soğuktan bir baltayla bölünmüş ve kesilmiş değildirler.

– Ay’ın üzerinde aydınlık getiren Güneş’tir.

– Görünen şeyler, görünmeyen şeyleri gösterir.

– Dikkat etmek demek, insanın kendi ruhuna bakması demektir.

Söylediği her söz “Rönesans” niteliğindedir. Neler neler.. Güneş ve ay tutulması ile parlaklık ölçümleri.. Ay’ın topraktan oluşmuş olduğu, düzlükler ve çukurlarla kaplı olduğu.. Samanyolu’nun güneşin bir yansıması olduğu.. Akan yıldızların gök kubbesinin hareketi yüzünden sıçrayan kıvılcımlar olması.. Depremin nedenini araştırarak, arzın üzerindeki havanın altındaki havaya çarpma sonucunda oluştuğu.. Dünya’nın yassı olması.. Güneş, ay ve yıldızların alevlenmiş taşlar olduğu..

Yani.. Yeni yüzyılın bilimsel çalışmalarının yapıtaşını üstad Anaximandros’ta görmekteyiz. Rönesans’a Rönesans denmesinin karşılığı burada. “Ben her şeyi sıfırdan inşa ettim” demek deli saçması değil midir? İlkçağ’ın “bilimsel” yaklaşımının en güzel örneği Klazomenai’li Anaxagoras! Eski Çağ’a “eskimiş” denemeyeceğinin bir kanıtı Klazomenai’li Anaxagoras! Urla’mızın parlaklığı hiç azalmayan “yıldızı” Klazomenai’li Anaxagoras! Sonsuza dek sürecek bir “aşk” Klazomenai’li Anaxagoras! Devrimci mi devrimci Klazomenai’li Anaxagoras! Bilimin en öndeki bir neferi Klazomenai’li Anaxagoras!

Bazı insanları sadece meydana koyulacak bir heykelle andım diyebilmek doğru olmaz. Büyük Atatürk’ümüzün dediği gibi “fikirlerin yoldaşı olmak” önemli olan. “Evet, böyle bir kişi yaşamıştı” demek, bilgi değildir! “Buraya O’nun heykelini koydum” demek “sahiplik” oluşturmaz. “Neyi, ne kadar biliyoruz?” sorusudur önemli olan.

Topraklarımızın değerini bilelim. Bu özel günde-23 Nisan- ulusumuzun ve topraklarımızın yakın tarihteki “filozofu” Ata’mızı anmak boynumuzun borcu! Eserlerine sahip çıkmak ve izinde yürümek kadim geleneğimiz! Çocuklarımız…Geleceğimiz.. Topraklarımızın “yeşeren tohumları”na, meyve vermiş ağaçları anlatmak görevimiz olmalı. “Hadi bakalım bu meyveleri öğrenin ve onlardan faydalanın” demek temel ülkümüz olmalı. Tarihimizle, yaşanmışlıklarımızla, büyüklerimizle ne kadar övünsek az. Tabi bu övünç gerçek anlamda olsun istiyorsak “öğrenmenin zekatı olan” “öğretmekle” işe koyulmalı ve hiç bitmeden bu öğrenime devam etmeliyiz.

Düşündük…Uğraştık…Didindik…Meyve verdik…Var olduk…

Cumhuriyetimizin müjdecisi “Büyük Meclis”in açılış yıldönümünü kutluyor, “yeşeren tohumlarımıza” bilimsel, düşünsel, aydınlık bir gelecek diliyorum…Sevgiyle yeşerin…

ENGİN YILMAZ

23.04.2020 URLA

PROF. MEHMET EMİN ÖZEL den

Sevgili Engin Yılmaz,

Prof Mehmet Emin Özel den yazınızla ilgili gelen mektubu yorumlar köşesinde yayınlamaya gönlüm razı olmadı. Sayın Özel yazınıza bence değerli bir katkı sağlamış. bu nedenle Yayın Yönetmeni olarak yazınızın altında tam metni bütün okurlarımızla paylaşıyorum.

Yasemin Tutal

Bu filozof-vatandaşı çanakkalede iken biz de (ben, osman demircan, edwin budding) biraz araştırmıştık. o konuda bir tebliğimiz* de oldu, bir zaman(2008) yapılan “lapseki değerleri simpozyumu”nda. buna yunanistanda da birileri katılmıştı ve eski yunancadan metinlerle, hem anaksagorasın (AG) Lapseki ( o zamanki adı lampsakos) hayatını.  Yunanlı tarihçinin (fizikçi de olabilir) söylediğine göre, sözü edilen göktaşı, o lapsekideyken MÖ 468’de geliboluda Keçideresi (Agais Potami) denen bir yere düşmüş. AG gidip incelemiş ve bunun -hala sıcak olduğuna bakıp- güneşten düşen bir parça olabileceğini söylediği için lapsekiden kovulmuş. (efsanenin başka versiyonu da bu,  en azından!).

biz fizik bölümünden bir kaç kişi (isimler yukarda), bu simpozyum sonrası  bu meteorun izlerini aramak için Gelibolu yarımadasında epey dolaştık. haritalarda Keçi deresinin bugüngü Münip deresi olduğu da anlaşılıyordu. oralardaki araştırmalardan bir şey çıkaramadık. 

AG’nin lapsekiden kovulunca atinaya gittiği (periklesle ilgili kısım başka bir şekilalacak o zaman. sanırım p.’nin ölümü üzerine atinadan ayrılmak zorunda kalıp tekrar lapsekiye döndüğü, bu kez iyi karşılandığı vs… diğer anlatılar arasında. 

meteorun izlerini bulabilseydik iyi olurdu. ama lapsekide bir dizi amatör arkeolog da faaliyette ve buldukları bazı şeyleri bize getirdiler. ama meteorun izlerine rastlayamadık.

(*)Lapseki Değerleri Simpozyumu Tebligleri, 2008, ÇOMÜ Yayınları.

Hakkında ENGİN YILMAZ

ENGİN YILMAZ 18-02-1974 İzmir doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde okudum. Mezun olduğumdan itibaren özel kurumlarda felsefe öğretmeni ve rehberlik-psikolojik danışman olarak çalıştım. Halen İzmir’de özel bir okulda felsefe öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Önceden yayınlanmış bir kitabım daha vardır. SİSTEM Yayıncılık tarafından 2004 tarihinde “ÖĞRENCİLER VE ÖĞRETMENLER İÇİN NLP” adlı kitabım 6.ayda 2.baskı yapıp beklenenin üzerinde ilgi görmüştür. İKİNCİ KİTABIM METİN ÇÖZÜMLEMELERLE FİLOZOF ATATÜRK yayınlamıştır. Eğitim camiasına felsefe öğretmeni olarak hizmet etmekle beraber, ulusal ve uluslararası projelerde çalışmalarda yer almaktayım. 1 erkek çocuk babasıyım. Atatürk’ün İzinde sonsuza kadar gitmeye and içmiş bir kişi olarak, ülkemize ve toplumumuza hizmet etmekten şeref duyuyorum. Mail: kartezyen2006@gmail.com

2 yorum

  1. Bu haftaki yazınızı da beğenerek okudum.Tarihimizi öğrenmeye yönelik yaklaşımınız çok önemli.Ancak bu salt bir ezbercilik olmamalı.Tarih felsefesini içeren bir tarih öğretimi düşünmeyi ve anlamayı kolaylaştıracaktır.Tarihte iz bırakan şahsiyetlerin bilinmesi gelecek nesillerin şuur kazanmalarını sağlayacaktır.Atatürk’ün “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça kendinde büyük işler yapmak için ilham bulacaktır” ifadesi de son derece anlamlı.
    Düşünmeye ve araştırmaya yönelik çalışmalarınızda muvaffakiyetler dilerim.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*